Sosyal Faaliyetler_Activity-Detail

İstanbul’da Suriye Eylemi: “Son Sözü Müslüman Suriye Halkı Söyleyecek”

Ak-Mer, Birr Nesil-Der, Davet-Der, Eğitim-Der, Hay-Der, Kalem-Der, Kur’an Nesli Kültür Merkezi ve Özgür Açılım’dan oluşan ortak duyarlılığa sahip kuruluşların çağrısıyla Fatih Saraçhane’de biraraya gelen bir grup İstanbullu Müslüman, Suriye’deki Baas zulmünü telin ederek, Suriye halkının onur mücadelesine desteklerini deklare ettiler.


Grup adına yapılan konuşmalarda ve okunan basıın açıklamasında, Suriye’de ve tüm İslam coğrafyasında yegane istikamet ve çözüm yolunun İslam olduğu bilincinin kökleşmesi için çaba gösterilmesi gerektiği belirtilerek aksi yönelimlerin dünya ve ahirette kayıptan başka bir sonuç doğurmayacağı kaydedildi.


Eylem, Birr Nesil-Der’den Mevlüt Akbal’ın selamlama konuşması ve Ramazan ayaetlerini tilavetiyle başladı. Akbal, Suriye’de Baas rejiminin zulüm ve katliam politikalarıyla halkı yıldırmaya çalıştığını kaydederek, Ramazan ayının başında gerçekleştirilen bu dayanışma eylemini İslam kardeşliğinin bir gereği olarak gördüklerini belirtti.


Davet-Der adına konuşan Asım Dündar, şu anda Suriye’de bir yangın bulunduğunu ve bu yangının söndürülmesinin esas olduğunu kaydederek şöyle dedi: 

“Yoksa Suriye insanının geleceği ile ilgili tercihine göre bu yangına su taşıyalım mı taşımayalım mı gibi bir duruşumuz olamaz. Her şeyden önce şu bilinmelidir aslında Suriye halkı bir tercih yapmıştır. Bu da daha özgür bir dünyada yaşamak ve erdemli bir hayata sahip olmaktır. Bize düşen bu tercihin gereği olan, onlara sahip çıkmaktır. Yangının söndürülmesinin ardından nasıl bir gelecek istedikleri hususu ise bizim yine onlara İslam’ın nizamını tercih etmeleri telkini olacaktır elbette.”

Dündar’ın ardından söz alan Suriye Devrim Konseyi üyesi Fevzi Zakiroğlu ise, Baas diktasının yarım yüzyıldır Suriye halkına akrşı suç işlemekte olduğunu kaydederek, Müslümanların Suriye halkına desteğinin sadece dualarla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti. Suriye’de Müslümanların Allah’tan başka kimseden yardım beklemediklerini belirten Zakiroğlu dünya Müslümanlarından Suriye direnişe sahip çıkmalarını istedi. Suriye’deki kardeşler Baas rejiminin altında kalmayacaklarını canlarını vererek gösteriyor. Binlerce şehid ve On binlerce tutuklu var. Bütün çocuklarını şehid vermeye razı olan anneler tekrar Baas rejiminin idarsini kabullenmek istemiyorlar. Suriye halkı özellikle komşu ülkelerden yardım istiyor. Suriye’de göçler başladı. Suriye’de halk Müslüman kardeşinden yardım bekliyor. Zakiroğlu, duyarlılıklarından ötürü dayanışma eylemini gerçekleştiren kuruluşlara teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.


Daha sonra Kur’an Nesli Kültür Merkezi adına söz alan Şükrü Hüseyinoğlu ise, “Bizler Türkiyeli Müslümanlar olarak ‘Şehit Hama’ romanlarıyla büyüdük. Dolayısıyla Suriye’deki Baas zulmünün ne demek olduğunu ve Suriyeli kardeşlerimizin acılarını biliriz” sözleriyle başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Direniş cephesi gibi argümanlarla Baas diktasını mazur görmemiz düşünülemez. Bu despot, hak ve halk düşmanı rejim tarihin çöplüğündeki yerini almalıdır. Bizler Suriyeli kardeşlerimizin onur mücadelesini destekliyoruz. Bununla birlikte Libya ve Tunus’ta olduğu gibi Suriye’de de despotizm sonrası Batının zihinsel ve kültürel işgal aracı demokrasi putunu tazim riski bulunduğunu, despotların yerine Batı işbirlikçisi, NATO’yla işbirliğini savunan kişi ve çevrelerin hakim güç haline gelmesi gibi bir tehlikenin söz konusu olabileceğini görüyoruz. Daha geçtiğimiz günlerde emperyalizmin kıblesinden, New York’tan seslenen Ulusal Konsey üyelerinin sığınmacı, işbirlikçi sesini duyduk.”


Hüseyinoğlu, konuşmasının devamında şunları söyledi: “Değerli kardeşlerim, bizler Müslümanız ve bizim yegane dayanak ve sığınağımız Alemlerin Rabbi Allah’tır. O’ndan başka dayanak aramak bize yakışmaz. Zalimlerden zalim, zulüm düzenlerinden zulüm düzeni beğenemeyiz. Onuru, izzeti ancak Allah’ın yanında aramalıyız. İslam’dan başka bir istikamete, hedefe razı olamayız. İktidar karşılığıda ilkelerimizden, iddialarımızdan vazgeçmeyi kabullenemeyiz. Bize yakışan bölgedeki gelişmelerin peşinde sürüklenmek değil, bu gelişmeleri doğru değerlendirerek bölge Müslümanlarının yanlış istikametlere yönelmelerine engel olmaya çalışmaktır. Bölge Müslümanlarına ve tabii ki Baas zulmüne karşı ayağa kalmış bulunan Suriyeli Müslümanlara, İslam’dan başka çözüm yolu bulunmadığını hatırlatmalı, hakkı ve sabrı tavsiye etmekle mükellef olduğumuzu unutmamalıyız.”


Daha sonra söz alan yazar Hamza Er konuşmasına yarım asra yakındır azgın tağuti sistemlerin yönetimi altında ezilen ortadoğu halklarının, bu sömürüye yeter diyerek ayaklanarak içlerindeki korku duvarını kırdıklarını dile getirerek başladı. Bu ayaklanmaların en kanlı bilançosunu Baas yönetiminin hakim olduğu Suriye’de görmekte olduğumuzu ifade eden Er, Suriye halkı inançları uğruna, insani değerleri uğruna 20 bin insanını kurban vermiştir dedi. Bu akan kanın Ramazan ayında da durmadığına işaret eden Er, bizler akşam iftar sofralarımızın dizaynını hesaplarken, Suriyeli bir annenin hesabı evladının, kardeşini havan topuna, tank mermisine kurban vermeden bir günü tamamlayabilmek olduğunu hatırlattı.


Suriyeli mü’minlerin artık geriye dönmek istemediğini, “20 bin insanımızı feda ettik, gerekirse bir 20 bin kurban daha veririz ama bir daha asla geriye dönmeyiz” feryadlarındaki kararlılığı doğru okumak gerektiğini hatırlatan Hamza Er, uluslararası hesaplar yapanların, güvenlik kuşakları geliştirenlerin, stratejistlerin Suriyeli halkın derdini ve sıkıntısını anlayamayacaklarını söyledi.


Hamza Er, evinden evladı alınan ve bir daha kendisinden haber alınamadığı için belirsizliklerle yaşayan annenin halini, 4 kişinin şam meydanlarında bir araya gelememelerinin korkusunu, yerin derinliklerinde inşa edilen işgencehanelerde yaşanan zulümleri bu masabaşı yazar çizerleri hissedemezler dedi.


Konuşmasının sonunda Suriyeli müslümanlara hatırlatmalarda bulunan Er şunları söyledi; “Ey ayaklanmak, kıyam etmek en doğal hakları olan Suriyeli kardeşlerimiz, siz büyük bir ibadeti ifa ediyorsunuz. Bu büyük ibadet zalim sultana zulmünü haykırmaktır. Ancak bu süreçte, Allah’ın hükmünün belirleyici olduğu, hakim olduğu toplum anlayışından vazgeçmiş kişilerin size abilik, rehberlik yapma yetki ve hakları kaybolmuştur. Ramazan ayının mübarekliğini bize bildiren bakara suresinin 185. ayetinde Allah(c) dosdoğru yola sevk eden hidayeti bize bildirmiş ve Kur’an’ın hadilik vasfına, furkan olduğuna işaret etmiştir. Laik, liberal demokratik modelleri ortadoğuya ihraç etmeye kalkışanlar kendilerine itibar edilecekler olamazlar.

Ayrıca ayaklanmalardan sonra nemalanmaya çalışan, fayda çıkarmaya uğraşam emperyalistlere de bir sözümüz olmalıdır. Sayelerinde 50 yıldır bölgeyi kontrol altında tuttuğunuz kukla, işbirlikçi kralları, liderleri alın ve gidin coğrafyamızdan. Başımıza bela ettiğimiz ama şimdi terk ettiğiniz alçak valilerinizle beraber düşün yakamızdan…”

 

Hamza Er, ne diktatörlerin tokadına, ne de emperyalistlerin hesaplarına tahammül edilemeyeceğini, son sözü kendilerine güvendiğimiz Müslüman Suriye halkının söyleyeceğine olan inancımızın büyük olduğunu belirterek sözlerine son verdi.


Grup adına okunan basın açıklamasında ise şu ifadelere yer verildi:

“Bizler Türkiyeli Müslümanlar olarak, Müslüman Suriye halkının, laik diktacı Baas rejimine karşı yürüttüğü onur mücadelesinin yanında olduğumuzu deklare etmek istiyoruz. Bir darbeyle kendisine biçilen Baas gömleğini üzerinden yırtıp atmak için mücadele veren Suriye halkının Rabbimizin yardımıyla bunu başaracağına inanıyor, bunun için dualarımızı ve yardımlarımızı eksik etmiyoruz. Ulusal politikalar ve örgütsel, bölgesel hesapları uğruna eli kanlı katillerden yana saf tutanların açıkça görüldüğü bu süreçte, zalimleri destekleyen ve onları ayakta tutmaya çalışan kesimlerin, onbinleri katledenlerle aynı konumda olduklarını hatırlatmak istiyoruz.

Bununla birlikte Suriye halkının Baas gömleği yerine, şimdilerde çoluk-çocuk katledilmelerini seyreden Batılı emperyalist merkezlerde biçilen laik demokratik gömleklere de itibar etmeyeceğine ve Âlemlerin Rabbi Yüce Allah’ın boyasından başka boyalara rıza göstermeyeceğine inanıyoruz. Bu konuda Suriyeli kardeşlerimizi duyarlı ve uyanık olmaya davet ediyoruz.”

 

Eylem boyunca “Diktatörler devrilecek, İslami direniş kazanacak”, “Baas çetesi Hesap Verecek”, “Yaşasın islami direnişimiz”, “Katil ABD ortadoğudan defol”, “Katil Rusya Suriyeden defol”, “Reddediyoruz tüm tahakkümü, Tek kabulümüz Allah’ın Hükmü”, “Lebbeyk Lebbeyk Lebbeyke Ya Allah” sloganlarını atan grup “Ne Baas Despotizmi Ne Demokrasi Putu!”, “Müslüman Bedenler Yaprak Gibi Düşerken Toprağa, Lokmalar Geçecek mi Kursaktan İftar Sofralarında” gibi pankartlar taşıdılar.



Okunan Basın Bildirisinin Tam Metni:


Müslüman Suriye Halkının Yanındayız

 50 yıldır Suriye’yi militarist jakoben politikalarla yöneten ve göz açtırmadığı Müslüman Suriye halkının bu duruma karşılık her türlü muhalefet girişimini kitlesel katliamlar yaparak cevaplayan laik tağuti Baas rejimi, son bir buçuk yıldır bir kez daha Suriye’yi kan gölüne çevirmiş bulunuyor. Geçtiğimiz yıl Mart ayında Der’a kentinde birkaç çocuğun duvarlara slogan yazmasına bile tahammül edemeyip adeta şartlı refleksle katliama başvuran zalim Baas rejimi karşısında Suriye halkı geri dönüşü olmayan bir onur mücadelesi başlatmış bulunuyor. Bölgede yaşanan ayaklanmaların da etkisiyle, 50 yıldır haklı olarak diş bilediği bu zalim rejime karşı ayağa kalkan Suriye’nin mazlum halkı, bu süre zarfında çok büyük bedeller ödedi ve ödemeye devam ediyor.

Bir buçuk yıldır Suriye’den katliam haberi gelmeyen gün yok gibi. Ne yazık ki “Suriye’de ordu ve Şebbiha milislerinin bugünkü saldırılarında 50’den fazla kişi katledildi” türünden haberler artık bir tepki meydana getirmiyor. Ancak bu maalesef sıradanlaşmış katliam serileri içerisinde her ay birkaç defa yaşanan ve bir köy veya kasabanın topluca haritadan silinmesi, çoluk-çocuk denmeden vahşice katledilmesi haberleri kamuoyu vicdanında makes bulabiliyor. Son birkaç ay içerisinde İdlib’de, Hula’da, Duma’da ve son olarak “Şehit Hama”nın Tiremse kasabasında yaşanan toplu katliamlar Suriye’deki zulmü dünya kamuoyunun gündemine taşısa da, hak ve adaletin değil çıkarların ve çıkarların güdümündeki reel politikanın hâkim olduğu dünya konjonktüründe pratik bir sonuç doğurmuyor.

Daha önce Sabra ve Şatilla’da, Halepçe’de, Cenin’de, Kana’da, Çeçenya’da, Doğu Türkistan’da, Srebrenitza’da, Irak’ta ve bugün Afganistan’da, Burma’da, Somali’de olduğu gibi Suriye’deki mazlumlara yönelik katliamları da insanlık seyretmekle yetiniyor. Bir tarafta ABD-İngiltere-İsrail ekseni ve bu eksenle paralel hareket eden NATO üyesi ülkeler Suriye’deki Baas rejiminin eleştirir gibi yaparak ve fakat perde arkasında Baas’ın kendileri için yeri doldurulmazlığının farkında olarak tıpkı Bosna’da olduğu gibi Suriye Müslümanlarının katliama maruz kalmasına pasif destek verirken, diğer yandan Çin, Rusya ve İran ekseninde “antiemperyalizm” adına Baas rejimine güçlü bir destek verildiği görülüyor.

Bu insanlık dışı reel politik denklem içerisinde, onur mücadelesini sürdürmekte kararlı olan Suriye halkı kıt imkânlarla kendini savunmaya çalışıyor. Muhalefet ve direniş grupları arasında farklı sesler ve yaklaşımlar söz konusu olmakla ve Batılı emperyalist güçlerle dirsek temasında bulunanlar da söz konusu olmakla birlikte, Suriye’deki direniş içerisinde İslami duruş sahibi çevrelerin de giderek daha da artan oranda ciddi bir güç ve ve etkinliğe sahip olduğu görülüyor.

Bizler Türkiyeli Müslümanlar olarak, Müslüman Suriye halkının, laik diktacı Baas rejimine karşı yürüttüğü onur mücadelesinin yanında olduğumuzu deklare etmek istiyoruz. Bir darbeyle kendisine biçilen Baas gömleğini üzerinden yırtıp atmak için mücadele veren Suriye halkının Rabbimizin yardımıyla bunu başaracağına inanıyor, bunun için dualarımızı ve yardımlarımızı eksik etmiyoruz. Ulusal politikalar ve örgütsel, bölgesel hesapları uğruna eli kanlı katillerden yana saf tutanların açıkça görüldüğü bu süreçte, zalimleri destekleyen ve onları ayakta tutmaya çalışan kesimlerin, onbinleri katledenlerle aynı konumda olduklarını hatırlatmak istiyoruz.

Bununla birlikte Suriye halkının Baas gömleği yerine, şimdilerde çoluk-çocuk katledilmelerini seyreden Batılı emperyalist merkezlerde biçilen laik demokratik gömleklere de itibar etmeyeceğine ve Âlemlerin Rabbi Yüce Allah’ın boyasından başka boyalara rıza göstermeyeceğine inanıyoruz. Bu konuda Suriyeli kardeşlerimizi duyarlı ve uyanık olmaya davet ediyoruz.

Zalim Baas rejimine karşı onur ve izzet mücadelesine kalkışan Müslüman Suriye halkının, izzetin ancak Yüce Allah’ın yanında olduğu bilinciyle hareket etmesini temenni ediyor, bu konuda Suriye’den ümit verici seslerin yükseldiğini sevinerek görüyoruz. 

Aylar önce Humus’ta binlerce Müslümanın “Zafer ne Obama’dan ne de Erdoğan’dandır. Zafer sadece Allah’tandır” nidalarında olduğu gibi, zaferi ve izzeti ancak Allah’ın yanında arama bilinciyle hareket edilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. İzzeti yanlış yerde aramanın, hem bu dünyada hem de ahirette ziyan getireceği gerçeğini bilerek ancak İslami çözüme talip olunması gerektiğinin bir kere daha altını çiziyoruz.

Yaşasın Müslüman Suriye halkının onurlu direnişi!    

AKMER – BİRR NESİL – DAVETDER – EĞİTİMDER

KALEMDER – KUR’AN NESLİ – HAYDER – ÖZGÜRAÇILIM

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir




Enter Captcha Here :

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu