Yazılar

Makale: Mutmain Olamayan İnsan!

İnsandaki mutmainlik rahat ve sorunsuz yaşam, ölümsüzlük. Süleyman (a.s.) atfedilen kıssada uzun yaşam mı yoksa vakti gelince ölüm mü tercihi sunulmuş ve yapılan istişare üzere şu söylenmiş: uzun yaşamak demek sevdiklerin hep ölecek ve yalnız kalacaksın tam alıştım derken yine yalnız kalacaksın oda vaktinde ölmeyi temenni etmiş ve bir değneğin üstünde vefat etmişti. Çünkü bu hayat imtihan üzerine kurulmuştur. Zorluk ve kolaylık, sevinç ve hüzün, imtihan olduğumuz için var.

Pekala niye bu imtihanı var etmiş Yüce Allah dersek? Çalışmadan bir şey elde edemiyoruz, çalışınca hak ediyorsun. Barınmak için ev inşa ediyorsun, yemek için hayvanat bakıyor ve ekip biçiyorsun. Bunlar hep çalışma ile oluyor. Evin ihtişamı, bahçenin ve hayvanların güzelliği seni cezbediyor. Dünya hayatında lazım olacak şeyleri elde etmek için mücadele ediyorsun ve kaybetmemeye çalışıyorsun.

Rabbimiz Allah bu dünya ve hayatındakileri bizlere imtihan için vermiştir. Nasıl bir yol izleyeceğimiz ise peygamber ve kitapla detaylı bir şekilde anlatmıştır. Sonsuz hayatı var edebilir sorunsuz yaşardık belki ama;  bu düşünce bizde olmazdı. Mücadele ettikten sonra kazandığın değerli oluyor. Ahirette öyle olacak.

Rabbimiz bizden sonsuz hayat olarak iki seçenek sunmuştur. Cennet ve cehennem; bunları kullar hak ederek girsin. Kötülük ve şer işleyenler yaptıklarına karşılık hak ettikleri cehennem iyilik ve takva üzerinde çalışanlar ise cennete olacaklardır. Her iki zümre hak ettikleri yerdeler.

İnsanın dünyaya gelişinin ve niçin yaratıldığının cevabını yine Kitabımız Kur’an veriyor:

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” Zariyat 56.

“O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.” Mülk 2.

Cenneti bir insanın hak ederek girmesi demek dünya hayatında hayatını boş işlerde israf etmeyerek, iyilik safında olmak, kendini sonsuz hayata hazırlamak, Allah’ın istediği gibi yaşamak demektir ve bu insana kazandırır.

Mutmain olamadığı yer ise insan; Afrika’da niye insanlar açlıktan ölüyor, niye savaşlar var, zalimler niye hep kazanıyorlar. Niye dünyada adaletsizlik var, terörizm, gasp, tecavüz, hırsızlık, cinayet niye var? Zehirli hayvanlar, zehirli bitkiler, korku, ölüm. Hayvanın besin zinciri niye hayvandır? bunlar niye yaratıldı? olmazsa olmaz mıydı gibi kalbin mutmain olmadığı bir çok sorulardır ve insanı hep meşgul etmiştir.

İbrahim (as) da yeniden dirilmeyi merak etmişti, kalbi mutmain olması için.

“İbrahim Rabbine: Ey Rabbim! Ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster, demişti. Rabbi ona: Yoksa inanmadın mı? dedi. İbrahim: Hayır! İnandım, fakat kalbimin mutmain olması için (görmek istedim), dedi. Bunun üzerine Allah: Öyleyse dört tane kuş yakala, onları yanına al, sonra (kesip parçala), her dağın başına onlardan bir parça koy. Sonra da onları kendine çağır; koşarak sana gelirler. Bil ki Allah azîzdir, hakîmdir, buyurdu.” Bakara 260.

Tabi ki herkesin imtihanı farklıdır. Allah gücü nispetinde insana yük verir, kaldıramayacağı yükü vermez. Moğol istilası komutanı Hülagü, bir alim sormuş?

‘Söyle bakalım, beni buraya getiren sebep nedir’ diye sorar.

Kadıhan gayet sakin bir şekilde; ‘ Seni buraya bizim amellerimiz getirdi. Allah’ın bize verdiği nimetlerin kıymetini bilemedik. Esas gayemizi unutup makam, mevki, mal mülk peşine düştük. Zevk ve sefaya daldık. Cenab-ı Hak da bize verdiği nimetleri almak üzere seni gönderdi’ der.

Hülagü, ikinci sorusunu sorar.

‘ Peki, beni buradan kim gönderebilir?’

Cevap çok manidardır.

‘ O da bize bağlı. Benliğimize dönüp ne kadar kısa zamanda toparlanıp, bize verilen nimetin kıymetini bilir, zevk ve sefadan, israftan, zulümden, birbirimizle uğraşmaktan vazgeçersek işte o zaman sen buralarda duramazsın.

Mazlum coğrafyadaki savaş ve zulümler ambargo ile aç bırakılmaları hep zalimler ve itiraz etmeyen topluluklar yüzünden. Bir insanın anne ve babasını coğrafyasını seçme hakkı yok. Bulunduğu ortam hayatını devam ettirecek yaşam alanı sunulmuş, fıtratına iyi ve kötü ilham edilmiş, yaratıcıyı bulabilecek bilgi fıtratına yerleştirilmiştir.

Bir insanın Mekke’den cehenneme, İtalya’dan cennete gidebilir. Bulunduğun coğrafi şartlar; iman edip etmemesine bağlı. Fakir olarak cehenneme, zengin olarak cennete veya tam tersi. Uzvu eksik 2 metre boyu olan, 1 metre boyu olan, çirkin-güzel, amele-mühendis, doktor-hemşire, patron-eleman, hiç kimseye torpil yapılmamış herkesin gücü nispetince yük verilmiştir. Kişi ne için çalıştığına dikkat edecek, çünkü Allah kulların her yapıp ettiklerine vakıftır.

Açlıkla da imtihan olunacak. Kişi sabreder isyan etmezse kazanacak. Her açlıkla ölen insan, israfla yaşayan insan aç insanın vebalini de almıştır. Sana mal mülk vermişse yüce Allah; infakı da bileceksin yoksa ahirde yığdığın mal boynuna dolaşacak. Yani kimsenin yeri garanti değil. Herkes birbirleriyle imtihan ediliyor Ana evlatla , evlat anayla, patron işçisiyle, işçi patronla vs. Allah kimseye kıl kadar haksızlık etmez.

Herkes kazandığıyla hesaba çekilecek.

Yeryüzünde ki yaratılan her şey insana ibretlik olarak sunulmuş ve kullanımına vermiştir. Olumsuz gördüğün her şey cehennemi sana hatırlatması lazım. İnsandaki şerli her hal, timsah, yılan, akrep, çiyan, zehirli tüm hayvanlar, zehirli tüm bitkiler ve ağaçlar, gece, kan, irin, kanalizasyon, ateş ve insanın canını yakan tüm silahlar insana cehennemin hak olduğunu hatırlatır. Asıl ürkmen gereken Allah’a itaatsiz yaşamandır.

Çünkü cehennemde insan ne ölür nede yaşar.

Yeryüzündeki güzel olanlar: insanın insana iyiliği, canlılara şefkatli oluşu, israf etmemesi, yerin bitirdiği tüm hububat, bitkiler, yeşillik, çiçekler, her tür meyveler, deniz, göl ve nehirler, ağaçlar, ovalar, bağ ve bahçeler, görkemli dağlar, direksiz yaratılan gök, güneş, ay ve yıldızlar vs. Bizlere cenneti hatırlatır. Daha da iyisi olduğu bir aşikardır. Kişi çalıştığının karşılığını alacaktır. Rabbimiz cömerttir. Cömert olanları, mütevazı olanları, gönülden boyun eğenleri, kendine itaat edenleri sever.

İnsan cenneti veya cehennemi dünyadaki yaşantısıyla hak eder. Hiç kimseye en küçük haksızlık yapılmayacak. Ya pişman olarak, yada sevinçli olarak Allah’a dönecek. Vücut gömleği yeniden hayat buluncaya kadar mezarda tutulacak, ruhu ise Allah’a dönecek. Yapılan her amel ve söz ahirette karşımıza çıkacak. Tarih ve zaman niye var dersek! Yapılan ve söylenen her fiil tarihlerde  kayıtlı olarak karşımıza çıkacak. Şu tarihte, şu saatte, şu dakikada,  şu saniyede yapılar önümüze serilecek.

İnsan kapalı kapılar ardında, gizli yerlerde işlenen günahlar, kişinin arkasından söylenen sözler, kim duyacak ve görecek diye yapılan her günah Semî ve Basar olan Allah tarafından duyuldu ve görüldü, kaydediciler tarafından da kaydedildi.

Kameralar tarafından çekilen resim ve videodan çekinip sakınan insan; Allah tarafından görevlendirilen meleklerin kamerasından sakınmaz.

“(Ey insanlar! ) O gün (hesap için) huzura alınırsınız; size ait hiçbir sır gizli kalmaz.” Hakka 18.

“Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür.” Zilzal 7 8.

Her şey apaçık görülse, gerçek adalet tesis edilse, imtihanın bir anlamı olmaz. Dünyada birçok şeyi çalışıp da elde ediyoruz. İnsanın büyüyüp yetişmesi, ağacın büyüyüp olgunlaşması belli sürede gerçekleşiyor. Bizlerde sabırla çalışıp bekliyoruz. Ölüm zamanı gizli tutuluyor Ne zaman gerçekleşeceğini sadece Rabbimiz biliyor. İntihar ve bilerek öldürme Allah’ın yasasına karşı çıkmaktır. Cezası ise ahirette en ağır bir şekilde görülecek.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Enter Captcha Here :

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu