Gafletin İçinde Ölümü Bekleyen İnsan… MAKALE – Burhan PERK

Gafletin İçinde Ölümü Bekleyen İnsan…
DUR!
Bu bir paylaşım değil… Sadece okunup geçilecek bir yazı da değil… Bu, çok ama çok ciddi bir uyarıdır…
“İnsanlar için hesap vakti yaklaştı; fakat onlar hâlâ gaflet içinde yüz çeviriyorlar.” (21/Enbiyâ-1)
Ey insan…
Seni suçlamak için yazmıyorum… Seni kaybetmemek için yazıyorum. Çünkü içinde bulunduğumuz zaman… sıradan bir zaman değil.
Gazze’de yanan ateş sadece binaları yakmadı… Sadece şehirleri yıkmadı… İnsanlığın yüzündeki maskeyi de indirdi.
Toprağa verilen çocuk bedenleri… Aslında bize şunu gösterdi: “medeniyet” diye övündüğümüz şeyin içi ne kadar boş…
Sen ise hâlâ günlük hayatın içindesin… Telefonuna bakıyorsun… Gülüyorsun… Plan yapıyorsun…
Ama farkında mısın? Ölüm sana doğru geliyor. Kabir seni bekliyor. Ve yarına çıkacağının hiçbir garantisi yok…
Kendine gel… Bu sözler sana ağır gelebilir… Ama hakikat çoğu zaman yumuşak değildir. İnsan çoğu zaman inkâr ederek kaybolmaz… Alışarak kaybolur…
Görmeye alışır… Duymaya alışır… Ve bir süre sonra… hiçbir şey hissetmemeye alışır. İşte asıl felaket budur.
Sana üzeri örtülmüş bir gerçeği açıkça söyleyeyim; Gazze’de olanlar sadece bir savaş değildir. Bu; yıllardır kurulan, büyütülen ve sürdürülen bir düzenin sonucudur…
Bir taraf sürekli güç üretirken… Diğer taraf sürekli yok ediliyor. Ve bu dengesizlik… tesadüf değil.
Bugün “özgürlük” ve “güvenlik” adı altında konuşan güçler… Dünyanın birçok yerinde korku ve terör üretmeye devam ediyor.
İsrail ve Amerika merkezli politikalar sadece bir bölgeyi etkilemiyor… Küresel dengeyi şekillendiriyor. Ama bu şekillendirme adaletle değil… Zorba bir güçle yapılıyor. Güç kontrol ister… Kontrol ise kriz üretir…
İran üzerinden yürüyen gerilim bize iki taraflı bir çatışma gibi sunulabilir. Ama dikkatli bak… Bu sadece iki ülkenin meselesi değil…
Bu; yılların biriktirdiği jeopolitik hesapların, enerji mücadelelerinin, ideolojik ayrışmaların sonucudur.
Her kriz… yeni bir müdahalenin kapısını açar. Her müdahale… yeni bir kırılma doğurur. Ve bu döngüde en çok kaybedenler… elinde silah olmayan insanlardır…
Şunu artık açıkça görmemiz gerekiyor: Sürekli savaş üreten bir dünya düzeni… tesadüf değildir. Bu düzen kurulmuş, beslenmiş ve devam ettirilmektedir.
Ama asıl mesele bu değil… Asıl mesele… Sen bu gerçeklerin karşısında nasıl bir duruşa sahipsin? Rabbimiz Allah (cc) soracak: “Neredeydin?” Yani… hakikat sana ulaşmışken sen ne yaptın? “Kalbin kiminleydi?” Mazlumun acısı sende bir iz bıraktı mı? “Hangi safı seçtin?” Hayatını neye göre konumlandırdın?
O gün geldiğinde… Ne paran konuşacak… Ne konforun… Ne de sürekli ertelediğin iyi niyetlerin…
Çünkü niyet, amele dönüşmediğinde… Sadece insanın kendini avutmasıdır. Tehlikeli bir rahatlık var… İnsan kendini şöyle kandırabilir: “Ben kimseye zarar vermiyorum…” Ama mesele sadece zarar vermemek değildir.
Mesele… hakikatin yanında durabilmektir. Çünkü tarafsızlık… çoğu zaman konforun tercihidir.
Ve unutma… İman sadece kalpte duran bir duygu değildir. İman; insanın bakışını değiştirir… önceliklerini değiştirir… hayatını değiştirir.
Eğer hayatında hiçbir şey değişmiyorsa… kendine şu soruyu sorman gerekir: “Ben gerçekten farkında mıyım?” “Onların kalpleri vardır ama onunla anlamazlar…” (7/A‘râf-179)
Şimdi dur… ve düşün… Kalbin neye alıştı? Neye karşı duyarsızlaştı? Seni gerçekten ne sarsıyor? Çünkü insanı kurtaran şey sadece bilgi değildir… O bilginin kalpte oluşturduğu harekettir.
Bu bir suçlama değil… Açık bir uyarıdır inşaAllah. Zaman daralıyor… Gaflet derinleşiyor… İnsanlık ağır bir imtihandan geçiyor…
Kendine dön… Kalbini dirilt… Duanı artır… Yapman gerekenleri erteleme…
Çünkü ölüm kapıyı çaldığında… “Bir dakika” deme hakkın olmayacak.
Burhan Perk
KUR’AN’A NEBEVÎ DÂVET



