Yazılar

MAKALE: KORKULARA MAĞLUP OLMAK!

KORKULARA MAĞLUP OLMAK!

İnsanı korkut her türlü haksızlığı yap.
İnsan zaten modern köle olunca istediğini yaptırırım mantığı. Av olan razı, avcı zaten razı. Fıtratı bozulmuş, Allaha inançsız bir hayat ve korku impatorluğu yaygınlaştır, dönüşmeye devam et. Ademoğlunun ihtiyacı ne diye sormak lazım. Adem as’dan günümüze kadar gelen insanlığın ihtiyacı hiç değişmemiştir. Kuru bir ekmek, su, avret yerini örtecek elbise ve barınacağı ev. Yaşamını devam ettirecek ihtiyaçlar.

Peki bu kadar korku niye var insanda? Falanca ne der endişesi ve korku; korku sayımızı fazlalaştırdı. Bunların başında geçim korkusu, hastalık korkusu, kaybetme korkusu, kazanamama korkusu, karanlık ve mezarlık korkusu, başarılı olamama korkusu, kıtlık ve kuraklık korkusu ve ölüm korkusu.

Adem babamızın ve annemizin cennette iken korkuları yoktu. Dünyaya inince tekrar varamama yani cennete tekrar girememe korkusu ve endişesi sarmış dua etmişlerdi.

(Adem ile eşi) dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.
Allah: Birbirinize düşman olarak inin! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır, buyurdu.
“Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve orada (diriltilip) çıkarılacaksınız” dedi.
Araf 23 24 25.

Acaba biz de cennete girememe endişesi ve korkusu taşıyor muyuz? Taşımadığımız bir geçek maalesef. O kadar çok korku ürettik ki cennete girememe korkusunu ve endişesini duyamıyoruz.

Evlerimiz ve yaşantımız, gerçek olan ahireti hep erteletmiştir. Evlerimizdeki falanca ne der diye çoğunu kullanmadığımız eşyalarımız israf, moda, lüks ve konfordan vazgeçmedik. Sürekli ev eşyaları, kendi giyeceğimiz eşyaları yeniledik. Kendimizi ve ruhumuzu yenilemedik cesedimizi süsler olduk. Böyle olunca kaybetme ve bir çok korkular ürettiğimizle yaşıyoruz.

Allah korkusu hani önceliğimizdi? Ümit ve korku ile yaşayacaktık! Adem ve eşi gibi dünyada endişe taşıyıp Allah’a kul olup O’nu razı edecek amellerle takip edecektik. “Hani ölümden değil imansız ölmekten korkacaktık.” Hani kendimizi bize verilenleri israf etmiyecektik. Hani olanla yetinip, hayatımızı devam ettirecek kadar yiyecektik. Hani zevk ve sefalarımızı cennete bırakacaktık. Bizim olmayana göz dikmeyip, bizde olanı da paylaşacaktık. Hani yatırımı dünya ile ahiret merkezli yapacaktık.

“Havf korkanın güçsüzlüğünden, haşyet korkulanın yüceliğinden kaynaklanır.“

O zaman niçin ulu Allah’a gerektiği gibi kulluk yapmıyoruz? Asıl korkulması gereken, kendisi gibi güçsüz insanı yüceltmek, sonra da bize zulmeder korkusuyla itaat eder olmak. Pandemi dolayısıyla insanlar küreselcilerin her dediğini yapar oldu; çünkü zengin ağadırlar. Allah’ın dediği ise önemsenmez oldu. İnsan yaşadığı hayatın görünür kısmından korktu ve bir çok korkularını kendi üretti ve sonsuz cehennem azabından korkmadı ve kendinden çok uzak gördü.

Mal elde etti, kaybetmekten korktu, evlendi ve çoluk çocuğu oldu, kaybetme korkusu sardı, mülk aldı, elimden gider diye korktu, araç aldı, kaza yaparım korkusu sardı ve bu kadar korkulardan sonra tabii ki ölmekten korktu.

Batılılar islamafobi ürettiler her sakallı ve çarşaflıyı potansiyel suçlu olarak gördüler.
Oysa ki demokrasi adına islam beldelerinde ölüm kustular. İslam beldelerinde yaşayanlara sorsak korku nedir diye? Onlar her gün ölüm korkusu yaşadılar ya işkencehanelerde yada bir evde bomba düşer korkusu. Batılı bunları yaşadımı da müslümanlara suçlu gözüyle bakıyor.
Korktukları başına gelecek Allah’ın acelesi yok. Pek yakın olsa gerek.

İnsan nereye yatırım yaparsa elimden gider diye korku taşır. Yatırımlarını dünyaya yapanlar kazanmış görünse bile kaybetmişlerdir. Yatırımı ahiret merkezli yapanlar hiç kaybetmemişlerdir. Allah için verenler korku duymayacak ve vâd edilen cennetle sevineceklerdir.

Ölümü öldürenler kimlerdir bilir misiniz?
Kınayanın kınamasından korkmayanlar, Allah yolunda infak edenler, canlarını cennet karşılığında satanlar, Allah yolunda şehadete yürüyenler, Kur’an ile büyük cihad edenler ölümü hep öldürmüşlerdir.

Korkaklar her gün, cesurlar bir kez ölür.

Allah buyurdu ki: İki ilah edinmeyin! O ancak bir İlah’dır. O halde yalnız benden korkun!
Göklerde ve yerde ne varsa, O’nundur, din de yalnız O’nundur. O halde Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz?
Nahl 51 52.

İşte o şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Şu halde, eğer iman etmiş kimseler iseniz onlardan korkmayın, benden korkun. Ali imran 175.

Günaha batmış kimseye şeytan ümitsizlik korkusunu aşılar ve insanı çaresiz bırakır.
Bu ümitsizlikle daha da günaha girer ve asıl korkulması gereken Allah’ın azabı. Sonsuz ve ebedi bilinmeyen korkuyu cehennemde duyar.

İki ilah edinme insana bir çok korku kapısını açar ve ilah edindiklerinide memnun edemez. Çünkü; menfaat ilişkisi olduğu için menfaatler ve çıkar ilişkileri bitince ortada kalır. Bu ahirette de böyledir. Bir insanın tek Allah inancı korkularını azaltır ve umudunu her daim taze tutar. Korku ve üzüntü olmayacağını Allah söz verir.

Bilesiniz ki Allah dostlarına asla korku yoktur; onlar üzüntü de çekmeyecekler.
Onlar ki, iman etmişler ve takvâya ermişlerdir, işte onlara hem bu dünya hayatında hem de âhirette müjdeler olsun! Allah’ın sözlerinde değişme olmaz; (öyleyse) en büyük kazanç budur. Yunus 62 63 64.

Bir insan ya Allah’ın dostudur, yada şeytanın dostu ortası yok.

Korkuları kendimizden savmanın tek çaresi Kâinatın sahibi Allah’a dost olmak. Dostu Allah olanın korkusu olur mu hiç? Olmaz tabi ki. Kişideki Allah inancı kendisini emin kılar.

İnsanların fobi diye ürettikleri korkuları var. Yükseklik korkusu, dar ve çukur korkusu, olmayan hayalet korkusu, cin korkusu, karanlık ve 13 sayısı korkusu, yılan, akrep, örümcek, fare, ve yırtıcı hayvan korkusu vs. İngiltere başta olmak üzere bir çok ülkede fobi tedavisi uygulayan yerler mevcut. Bu gibi hastalara sorsak bir çoğunda Allah inancını bulamazsın.

İnsan korku filmi izler ve korkular yaşadığı hayata yansıtır ne garip değil mi? Kendi parasıyla kendini korkutur.

Korku ile ümit arasındaki yaşam insanı dengede tutar. Hiç korkusu olmayan insanda aslında hastalar sınıfına yazılır.
Korku ve endişe insan fıtratında olan doğal şeylerdir. Aşırı olmamak kaydıyla. Misal araçla gidiyorsun tedbirli gideceksin bir keskin viraja geldin karşıdan hızlı araç gelir diye viraja tedbirli girersen sıkıntı olmaz. Korkmamak kazaya davetiye çıkarır.

İnsan bu üretir korkularını, sonra ürettiği korkulardan korkar. Halbuki insanlığın faydasına olacak şeyleri üretse hem kendi kazanacak hem de insanlık.

Rabbim korkulardan emin eyleyip O’nun istediği gibi yaşayıp korkusuzca imanlı olarak huzuruna çıkmayı cümlemize nasip etsin.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Enter Captcha Here :

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu