Etkinlik_News-Detail

İslami Düşünce Enstitüsü’in ev Sahipliğini Yaptığı “Kur’an’a Davet Paneli” Yapıldı.

“Kur’an’a Davet Platformu”nun organize ettiği “Kur’an’a Davet Panelleri”nin üçüncüsü 08 Haziran 2013 Cumartesi günü Kütahya’da, Ressam Ahmet Yakuboğlu Kültür Merkezinde, İslami Düşünce Enstitüsü Girişimi’nin ev sahipliğinde gerçekleşti. 

“Kur’an ve Davet” konulu panel, Talha Kalkan’ın okuduğu Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Coşkun Uzun’un oturum başkanlığı yaptığı panelde, İstanbul Kalem-Der’den araştırmacı-yazar Ahmed Kalkan ve Kütahya’dan ilahiyatçı-eğitimci Nusret Güler konuşmacı olarak katıldılar.

Organizasyonunu Kur’an’a Davet Platformu gönüllülerinden Kütahya İslami Düşünce Enstitüsü Girişimi’nin üstlendiği panel, mütevazi ve samimi bir ortamda ilgiyle takip edildi.

Panelin açılış konuşmasını yapan Murat Aydoğdu, İlahi ve evrensel hitabın muhatapları olan kardeşlerim, hepiniz programa hoş geldiniz..! Kur’an sofrasına, vahiy iklimine ve sorumluluklarınıza hoş geldiniz…! Asıl olana, gerçeklere, teslim olduğumuz değerlere hoş geldiniz…! İman kardeşlerinizle buluşup kucaklaşmaya, yol arkadaşlığına hoş geldiniz…! Dedi.

Panelde Kur’an’ın anlaşılması, mesajının topluma ulaştırılması, insanımızın hayatını şekillendirip inşa etmesi, duygu ve düşüncelerine, kültür, sanat, mimari, eğitim, yönetim ve ekonomiye yön vermesi noktasındaki sunumlarıyla konuşmacılarımızı dinleyeceğiz.

Umarız hayırlı ve güzel şeyler duyar/görürsünüz…! Umarız hep birlikte Allah(cc)’ın rızasını arayan ve buna nail olanlardan oluruz..!

Diyerek sözlerine devam etti ve Kur’an’a davetin tevhidi mücadele tarihinden bu yana insanlığın omuzlarına yüklenmiş bir yük olduğunu ve bu davet sorumluluğunun bütün peygamberler tarafından ifa edilip yerine getirilmiş bir sorumluluk olduğunu belirtti.

Programın Kur’an ile aramızdaki engellerin aşılması veya kaldırılması yönünde atılmış bir adım olmasını, bizleri Kur’an’la buluşturup kucaklaştırmasını, bizi Kur’an’a yöneltmesini, İnsanımızın vahiyle gündemi belirleyip günceli yorumlayabilmesini dileyerek, sözü gecenin konuşmacıları olan panelist misafirlere bıraktı.

Panel yöneticisi Coşkun Uzun; Ümmeti oluşturmada, Tevhid ve Şirki anlamada, Örnek Kur’an Nesli’ni oluşturmada, Yarınların inşasında, Kimlik değerlerimizin ihyasında, İslâmî mücadelede, Nefsin ve neslin ıslahında, Şeytana ve şeytanlaşanlara karşı mücadelede, Hak-Batıl tanımlamasında, Kardeşlik temellerinin atılmasında, Eğitimde, Yönetimde, Bireysel ve Toplumsal sorumluluklarımızın ifasında, Fıtratın, Ahlakın, İlâhî ve evrensel değerlerin yeniden yeşertilip diriltilmesinde Yol haritamız olan Kur’an’ın anlaşılması ve yaşanılmasına dair, Kur’an’a davetin esaslarına ilişkin olarak panelistlerden kayda değer beklenti ve umutları olduğunu ifade ederek sözü konuşmacılara bıraktı.

Ahmed KALKAN’ın konu başlığı: Kur’an’ı Anlamak ve Yaşamak

Nusret GÜLER’in konu başlığı: FURKAN – Kalbin ritmi

 

Ahmed Kalkan’ın konuşmasından öne çıkanlar:

Kur’an’ın cismine, yazısına, sayfalarına gösterilen saygının O’nun emir, yasak ve hükümlerine gösterilmediğini,

Toplumda haramlar ile yasakların yaptırım gücünün yer değiştirdiğini, insanların haramlardan değil yasa ve yasaklardan korkup çekindiğini,

Hz Peygamber(sav)’in Furkan Suresi 30. ayette geçtiği şekilde Rabbimize kavminin/ümmetin Kur’an’ı terk edip mahcur bıraktığı şeklindeki şikayetini,

Geçmişte Kur’an’ın üzerinde yaşadığımız coğrafya başta olmak üzere birçok yerde hayata yön verdiğini, fakat daha sonra hayat kitabı ve yol haritası olmaktan çıkarılıp güncel ve toplumsal hayattan el çektirildiğini,

Kur’an’ın yeterince ve gereğince anlaşılması için mutlaka dil/arapça bilmek gerekmediğini, pekâla yazı ve konuşma diliyle-meâllerle bunun mümkün olacağını,

Kur’an’ın hatimler indirmek, ölülerin arkasından okunup onlara sevap ve ecir göndermek, büyü yapmak, fal bakmak, muska yapmak, yarışmalarda okunmak için değil, hayatın içerisinde anlaşılsın ve yaşanılsın diye gönderildiğini,

Yaşadığımız toplumun kitaplı bir toplum olmayıp, kitapsızlaşıp yozlaşmış bir hal üzere olduğunu,

Toplum olarak Kur’an’dan uzaklaştığımızı, gönlümüzün kıblesinin değişmemesi şartıyla yönelinen kıblelerin değişmesinin mahsuru olmadığına dair bir yanlış algının savunulmaya başlandığını,

Kitabullahın Furkan vasfının öne çıkarılmasının şart olduğunu,

Kur’an’ı yağmur ve rahmete benzediğini, iman edenlerin imanlarını ve teslimiyetlerini, küfredenlerin ise küfürlerini ve isyanlarını artırdığını,

Kur’an’dan yüz çevirmenin vehamet ve dehşetini,

Yaklaşan Ramazan ayı/mevsimi ile beraber, Kur’an’ı hatim ve yüzünden arapça okumayı değil, anlamına vakıf olmak için meâlini öncelememiz gerektiğini,

İmansız, teslimiyetsiz ve ihlassız olarak yapılan Kur’an okuyuşların nafile, boş, yararsız olduğunu,

Kur’an’ı gereği gibi okumayanların, olayları ve gelişmeleri yorumlamada yetersiz kaldıklarını, Taksimdeki gezi parkı olayları gibi manipülatif tezgâhlara düştüklerini, İslâmî endişelerin öne çıkması gerektiğini, günceli ve gündemi Kur’anî bir şuur ve perspektifle değerlendirmemiz gerektiğini,

Lâ deyişlerimizin cılız, yetersiz, ihtiyaçları ve sorunları kuşatmaktan uzak oluşu sebebiyle duruşlarımızın, iddia ve söylemlerimizin gözden geçirilmeye ihtiyacı olduğunu,

Özümüze, vahye, Kur’anî ilke ve esaslara dönmeye her zamankinden daha çok ihtiyacımız bulunduğunu ifade etti ve sözlerini tamamladı.

 

Nusret Güler’in konuşmasından öne çıkanlar:

Kur’an’ın hak ile batılı, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü ayıran anlamındaki Furkan ismini öne çıkartarak konuşacağının altını çizdi.

İnsanlığa yükümlülük ve sorumluluklarının mutlaka hatırlatılması gerektiğini,

Günlük hayatta ve bireysel planda kullanılan ve tüketilen şeyler için gösterilen hassasiyetten daha çok ve öncelikli olarak imânî tercihlerimize dikkat ve özen gösterilmesi gerektiğini,

Cahilî dönemdeki putları bilip konuştuğumuz kadar, güncel şirkler, putlar, cahiliye, isyan ve tuğyanın gündemleştirilmediğini, bu noktaların bir an önce güncelleştirilmesi ve ıskalanmaması gerektiğini,

Kur’an vahyinin içeriğinden daha çok, sözüne, sesine, görünümüne kıymet ve öncelik verdiğimizi,

Biraz da biz ölelim, sıra bizde, dünyaya bir daha mı geleceğiz mantığıyla toplum olarak Salebe’leşme tehlikesiyle yüz yüze olduğumuzu,

Kıble ve istikametlerimizin ters yüz olup değiştiğini,

Günümüz insanına baktığımızda itikadımızın hayatı değil, yaşanan hayatların itikadı belirleyen durumda oluşunu,

Çoğulculuk mantığı güdülmesinin ve demokratik teamüllerle hareket edilmesinin yanlış bir tutum olduğunu,

Müslümanlar olarak maalesef her gün tekrar edegeldiğimiz Kur’an ve vahiy okumalarından gaflette oluşumuzu,

Kur’anî bir bakış, anlayış ve iradeye sahip olmamız gerektiğini,

Suyun kaynağı olan vahiyde, Kur’an’da buluşmamız gerektiğini, asıl olana ulaşmanın zorunluluğunu,

Tavır, tutum ve ilişkilerde tutarlı, açık ve net olunması gerektiğini, ikinci bir yüzümüzün, (b) planlarımızın ve gizli ajandalarımızın bulunmaması gerektiğini,

İlâhî rızayı aramanın temel ölçü ve esas olduğunu, bu arayışlarda kesinlikle umutsuzluğa ve karamsarlığa düşmemek gerektiğini, umudun tüketilmeyip daima diri kalması gerektiğini ifade ederek sözlerini tamamladı.

Allah(cc)’ın izniyle, bu program ve benzerlerinin de yardım ve katkılarıyla toplum olarak Kur’an’la aramızdaki engellerin kaldırılması, mesafelerin aşılması yönünde dualar edildi.

İslâmî çalışmaların bereketi için hepimizin bu ve benzerî güzel beraberliklere destek olup şahitlik etmemiz ve duacı olmamız gerektiği vurgulandı.

Kur’an’a talip olmaktan tabî olmaya, Kur’an’ın sohbetini yapmaktan, dersini yapmaya en kısa zamanda geçebilmeye dair temenniler dile getirildi.

Panel, çalışma ve organizasyonda emeği geçen, herkese, öncelikle misafirlere, hatiplere, hizmet edenlere, murakabe, özeleştiri, katkı, destek, moral ve yardım sağlayan dost ve kardeşlere teşekkür edilerek program sonlandırıldı.

Coşkun Uzun/Küremedya

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu