Yazılar

SON BİR NASİHAT… NEFSİMİZE… MAKALE – Burhan PERK

SON BİR NASİHAT… NEFSİMİZE…

DAHA NEYİ BEKLİYORUZ?

Ey kalbi hâlâ atan, vicdanı hâlâ sızlayan kardeşim…

Daha neyi bekliyoruz?

Hangi acı, hangi feryat, hangi çığlık bizi uyandıracak?

Gazze’de bir annenin kucağında can veren bebeğin son nefesi mi? Arakan’da diri diri yakılan insanların kokusu mu? Doğu Türkistan’da kaybolan nesillerin sessiz çığlığı mı? Suriye’de enkaz altında kalan bir çocuğun “anne” diye haykırışı mı? Yemen’de açlıktan kemikleri sayılan yavrular mı? Lübnan’da, Filistin’de, dünyanın dört bir yanında yağmur gibi yağan bombalar mı? İran coğrafyasında yükselen savaşın yeni ateşi mi? Sözde ara verildi denilen anlarda bile yeniden başlayan saldırılar mı? Ateşkes denilip alay edercesine tekrar yağan bombalar mı?

Daha neyi bekliyoruz?

Kadınlarımızın izzeti ayaklar altına alındı. Kızlarımızın masumiyeti kirletildi. Nice iffetin çığlığı gecenin karanlığında susturuldu… Erkeklerimiz zindanlara atıldı, işkencelerle susturuldu. Elektrik verilen bedenler, tırnakları sökülen insanlar, günlerce aç susuz bırakılan müminler…

Çocuklarımız… Evet, çocuklarımız…

Kimi ekmek kuyruğunda vuruldu, kimi su taşırken can verdi, kimi daha konuşmayı öğrenemeden toprağa verildi. Kimi anne babasının parçalanmış bedenlerinin yanında sabahladı… Kimi kardeşinin cansız bedenini sarsarak uyandırmaya çalıştı…

Küçücük eller, oyuncak tutması gerekirken, tabut kenarına yapıştı…

Küçücük omuzlar, okul çantası taşıması gerekirken, su bidonlarıyla eğildi…

Küçücük bedenler… Taşıyamayacakları yüklerle sınandı.

Hastaneler vuruldu… İçinde bebekler varken kuvözler sustu… Elektrikler kesildi, oksijenler bitti… Ameliyatlar anestezisiz yapıldı… Yaralılar koridorlarda can verdi…

Ekmek fırınları hedef alındı… Su kuyuları kurutuldu… Temiz suya ulaşamayan insanlar, susuzluktan can verdi… Bir damla su için kilometreler yürüyen çocuklar yollarda düştü…

İlaçlar engellendi… Açlık bir silah olarak kullanıldı…

Camiler bombalandı… Kur’an-ı Kerim’ler yakıldı… Secdede olan insanlar şehit edildi…

Lübnan’da… “Durdu” denilen savaş yeniden alevlendi… Yine sivillerin üzerine bombalar yağdı… Yine evler başlarına yıkıldı… Yine anneler evlatlarını enkaz altından topladı…

İran hattında yükselen gerilim… Yeni acıların, yeni ölümlerin habercisi oldu… Ümmetin bir parçası daha ateşin içine sürüklendi…

Esirler… Hiçbir suç olmadan, hiçbir delil olmadan… Yıllarca zindanlarda çürütüldü… Anneler çocuklarından koparıldı… Çocuklar zincirlerle büyüdü…

Ve daha niceleri… Saymakla bitmeyecek zulümler… Yazmaya kalemin, söylemeye dilin yetmeyeceği vahşetler…

Bu nasıl bir dünya? Bu nasıl bir imtihan?

Babası hapiste olan çocuklar… Annesi şehit edilen yavrular… Kimsesiz bırakılan, hastane köşelerine terk edilen masumlar…

Ve biz… Ekran başında izleyenler… Belkide birkaç paylaşım ile vicdanını rahatlatanlar… Dua etmeyi bile ihmal edenler…

Ateşkes ilan ediliyor diyorlar… Ama bombalar susmuyor. Esirler bırakılıyor diyorlar… Ama ertesi gün yenileri alınıyor. Adalet diyorlar… Ama delilsiz, sebepsiz insanlar zindanlara atılıyor.

Mescitler kapatılıyor… Açık olanlarda bile ruhlar kilitli. Secde var ama kıyam yok… Namaz var ama şuur yok…

Bu, sadece fiziki bir işgal değil…

Bu, zihinsel bir işgaldir. Bu, kalplerin işgalidir. Bu, ümmetin ruhunun esaretidir.

Sosyal medya… Bizi uyandırması gerekirken uyutuyor. Hakikati göstermesi gerekirken algı üretiyor. Zulme karşı ayağa kaldırması gerekirken bizi koltuklarımıza çiviliyor…

Zihinlerimiz işgal altında… Kalplerimiz meşgul… Ruhlarımız yorgun…

Ve biz hâlâ soruyoruz: “Daha ne olması gerekiyor?”

Belki de cevap şudur… Daha fazlası olmayacak… Çünkü olması gereken zaten oldu…

Ama biz olmadık… Biz değişmedik… Biz ayağa kalkmadık…

Rabbimiz Allah (cc) buyuruyor: “Bir kavim kendini değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.” (13/Ra’d-11)

Peki biz kendimizi değiştirdik mi?

Günahlarımızdan vazgeçtik mi? Davamıza sarıldık mı? Birliğimizi kurduk mu? Tevhidi gerçekten hayatımıza geçirdik mi? Hayatımızdan birşeyleri değiştirdik mi?

Yoksa sadece yazıyor, konuşuyor muyuz?

Ey kardeşim… Onlar “Lâ ilâhe illallah” dedikleri için öldürülüyor… Biz neden öldürülmüyoruz?

Hiç düşündük mü? Yoksa biz “Lâ ilâhe illallah” demeyi sadece dilde bıraktığımız için mi? Yoksa kalplerimiz öldü de haberimiz mi yok?

Onların bedenleri toprağa düşüyor… Peki bizim kalplerimiz ne zaman düştü?

Onlar şehit oluyor… Biz neyin içindeyiz?

Evet… Bu soru ağırdır… Ama cevap vermeden kurtuluş yoktur.

Ey kardeşim… Bir de şunu düşün: Eğer bugün Resulullah (sav) aramızda olsaydı…

Zulme sessiz mi kalırdı? Mazlumların feryadını duymazdan mı gelirdi? Rahatına mı bakardı? Yoksa geceyi gözyaşıyla, gündüzü mücadeleyle mi geçirirdi?

O (sav)… Bir tek müminin acısını kendi acısı bilirdi. Bir tek çocuğun gözyaşı için ümmeti ayağa kaldırırdı. Zulme razı olmaz, zalime boyun eğmezdi.

Peki biz… Onun ümmeti olduğumuzu söylüyoruz… Ama onun gibi hissediyor muyuz? Onun gibi dertleniyor muyuz? Onun gibi mücadele ediyor muyuz?

Bu soru… Hepimizin önünde duruyor.

Ey kardeşim… Bu yazıyı bir nasihat çağrısı bil. Bu belki bir son ikazdır. Bu, kalpleri titreten bir davettir.

Bu yazı… Bir son yazıdır.

Artık söz bittiği yerdir. Artık bahanenin kalmadığı andır. Artık ya ayağa kalkacağımız… Ya da tamamen çökeceğimiz eşiktir.

Artık mesele sadece Filistin değil… Sadece Arakan değil… Sadece Doğu Türkistan değil…

Mesele Ümmettir. Mesele Tevhiddir. Mesele Allah’a (cc) kulluktur.

Eğer biz şimdi ayağa kalkmazsak… Eğer biz şimdi kendimize gelmezsek… Eğer biz şimdi Allah’a (cc) yönelmezsek…

Sadece topraklar değil… Kalpler de işgal altında kalmaya devam edecek…

Kıyam için ne bekliyoruz?

Bir mucize mi? Bir lider mi? Bir işaret mi?

Hayır… Beklediğimiz şey biziz. Değişmesi gereken biziz. Ayağa kalkması gereken biziz.

Bunun artık başka bir vakti yok. Acilen bir karar ver… Kalbini temizle. Günahlarını terk et. Tevhidi hayatının merkezine koy. Mazlumun yanında ol. Zalime karşı dur. Susma. Dua et. Ağla. Harekete geç…

Çünkü susmak, bazen zulmün en büyük ortağıdır…

Ve dua… Dua silahımızdır.

Allah’ım (cc) mazlumlara yardım eyle… Allah’ım (cc) zalimleri kahreyle… Allah’ım (cc) ümmeti uyandır… Allah’ım (cc) kalplerimizi dirilt… Allah’ım (cc) bize gerçek bir iman nasip et… Allah’ım (cc) bizi sadece konuşanlardan değil, yaşayanlardan eyle… Allah’ım (cc) korkaklıktan, gafletten, ataletten bizleri kurtar… Allah’ım (cc) çocukların gözyaşını dindir… Allah’ım (cc) annelerin feryadını rahmete çevir… Allah’ım (cc) esirleri özgürlüğüne kavuştur… Allah’ım (cc) bu ümmeti yeniden izzetine ulaştır…

Allah’ım (cc)… Bizi affet… Çünkü biz sustuk… Susturulduk… Çünkü biz geciktik… Çünkü biz gereğini yapmadık… Yapamadık…

Ama artık… Uyanmak istiyoruz… 🤲🏻

(Burhan Perk)
KUR’AN’A NEBEVÎ DÂVET

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir




Enter Captcha Here :

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Başa dön tuşu