Bizi Dirilten AyetlerDerslerVideolar

Bizi Dirilten Ayetler En’am Sûresi 68-70. Âyetlerin Tefsiri

İlgili Makaleler

4 Yorum

  1. Merhaba

    İnsanlık tarihi boyunca, çobanların en büyük hayali, sürüyü zahmetsiz bir şekilde kontrol edebilme istek ve özlemleri olmuştur.

    Çünkü, uysal, korkak ve yönetilebilir iç güdüsel koyun tabiatı bile, zaman zaman sürüden ayrılıp daha gönlünce yerlerde otlamak ister.Ama bildiğiniz gibi sürüden ayrılanı kurt kapar. Ayrılmayanı kesip yerler.

    Kurt tarafından kapılma riski bir ihtimaldir.Ama çobanın peşindekilerin yüzde yüz akibeti bellidir.Ama kuzular bu işin felsefesini yapmaz. Yapamaz.Çobanın hayali, temelinde tüm yönetici sınıfın hayalidir.

    Kadim zamanlardan bu yana yönetici sınıflara aktarılan kolay yönetebilmeye dair sayısız reçete oluşturuldu.

    Her ne kadar birbirinden farklı öğretiler tavsiye edilmiş olsa da:

    Bu reçetelerin tamamının ortak, ilk kalemi ‘korku’dur.

    Korku derken bahis konusu olan ‘ölüm korkusudur.’

    Yönetici sınıf önünde sonunda ‘ölüm’ çağrıştıran her tür korku ile kitleleri yönetirler.

    Bu konuda en büyük sıkıntı ortada korkulacak hiçbir şeyin olmamasıdır.

    İşte, bu kötü zamanlarda aciz kalan yönetici sınıf için ‘toplumda korku yaratacak bir şeyler bulma’ tek çaredir.

    Bugüne kadar becerikli çobanlar, yüzlerce suni tehdit icat ederek toplumun en azından bir kısmını güde bilme imkanlarını muhafaza etmeyi başardılar.

    İcat edilen tehditlerin hemen hepsi ‘varsayım ve soyut kavramlardan’ ibaretti.

    Elbette, sadece etrafında olup biteni fark etmeyen, hayata ve hayatın işleyisine dair az bilgi sahibi olan kitleler dışında toplumun tamamını bu yapay tehditler ile korkutarak idare etmek mümkün değildir.

    Sorgulayan insanlar başa beladır.

    Öyle bir sihirli değnek olmalıdır ki!..

    Toplumun bütün katmanlarını korkutsun.

    Zengini, fakiri, alimi, cahili, kadını , erkeği, sosyalisti, faşisti, dinlisi, dinsizi…

    Alayı korksun!..

    Yalan, yanlış bütün direktiflerinize itaat etsin..

    İnsana dair tüm hak ve özgürlüklerinden feragat etsin.

    Bugüne kadar böyle bir sihirli değnek yoktu.

    Ama çok kötü bir şey oldu.

    Bu corona virüs salgını yönetici sınıfın eline o ‘sihirli değneği’ verdi.

    Beceriksiz yöneticiler bile bu değnek ile nüfusun tamamını kontrol etmenin dayanılmaz hazzına ulaştı.

    Alimi, cahili, zalimi, mazlumu..

    Kaz gibi, koyun gibi güdebiliyorlar.

    Bu sihiri öğrenmeleri çok kötü oldu..

    Çok kötü!..

  2. merhaba!
    Covid insanlığı teslim almak için bir “biyolojik ajan” olarak üretildi. İnsanlık “yargısız infaz”a tabi tutularak “ev hapsine” mahkum edildi.
    Maske ağzımıza, burnumuza değil, aslında gözümüze ve kulağımıza takıldı. İnsanlar gözleri var görmüyorlar, kulakları var duymuyorlar, kalpleri var hissetmiyorlar. İnsanlar Covid Korku Pandemisine karşı aşı, ilaç korkutuluyor,sürü psikolojisi ile hareket ediyorlar sanki.bu kuresel komploya karsi herkes sesini yukseltmeli,protesto etmeli.bu herkes icin insani ve islami bir gorevdir,sorumluluktur.MUSLUMANLAR OLARAK UYARI GOREVIMIZI YAPIYORUZ.HESAP COK YAKLASTI.

  3. “Sahi siz Demokrat mıydınız yoksa Cumhuriyetçi mi? Yoksa Demokratik Cumhuriyeti mi savunuyordunuz!? Bunları unutun, bunlar milattan önceki hikayeler.

    Geçin efendim, onlar “eski normal”de kaldı. “Eskiyi unutun, yeni yolu tutun”. Yeni normal dönemde bunların hiç biri olmayacak. Transhuman evresinde insan da eski insan olmayacak ki.

    Sahi Humanoidler oy kullanacak mı? Böyle soru mu olur? Kim oy kullanacak ki! Zaten birileri sizin beyninizi okuyacak, beyninize inanç ve bilgi, fikir yükleyecek, silecek. Ya da niye yüklesinler ki, siz artık bir nesnesiniz. Nesneler arası iletişim networku kurulacağı için, her saniyeniz izlenecek, kayıt altına alınacak.

    Hem siz eskiden “gerçek”lere göre karar veriyordunuz, “yeni normal” dönemde, artırılmış gerçek var. “Hangi gerçek”ten söz ediyorsunuz. Hem siz kim oluyorsunuz ki! Siz bir “Gender”siniz artık. Cinsiyetiniz bile belli değil. Alnınıza vurmuşlar mührü, “biyolojik cinsiyet” o Allah’ın “sizi bir erkek ve dişiden yarattım” sözü geçmişte kaldı. “İstanbul sözleşmesi” ile o ayet neshedildiği için (Haşa) siz kendinizi eğer “erkek” ya da “kadın” hissediyorsanız, o sadece bir “cinsel tercih” ve “cinsel yönelim”dir sizin için, isterseniz değiştirebilirsiniz!

    Siz şimdilik kendinizin erkek ya da kadın olduğunuza inanabilirsiniz. Özgürsünüz ama zaten artık eğitim yolu ile bu “algı”dan kurtarılacak çocuklarınız. Eğer direnen olursa beyninizdeki bu “kontrol dışı sapma” resetlenecek. Global Great Reset döneminin başlamasına az kaldı. Az sonra!

    Şimdiden “HES kodu” aldınız değil mi? Adım adım geliyorlar. Bir adım sonrası “Global Health Pass.” Uçağa bineceksin, resmi daireye gideceksin, HES kodun yoksa binemezsin, giremezsin. Başvurup alıyorsun. Ne var bunda, aslında vatandaşlık numaranla da izlenebilirsiniz. Hayır, bu global bir network, sanal global sağlık pasına geçiş. Yarın şu aşıyı olmayanlar yurtdışına çıkamaz, şehirden çıkamaz da diyecekler. Aşı olup olmadığını bu HES kodundan görecekler. Grip aşısı bir yalan. Mutasyona uğrayan bir biyolojik ajan söz konusu. Aşılarında kısırlaştırıcı maddeden söz ediliyor. Bir kere aşı olmak da yetmeyecek, her mutasyon için ayrı bir aşı, her topluma ayrı bir muamele. Birileri celladının bıçağını bileyliyor sanki! Bu sistemi kuran, yöneten, uygulayanlar da bu işin farkında değiller. Covid yalanı ile bir korku pandemisi üretip, insanlığı ev hapsine soktular. Çözüm de üretmiyorlar, evde otur, maske tak, fiziki mesafeye dikkat, sabun ve kolonya kullan. Toplantı ve gösteri de yasak. Gıda ve ilaç konusunda muhalefeti, eleştiriyi bile yasaklayacaklar ellerinden gelse. Covid var toplantı, gösteri yasak. Basın zaten 3 maymunları oynuyor, her şey kontrol altında. Uzay işgal ediliyor kimse farkında değil, Aşı’nın Covid komplosu ile ilgisini anlatmaya çalışıyorsunuz herkes susuyor. Akademi sessiz, Cemaat sessiz, STK’lar, Sendikalar, Meslek örgütleri sessiz, siyaset dut yemiş bülbül gibi, iktidarı muhalefeti hepsi 3-5 kişinin gözüne bakıyor. 5G’nin insanlığın, hayvanatın, bitkilerin başına nasıl bir bela olacağını anlatıyorsunuz, herkes birbirine bakıyor.

    Dikkat ediyor musunuz, Covid bahanesi ile hepimiz eve mahkûm edildik. Televizyon ve internet üzerinde bütün bir insanlık, eğitim, alışveriş, iş konusunda eğitiliyor.

    Bütün dünya ciddi bir tehdit altında. Birileri “Tanrıyı kıyamete zorluyor” sanki. Birileri tarihin sonuna giden yolda bir “medeniyetlerarası savaş” tehlikesinden söz ediyor. Birileri kutsal metinlerden geleceğe ilişkin işaretler bulmaya çalışıyor, kimi astronomiye ilişkin felaket okumaları yapıyor, kimileri astrolojiden söz ediyor.

    Gidişat iyi değil, onu söyleyeyim. Bizi bu gidişle ekonomik kriz, siyasi kriz, toplumsal kargaşa ile askeri gerginliklerle, terör ve suikastlarla etkisizleştirmeye çalışacaklar gibi gözüküyor. Topyekûn bir silkenişe ihtiyacımız var. İktidarı muhalefeti ile Cemaati STK’sı ile bilimi ve iş dünyası ile birbirimizle uğraşmayı bırakıp, bu global tehdit ve sistemin kıskacından, onların içerideki uzantılarından yakamızı kurtaramaz isek işimiz zor.

    Bakın bu kadrolarla, bu media, bu Cemaat yapısı, akademi, bürokrasi ile bir yere gidemeyiz. Def-i mazarrat celbi menafiden evladır. Allah’ın yardımı olmadan da bu girdaptan kurtulmamız çok zor. Çok zaman kaybettik, çok geç kaldık ve daha fazla zaman kaybına da tahammülü kalmadı bu işlerin. İnsanlar büyük oyunun farkına vardıklarında, onları zapt etmek de çok mümkün değil. Allah’ın yardımı da biz kendi halimizi değiştirmeden bize ulaşmaz. Allah bu cahiller, hainler, fasıklar, müfsidler, zalimler topluluğuna yardım etmez. Onların üstlerine pislik yağdırır, onların işlerini sarp dağlara sardırır. İçimizdeki beyinsizlere dur demezsek, korkarım onların işledikleri yüzünden bütün bir toplum büyük bir helak ile karşı karşıya kalır.

    Sosyal media’nın, toplum hayatının geldiği noktanın farkında mısınız. “Şeytan egemen bir dünya”ya doğru sürükleniyoruz. Sürükleyenler de “Biz ancak ıslah edicileriz” diyorlar. “İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridirler.” Bazı gerçekleri gözlerimiz var görmüyoruz, kulaklarımız var duymuyoruz, kalplerimiz var hissetmiyoruz sanki!

    Allah buyurdu ki, “Yeryüzünde bulunanların çoğu, kendilerine uyarsan, seni Allah yolundan saptırırlar. Çünkü onlar zandan başka bir şeye tâbi olmuyorlar ve temelsiz bir tahminden başka bir şeye de dayanmıyorlar.” (En’âm 116). Azınlık ya da çoğunluğa tabi olmak değil, asıl mesela, Hakk’a tabi olmaktadır. Din ve devlet büyüklerine mutlak itaatta da değil asıl çözüm. Asıl çözüm, Zandan sakınım Hakk’a, Hakikat’a tabi olmakta! Toplum Lut kavmine ya da Nuh kavmine benzemişse sizi ne Demokrasi ve ne de Cumhuriyet paklar. Hem zaten siz bir BİREY’siniz! Cinsiyetiniz bile belli değil. Siz artık bir GENDER’siniz. Evde otur, maskeni tak, fiziki mesafeye dikkat et, elini sabunla ve kolanya kullan!?. HES kodu’nu almayı unutma, yoksa adamı “godular mu oturturlar”!? Neyse, işte böyle, “Ahir zaman Peygamberi”, “ahir zaman Peygamberinin ümmeti”ne buyurdu ki, “Bildiğimi bilseydiniz, çok ağlar, az gülerdiniz!” Aman efendim aman, galiba ahir zaman! Selâm ve dua ile.”A.dilipak,yeni akit gazetesi.21.10.

  4. The Economist’in bir kapağı vardı, meçhul bir elin tuttuğu bir ip insanın boynuna geçirilmişti. İnsanın elindeki ip de köpeğin boynuna takılı. İnsanın da yüzünde maske var köpeğin de.

    Bana göre maske gözümüze takıldı, gerçeği görmememiz için. Ve varolan “pandemi” de bir “korku pandemisi”nden başka bir şey değil. Kime söz yetiştireceksiniz, Yeni Bretton Woods’cuların “Global Money Pass.”ına mı, bizde “HES kodu” diye başlatılan DSÖ’nün “Global Health Pass.”ına mı.. “Global Great Reset” öncesi, Covid lobisi boş durmuyor. Bir yandan Humanoidler hazırlanıyor, bir yandan Humanoid’lerin ve Starlink’lerin insanı nesneye dönüştürecek “Nesnelerin iletişim network’u”na giden yolda bizler bir yandan cinsiyetleri resetlenmiş birer bireye dönüştürülürken, öte yandan Chip’lenerek siborg’lara dönüştürülüyoruz. Daha fazla bilgi için: http://www.5gvirusnews.com

    Bütün bunlar olurken, dünya yargısız bir infazla insanlık ev hapsine dönüştürüldü. Okul, alışveriş ve iş sanal aleme taşındı. Bütün bunlar biz yaşarken oluyor. Bu ihanet merkezlerini sobeledik de ne oldu!. Hâlâ dört bir yandan saldırıyorlar ve dünyayı sun’i gündemlerle oyalamaya devam ediyorlar.

    Bakın, bu Covid dedikleri şey, Corona grubundan biyolojik ajan olarak üretilmiş bir biyolojik ajan. Zamanlaması, kozmik anlamda bin yılda bir gerçekleşen bir zamana denk geliyor. Bu kozmik evrede yeryüzünde daha fazla radyasyon oluyor. Buna bir de yerden ve gökten, insanların sun’i yollardan üretilmiş radyasyonlarla maruz kalmaları ile zayıflayan öz savunma gücü karşısında her yerde bol miktarda ve birçok çeşidi ile birlikte varolan gribe yakalanıyorsunuz. İspanyol gribi çıktığında, insanoğlunun ilk kez karşılaştığı RF şoku ile büyük ölümler yaşandı. Bugün 5Gh şiddetinde bir maruziyet var. Buna bitki, hayvan ve insan bütün canlılar tepki veriyor ve bu durum bugün farklı bir mikrop salgını gibi gösteriliyor. Bu bir grib. Ama hastalığın ölümcül olması ve çok hızlı yayılmasının sebebi radyasyon. O hızlı orman yangınları da bitkilerin RF dalgalarına karşı terepentin salgılamasından kaynaklanan bir sorun. Kuşların ve arıların ölümü de bundan.

    Maske takan birinin yakınması şöyle: “Aşırı kilom sebebi nabız, tansiyon ve solunum sorunu yaşıyorum. Ve halen COVİD 19 konusunda bir risk taşımıyorum. Obeziteye karşı tedavi için diyet yapıyorum. Tedavi sürecinde daha fazla oksijene ihtiyaç duyuyorum. Hava ısısındaki artış ve rutubetle birlikte zaman zaman stres ve aşırı hareket halinde bağlı olarak nabız yükselmesi ve solunum güçlükleri yaşıyorum. Dolayısı ile sürekli maske takmam sağlığım açısından risklidir. Kalabalık içinde takıyorum, arada bir yalnız olduğumda maskeyi doktor tavsiyesi gereği çeneme indiriyorum. Astım ve yüksek tansiyon, akciğer yetmezliği olan hastalar için sürekli maske takmak sağlık açısından vahim sonuçlar doğurabilir. Ben bu konularda bilgi sahibi bir üniversite mezunuyum.Esasen maske takmanın sağlık açısından koruyucu olmadığı ve hatta risk oluşturduğuna ilişkin tezler de vardır. Maske taktığımda; daha az nefes / oksijen alıyorum, verdiğim karbondioksidi geri aldığımı hissediyorum, maskede mikrop yoğuşmasının sağlık açısından riskli olduğuna ve mevcut maskelerin malzeme, üretim standartlarının, kullanım süresi ve şekli, maskelerin imhasının gerekli standartlara uygun olmadığından faydadan çok zararlı olduğuna dair birtakım akademik makaleler okudum. Konuyla anti viral etkiye sahip bitkiler ve Fitoterapi’nin endemik tür bitkiler konusu niçin gündeme gelmiyor.”

    Mesela, maske yüzünden ceza yazılanlar arasında, maskesinin lastiği koptuğu için hemen takma imkanı bulamayan, maskesini takıp çıkarırken maskesi düşen bu maskeyi yeniden kullanmak istemediği için, ağzında maske bulunurken, hapşurma sırasında maskesi balgam olan kişinin maskesini kullanamamasından kaynaklanan sorunlar zaman zaman cezaya konu olabilmekte ve yurttaşla görevliler arasında tartışmaya sebeb olmaktadır. Bazan unutulmuş olabiliyor. İkaz olmadan ceza yazmak esasen hukuk sistemimizde tartışma konusudur. Ayrıca, Hasta Hakları çerçevesinde; sorunlar söz konusu. Sonuçta söz konusu olan Halk Sağlığıdır ve burada Hasta Hakları kuralları uluslararası sözleşme ve Bakanlık mevzuatı ve uygulaması ile garanti altına alınmış, “Norm Hukuk” statüsünde bir düzenlemedir ve hiçbir resmi karar, bu kuralın farklı bir şekilde yorumlanmasının gerekçesi olamaz. Genel hukuk ilkeleri, yerleşik hukuk teamülleri ve kamu yararı bu yöndedir. Kaldı ki zorunlu bir uygulamada uygulama giderlerinin kamu tarafından karşılanması gerekmez mi?.

    “COVİD-19 TEDBİRLERİ” çerçevesinde konu, sebep, yetki, amaç, usul ve şekil açısından yasalara aykırı olduğundan iptaline, uygulama kamu sağlığına zarar verdiğinden dava sonuna kadar yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep eden davalar açılmaktadır. Bu konuda Çin, İsveç ya da başka ülkelerde farklı uygulamalar da vardır. Esasen bir yandan ilaç, bir yandan aşı konuşuyoruz, ama tanı kitlerinin doğru çalıştığı hâlâ kanıtlanmış bir konu değil. Çünkü bu grib bazlı ve hesaba katılmayan RF’in provoke ettiği bir sağlık sorunu gibi görülüyor ama, arka planda bir de kişinin daha önce var olan hastalığı ile Covid ve RF ilişkisi sorgulanmıyor. Covid diye tanımlanan mikrop ve RF maruziyeti kısırlaşmaya sebeb olabildiği gibi, aşıların kısırlaştırıcı etkisi tüm dünyada yaygın bir endişe konusudur. Daha fazla bilgi için bakınız: http://www.dilipak.com

    Elbette maske, uzman kişilerce ya da meslek grublarına göre, kullanılması gerekli, önemli bir koruyucudur. Ancak kitlesel anlamda sivil kullanımda yarar yerine zarar verebiliyor. Kişiyi sağlık açısından baskılarken, mikroplu maskelerin takılıp çıkartılırken, tekrar tekrar kullanımı ve tıbbi atık olarak imhası gereken maskelerin sokakta dolaşması, fayda yerine zarara sebeb olabilmektedir. Hatta bazı tıp otoriteleri, “maske öldürür” diyor. Bazı profesörler, 5G’nin “Atom’dan daha tehlikeli” olduğunu söylüyor. Bakınız: Prof. Dr. Selim Şeker.

    Bu maskeler tam bir koruyucu da değil, grip; kulak, göz ve saç dibinde de yaşayabilir. Maske kullananların aslında eldiven de takması gerekir. Ele bulaşan mikrobu insanlar çevresine de bulaştırıyor.

    Kibriti gözünüze çok yaklaştırırsanız arkasında bir ormanı kaybedersiniz!. 5G dünya tarihinin en aptalca (tehlikeli) fikri” diyor,Washington Devlet (State) Üniversitesi, Biyokimya ve Temel Tıbbi Bilim dalı Emirütüs Prof. Martin L. Pall (Şubat 2019). Evet Dikkat! “5G doğayı, atmosferi ve insanları çok yüksek radyasyon dalgalarıyla çevirerek canlılığı tehdit edecek. Doğayı bozacak 5G’nin yaydığı radyasyon, mikrodalga radyasyonu etkisi yaparak özellikle derilerimiz bunu suyu absorbe eden sünger gibi çekiyor ve vücudumuzu tamamen etkiliyor. Cildimizin erken kırışmasına ve erken yaşlanmayı tetikliyor. Stresi artıracak, çocukları, hamile kadınları ve yaşlıları daha çok etkileyecek. DNA’larımız başta olmak üzere genetik yapımızı bozacak, kanserli tümör oluşumunu tetikleyecek, kalp ve beyin ritmimizi bozacak .”

    Biliyorum, söylediklerimizden de söylememiz gerekirken söylemediklerimizden de hesaba çekileceğiz. Ve ben bu tarihin en büyük komplosu karşısında uyarmayı seçtim.

    Selâm ve dua ile.
    A.Dilipak yeni akit.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu