Yazılar

Makale: Mezuniyet Töreni; Arasat Meydanı

İsrafil (as) sur’a üfürmesiyle birlikte insanlık dirilmeye başlayacak ve koşar adımlarla arasat meydanına (yani mezun olacağımız) gideceğiz.

O gün İslamiyet okuluna kayıt yaptırmayanların için çetin bir günüdür. Keşkeleri bir hayli fazla olan o güne hazırlık yapmamıştır ve pişmanlıkla dirilecektir.

“Sur’a üflenince, kâbirlerinden Rabb’lerine koşarak çıkarlar.

Dediler; «vah bize, bizi yarattığımız yerden kim kaldırdı? İşte Rahman’ın vadettiği şey budur. Demek peygamber doğru söylemiş.»

Sadece bir tek nara olur, hemen onların hepsi huzurumuza getirilirler.” (Yasin, 51- 53)

Umut bekleyen, umudunu yitirmiş, hiç umudu olmayan, kör olarak dirilen, umudu güçlü olan, liderlerini ilahlaştıran, putları aracı yapan, cimrilik yapan, mal yığan, bu zorlu güne hazırlık yapan herkes koşar adımla Rablerinin huzurundalar.

Yeni, ölümsüz, sonsuz ve kalıcı beden verilmiştir insana.

Ruh ve beden hiç ayrılmamak üzere beraberler. Cehennemlik olanlar ise yeni yaratılıştan hiç memnun değiller. Ölümü ve yok olmayı isterler ve bugünü yalanladıkları ve kâfir oldukları için çok pişmanlar. İslamiyet okuluna kayıtlı olmadıkları için hesap sorulmadan direk cehenneme atılırlar. Onlar için helal ve temiz olan hiç bir yiyecek, su, meşrubat tadamazlar; çünkü temiz yiyecek ve içecekler cehennemliklere haramdır. Yiyecekleri kaynar su, irin, zakkum meyvesi ve darı dikenidir. Serbest halde değiller zincirlere vurulmuş, boğazlarında halkalar ve sürekli azap görürler. Dünyada yaptıkları zalimliklerin karşılığını bulurlar. Cehennemden çıkma diye hiç umutları yoktur ve sürekli azap içinde kalırlar.

“Biz onların boyunlarına halkalar geçirdik. Çenelere kadar dayanan o halkalar yüzünden kafaları kalkıktır.” (Yasin, 8)

İslamiyet okulunda okumayanların hayatı dışarıdan bakıldığında sanki şaşalı bir hayat gibi görünür.

Dışarıdan bakanın aslında serap gördüğünün farkında olmayışı, o hayatın içinde olan kişinin de serap hayatı yaşadığını bu mezuniyet törenlerinde anlayacaklardır. Dünyada iken de temiz yaşamadılar, haramlarla geçen bir ömür tükettiler. Şimdi ise o tükettikleri hayatın bedelini ağır bir şekilde ödeyecekler. Yedikleri ve içtikleri kendilerine ve bedenlerine zarar veren alkol, uyuşturucu, domuz eti gibi insanlara zarar verecek şeyler, zalimlikler, zina, fuhuş, faiz, vs. ile ömürlerini geçirdiler.

Temiz yiyecek ile beslenmedikleri için sonsuz kalacakları yurt cehennemde temiz yiyecek bulamazlar ve sürekli azap içinde olacaklar. Kendi nefislerine zulmettiler ve Allah’ın yaratmış olduğu bedene ve ruha zalimlik yaptılar, yani fıtratın dışına çıktılar.

“Cehennemlikler cennetliklere Bize biraz su ya da Allah’ın size sunduğu yiyeceklerden biraz bir şeyler ikram ediniz? diye seslenirler. Cennetlikler ise «Allah her ikisini de kâfirlere haram kıldı»” derler. Araf 50.

Haramlarla beslenen insanlar zalimleştiler, kendilerine, yakınlarına, çevredekilere zarar verdiler, yani zulmettiler.

Halbuki iyiliği, yardımı, hoşgörüyü, merhameti tercih etselerdi hem kendisi kazanacaktı, hem de yakınlarının kurtuluşuna vesile olacaktı. Bu zor günü hesaba katmamış, yaratıcının uyarılarını dikkate almayan bir hayatı tercih etmişlerdi.

Dünyadaki kariyerleri ne olursa olsun, mezuniyet törenlerinde er gibi sıradan insan olacak. Tabî ki dünyadaki kariyerlerin hakkını vermeyenlerin faturası da ağır olacak. Orda haksızlık yok, zerre kadar iyilik veya kötülük önüne gelecek. Hiç kimseye haksızlık edilmeyecek o mahkemenin sahibi olan;  Allah yargılayacak insanları.

Düşünün; büyük bir meydan, dünyada yaratılan tüm insanlar bu meydanda yeryüzü şekil değiştiriyor, yani kıyamet sahnesini yaşıyoruz. Gökyüzü gezegenler, yıldızlar, güneş ve ay parçalanıp dökülmesi, yeryüzünde dağlar parçalanıyor, büyük deprem her taraf dümdüz oluyor. Tüm insanlık dehşetle bu olayları izliyor.

Mahkeme kuruluyor, cennet ve cehennem getiriliyor. Kirâmen kâtibin melekleri herkese defterlerini, kitaplarını, karnelerini, diplomalarını vermek için hazır.

Büyük törende; herkes merakla kitabım sağından mı solumdan mı verilecek telaşında. Şahitler orda, kimse yalan söyleyemeyecek, yalan konuştuğu anda bedeni devreye girecek ve elleri, ayakları veya derisi konuşacak. Şeytan da orada, onula yüzleşeceğiz. Kimse kimseyi hatırlamayacak ve herkesin kendine yeter derdi olacak.

Kimler var demek yerine kimler yok ki; halkını adaletle yönetmeyen idareciler, hakimler, savcılar, müfettişler, müdürler, amirler, memurlar, işçiler, ameleler, zenginler, patronlar, gayri meşru babalar, tefeciler, cimriler, cömertler, hakkı yenenler, zalimler, zülüm görenler, doktorlar, hemşireler, katiller, işkenceciler, velhasıl tüm meslek erbapları vs. eksiksiz herkes orda yaptığı kötülükler ve iyiliklerde orada.

Artık hesap verme günü hiç kimseye kıl kadar haksızlık yapılmayacak. Hesapları hızlı bir şekilde görülecek. Sevk edilecekleri yer, kişinin amellerine göre belirlenecek. Cehennem 7 tabaka, cennet ise 8 tabaka. Cennet ve cehennem arası Arafta olacaklar da var geçici olarak. Sevkler guruplar halinde yapılacak.

Cennet ehli selamla karşılanacak. Cehennem ehlini ise sert, katı ve acımasız cehennem zebanileri karşılayacak.

İslamiyet okulundan mezun olanların sevinçli günüdür o gün. İsimleri okunup tek tek diplomaları verilecek, ne kadar başarı gösterdikleri kitapta, yeni not defterinde kayıtlıdır ve derecelerine göre cennetteki makamlarına kavuşurlar.

İslamiyet okuluna kayıt yaptırmayanlar veya İslamiyet okulunu terk edenler, zayıf dolu diplomalarını alırlar ve derecelerine göre cehennemdeki yerlerine götürülürler.

Mezuniyet törenlerinde en çok “keşke Rabbim için önden gönderseydim” yani infak etseydim diyecekler. Fidye olarak sadece amelleri var, o’da Allah rızası için yapılan ameller. Orada ki ameller çok değerli olduğu için kişi dünyadaki sevdiklerinden kaçar.

Sûr’a üflenince, Allah’ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde ne varsa hepsi ölecek. Sonra ona bir daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayağa kalkmış bakıyorlar!

“Yeryüzü, Rabbinin nûru ile aydınlanır, kitap konulur, peygamberler ve şahitler getirilir ve aralarında hakkaniyetle hüküm verilir. Onlara asla zulmedilmez.” (Zümer, 68-69)

“Herkes ne yaptıysa, karşılığı tastamam verilir. Allah, onların yaptıklarını en iyi bilendir.” (Zümer, 70)

“O küfredenler, bölük halinde cehenneme sürülür. Nihayet oraya geldikleri zaman kapıları açılır, bekçileri onlara: Size, içinizden Rabbinizin âyetlerini okuyan ve bugüne kavuşacağınızı ihtar eden peygamberler gelmedi mi? derler. “Evet geldi” derler ama, azap sözü kâfirlerin üzerine hak olmuştur.

Onlara: İçinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin; kibirlenenlerin yeri ne kötü! denilir.”  (Zümer, 71-72)

“Rablerine karşı gelmekten sakınanlar ise, bölük bölük cennete sevk edilir, oraya varıp da kapıları açıldığında bekçileri onlara: Selam size! Tertemiz geldiniz. Artık ebedî kalmak üzere girin buraya, derler.

Onlar: Bize verdiği sözde sadık olan ve bizi, dilediğimiz yerinde oturacağımız bu cennet yurduna vâris kılan Allah’a hamdolsun. İyi amelde bulunanların mükâfatı ne güzelmiş! derler.”  (Zümer, 73-74)

Rabbim sıkıntısız bir şekilde o çetin güne hazırlanmayı; imtihanı geçecek şekilde geçer diplomayı (Amel defteri) sağ taratan almayı cümlenize nasip etsin.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu