Konferanslar_Activity-Detail

Güzel Ahlâk ve Biz (Tevhidi Müslümanların Ahlâki Zaafları) adlı Panel Yapıldı.

Kalem-Der’in organize ettiği, Güzel Ahlâk ve Biz (Tevhidi Müslümanların Ahlâki Zaafları) adlı Panel Yapıldı.

Kalem-Der dernek binasında yapılan Panelin yöneticiliğini Ahmed Kalkan, panelist olarakta Hakan Aksu ve Burhan Perk birer sunun gerçekleştirdiler.



Panel, Mücahit Yılmaz’ın okuduğu Kur’an’ı Kerim ve Meali ile başladı. Daha sonra Panelin yöneticiliğini yapan Ahmed Kalkan hoca, açılış konuşmasını yaparak panelistleri kürsüye davet ederek sunumlara geçildi.


Ahmed Kalkan misafirlere Kalem-Der adına hoş geldin diyerek, açılış konuşmasında şu konuların üzerinde durdu.

Kalkan, siyasal ahlak konusuna vurgu yaparak şunları söyledi; Güncel örnekliğinde de gördüğümüz gibi, siyasal ahlakın olamadığı toplumlarda siyasal sistemin hayatın diğer alanlarına da etkisi altına aldığı, hayatın bütün alanlarında Ahlaksız bir toplum oluşturmaktadır. Siyasi partilerin güncel örnekliğinden de anlaşılacağı gibi, kendilerinden olanları her türlü problemlerine rağmen  temize çıkardıkları, kendilerinden olmayan partileri ise karaladıklarına şahit olmaktayız dedi.

Toplumda ki yozlaşmış ahlakın etkisinde kalan Tevhidi Müslümanların, bu kötü ahlakın kirlerini üzerlerinde bulundurarak, dinin kendilerinden istediği güzel ahlakı kuşanamadıklarını söyleyerek panelistlerin sunumlarına geçildi.

Panelde ilk olarak Hakan Aksu söz aldı.

Hakan Aksu konuşmasına şu şekilde başladı.

“Temizlik imanın yarısıdır. Elhamdülillah duası mizânı, sübhânellah ve elhamdülillah sözleri ise yer ile gökler arasını sevap ile doldurur. Namaz nurdur; sadaka burhandır; sabır ziyâdır. Kur’an senin ya lehinde ya da aleyhinde delildir. Herkes sabahtan (pazara çıkar) nefsini satar; kimi onu âzâd kimi de helâk eder.” dedi ve konuşmasını şu şekilde sürdürdü; ziyâ, ışığı ve ısısı kendisinden olan cisimler için, nûr ise, ışığını bir başkasından alıp yansıtan cisimler için kullanılır, “güneşi ziyâlı, ayı nurlu kılan… Allahtır” (Yûnus .5)

Sonra konuşmasını şu şekilde sürdürdü; Bir işin, bir ibadetin zorluk ve kalitesini, becermekte zorlanmamızdan anlayabiliriz, bizim dışarı yansıyan namazlarımız (namaz bugün toplumsal muradını yitirdiği için) oruçlarımız, haccımız vs değil, insani ilişkilerimizin yaşandığı (ticaret, komşuluk, yolculuk vb) ilişkilerimizdir.

İman ettiğimiz andan itibaren biz biz değiliz. Allah’ın yeryüzündeki halifesi, peygamberin ümmeti, ümmetin bir bireyi olduğumuzun şuurunda olmalıyız.

Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin. (Kalem, 4)

“Ben, güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” (Mâlik.)

Hz. Âişe’den Rasûlullahın ahlâkını sordum. “onun ahlakı Kur’an’dı. O, Kur’an’ın razı olduğuna razı olur, Kur’an’ın kızdığına da kızardı” dedi.[Ebu Derda]

Kuran ve sünnete göre ahlak maddelerini de dinleyiciler ile paylaşan Aksu, maddeleri şu şekilde sıraladı;  Öfkeyi yutmak / Affetmek / Yumuşak Davranmak / Affedilmesi İçin Dua Etmek (Buna Tahammül Etmek Köklü Bir Sevgi İster) Kötülüğü En Güzel Şekilde Önlemek / Cahillerden Yüz Çevirmek /Zandan Kaçınmak (Suriye’deki fitnenin içerisinde ki  kardeşlerimizin kanına dilini bulaştırmak) / Tecessüs (Kusur Araştırmak) Etmemek / Gıybet Etmemek / Alay Etmemek / Ayıp Görmemek, Duymamaya Çalışmak / Zanda Bulunmamak / Kinleşmemek / Hasetleşmemek / Hıyanet Etmemek / Hor Görmemek / Hakaret Etmemek / Yalan Söylememek / Yardımı Terk Etmemek / Kötülüklerde Israr Etmemek / Kötülüğün Yayılmasını Arzu Etmemek

Sunumuna ayet ve hadislerden örnekler veren Aksu, konuşmasına şu şekilde devam etti,

Tevazu

“İşte ahiret yurdu; biz onu, yeryüzünde büyüklenmeyenlere ve bozgunculuk yapmak istemeyenlere (armağan) kılarız. (güzel) sonuç takva sahiplerinindir.” (Kasas,  83)

İzzet

“Derler ki, “andolsun, medine’ye bir dönecek olursak, gücü ve onuru çok olan, düşkün ve zayıf olanı elbette oradan sürüp-çıkaracaktır.” oysa izzet (güç, onur ve üstünlük) allah’ın, o’nun resûlü’nün ve mü’minlerindir. Ancak münafıklar bilmiyorlar.” (Münafıkun, 8)

Adalet

“Süphesiz Allah, adaleti, ihsanı, yakınlara vermeyi emreder; çirkin utanmazlıklardan (fahşadan), kötülüklerden ve zorbalıklardan sakındırır. Size öğüt vermektedir, umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz.” (Nahl, 90)

Haya

“Haya ve iman birbirlerine bitişiktirler. Biri terk edilirse, diğeride terk edilir.” (Buhari-Müslim)

Vefa (Rasulullah (s.a.v) Hz. Hatice’yi kıskanan Hz. Aişe’ye)

“Vallahi, Allah bana ondan daha hayırlısını vermedi. İnsanlar beni inkar ettiklerinde, o bana iman etti. İnsanlar bana engel olduklarında o malıyla bana destek oldu. Allah diğer kadınlardan değil, ondan beni çocukla rızıklandırdı.”

Rasulullahın Hz. Hatice annemizin arkadaşı , Havle Binti Hüveyt’e hatır sorum ikram etmesi

Vefa; bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varsa, kendilerinden kuran ve ilim öğrendiğimiz, hidayetlerimize vesile olanlara hatırımız ne kadar olmalı?

Cesaret; Huneyn savaşında Rasulullah, İbn Abbas atının eğerinden tutar “O takvâ sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.” (Ali İmran, 134)

“O vakit Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.” (Ali İmran, 159)

“Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tövbe-istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler.” ( Ali İmran, 135)

“(Rasûlüm!) Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir. (Araf, 199)

“İnananlar arasında çirkin şeylerin yayılmasını arzulayan kimseler için dünyada da ahirette de çetin bir ceza vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Nur, 19)

 “İyilikle kötülük bir olmaz, sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur. (fussilt/34)

“Ey iman edenler! Zannın çoğundan (suizan dan) kaçının, çünkü zannın bir kısmı günahtır. Tecessüs etmeyin. Kiminiz de kiminizin gıybetini yapıp arkasından çekiştirmesin. Sizden biriniz, ölü kardeşinizin etini yemeyi sever mi?” (Hucurat, 12)

“Buna (bu güzel davranışa) ancak sabredenler (bu haftaki hadisteki sabır bölümüne bkz!!!) Kavuşturulur; buna ancak (hayırdan) büyük nasibi olan kimse kavuşturulur.” (Fussilet, 35)

“(Sebepsiz) zandan sakınınız. Zira zan, sözlerin yalanı çok olanıdır. Birbirinizin ayıbını görmeye ve duymaya çalışmayınız. Birbirinizin mahrem hayatını da araştırmayınız” (Buhârî, Nikâh 45, Edeb 57, 58; Müslim, Birr 28-34).

“Birbirinizle kinleşmeyin, hasetleşmeyin, birbirinizden yüz çevirmeyin. Ey allah’ın kulları kardeş olun…” (Buhârî, Edeb 57; Ferâiz 2; Müslim, Birr 23; Tirmizi, Birr 24),

Aksu, konuşmasında Rasulullahın ahlakından örnekler vererek şunları aktardı;

Hz. Peygamber lütûf yönünden insanların en cömerdi idi. Allah’a yemin ederim ki o, soğuk sabahlarda herhangi bir erkek, köle, kadın, veya bir çocuk kendisine su getirdiğinde onun kalbini kırmamak için o suyla elini, kollarını ve yüzünü yıkardı. Kim kendisine bir sual sorsa, ona kulak verir ve kimse ayrılıp dönmedikçe dönmezdi. Elini sıkmak isteyen, ister büyük, ister küçük olsun onun elini sıkar, o elini çekmeden de çekmezdi. [Delail]

 Hz. Peygamber bir kimsenin elinden tuttuğu zaman, o kimse elini peygamber’in elinden çekmedikçe peygamber onun elini bırakmazdı. Hz. Peygamber, arkadaşlarının yanında ayaklarını uzatmazdı. Hz. Peygamber kendisiyle Mustafa eden bir kimseye yüzüyle döner ve iş bitinceye, sonuçlanıncaya kadar da yüzünü ondan çevirmezdi. [Ebu Hureyre]

Hz. Peygamber, hiçbir hizmetçisine ve herhangi bir kadına vurmamıştır. Eliyle herhangi bir şeye vurmamıştır. Ancak Allah yolunda cihad ederken mesele değişirdi. İki şey arasında muhayyer bırakıldığında, mutlaka kolay olanını seçerdi. Ancak günah olursa mesele değişir; o zaman insanların günahtan en uzak olanı olurdu. Peygamber nefsi için intikam almaz; ancak Allah’ın haram kıldıkları için intikam alırdı. [Bidaye]

Hz. Âişe’ye, hz. Peygamber’in ahlakını sordum. Bana “ Hz. Peygamber çirkin konuşmaz; çarşılarda bağırmazdı. Kötülüğe kötütükle karşılık vermezdi. O affeder veya yüz çevirirdi, yahut da affeder, bağışlanma talebinde bulunurdu.” [Bidaye]

Tebessüm; Müslümanların bir birileri ve insanlarla ikili ilişkileri de bir birlerine güler yüz gösteremediklerini söyledi.

Hatırlaşma; Yine Müslümanların her hangi bir iş için bir araya geldiklerinde bu ikili ilişkilerinin iyi geçtiği, ama ayrıldıkları anadan itibaren bir birleri ile ilişkilerini aksattıklarını söyledi.

Yine Müslümanların problemli olan ahlaki davranışlarına da  şu şekilde sıraladı; ihtilafta davranışlarımız, tevazu eksikliğimiz, başarıyı kendinden bilmek, sözüne riayet (ticaret,toplantı,muhabbet), temizlik, abdesthane ve camiye girerken selam vermeme

Kullandığımız araçların ahlakı, telefon; aradıklarımızı çok çaldırmamak, bağırarak konuşmamak, camide konuşmamak, arabalarını; geçişe engel olan yerde durmaları ve park etmeleri, internet; dost meclisleri ellerde telefon sosyal medya, çamaşır-bulaşık makinası; geç vakit kullanarak komşuları rahatsız etme gibi güncel ahlaki zaaflarımız olduğunu söyleyerek Müslümanların bu konularda dikkat etmeleri gerektiğini hatırlatarak sunumunu tamamladı.

Panelde ikinci olarak Burhan Perk söz aldı.

Perk, konuşmasına şu şekilde başladı; tarihin her döneminde cahili toplumların kötü ahlak örneklerini üzerlerinde bulundurduklarına şahit olmaktayız dedi. Kendi döneminde Hz Yusuf’a iftira atarak kötü ahlakın temsilciliğini yapıkları gibi, şimdi de Hz Yusuf’u bir tağutun emrinde hareket eden birisi olarak göstererek, benzer bir iftirayı Hz Yusuf’a attıklarını ifade etti.

Müslümanların ilimlerin arttığı oranda amellerinin de artmadığını, oysaki artması gerektiğini hatırlatarak, bu hal üzere olan Müslümanların imanlarını gözden geçirmeli dedi ve Ahlakın iman ile kopmaz bir bağının olduğunu, ahlakı zaafları olan insanların imanı zaaflarının da olacağını söyledi. Yine ahlakın fıtrat ile de ilişkisi vardır dedi.

Allah’ın insanlara son vahyi olan Kur’an ve Hz Peygamberin sahih sünnetinde her dönemde bütün insanların bütün ihtiyaçlarını karşılayacak kapsamda olduğuna iman etmemiz gerekir dedi.

Güncel örnekliğinde de görüldüğü gibi, Siyasi liderlerin insanlara vaat etikleri arasında hemen hemen hiç toplumdaki ahlaki zaafları ortadan kaldıracak bir vaadin olmadığının, hepsinin o şunu yaptı, bu bunu yaptı gibi kötü ahlak örnekliği yaptıklarının altını çizdi.

Hz Peygamberin yeni bir ahlaki sistem getirmediğini, daha önce bütün peygamberlere emredilen ve peygamberler tarafından uygulanan daha sonra unutulan güzel ahlakı tekrar ortaya koyduğunu söyledi.

İlk vahiy ile birlikte ahlaki ilkelerin gündeme getirdiğini, Müzemmil süresinde bu ilkeleri görmekteyiz dedi.

Yine har güzel davranışın güzel ahlak olmadığını, her hangi bir güzel davranışın güzel ahlak olabilmesi için, niyetin de iyi olması gerekir dedi.

Yine ahlakın bir elbise olduğunu, Ahlak konusunda çifte standart olamayacağını ifade ederek bu konuda Yahudilerin Kendi içlerinde faizi uygulamadıklarını ama kendilerinden olmayanlara faiz uyguladıklarını ifade ederek ahlak konusunda çifte standart uyguladıklarını hatırlattı.

Yine, “Allah’ın ahlakı ile ahlaklanmak”  gibi bir yaklaşımın olduğunu, bunun söz konusu olamayacağı bunun doğru olanının, Peygamberlerin ahlakı ile ahlaklanmak olduğunu ifade etti.

Konuşmasında Hucurat süresinin baş tarafında tarafındaki ahlaki ilkelere de vurgu yapan Perk, şunları söyledi; Allah Resulünün huzurunda Hz Ebu Bekir ve Hz Ömer’in bir konu hakkında tartıştıklarını ve bu olay üzerine Hucurat Süresinin ilk ayetlerinin nazil olmuştur. Bu ayetler nesh edilen ayetler değil, bizler içinde ahlaki prensipler belirlemektedir dedi.

Kur’an da ismi geçen Peygamberlerin üç defa seçildiklerini ifade ederek, konuşmasını şu şekilde sürdürdü; Birinci olarak, Peygamber olarak seçilmeleri, ikinci olarak Kur’an da kendilerinden bahsedilmesi, Üçüncü olarak da, hayatlarına vurgu yapılarak onların ahlakı ile ahlaklanmamız istenmektedir dedi.

Hz Adem (a.s)’dan “Hatadan dönme ahlakını,” Hz Nuh (a.s)’dan “Yanlış duadan nasıl dönüleceği ahlakını,” Hz Hud (a.s)’dan “Zalimlere meydan okuma ahlakını,” Hz Salih (a.s)’dan “Sahip olunan nimetlerin kişiyi Allah’a ulaştırma ahlakını,” Hz İbrahim (a.s)’dan “Kurban ahlakını,” Hz İsmail (a.s)’dan “Teslimiyet ahlakını,” Hz İshak (a.s)’dan “İmanı övülen bir kimse olama ahlakını,” Hz Lut (a.s)’dan “Cinsel problemleri olan insanlara nasıl davranılması ahlakını,” Hz Yakup (a.s)’dan “Tevekkül ahlakını,” Hz Yusuf (a.s)’dan “Mısır’ı inanların gönüllerini kazanarak feth edecek bir ahlakı” Hz Eyyub (a.s)’dan “Hastalık ahlakını” Hz Muhammed (a.s)’dan “Bir baba, bir öğretmen, bir komutan, bir arkadaş, bir peygamber, bir eş, vb. hayatın bütün evrelerini kapsayacak nitelikte en güzel ahlak örnekliğini görmekteyiz dedi.

Hz peygamberi örnek almayan kimselerin Allah’ın en güzel nimetinden mahrum olduklarını söyleyerek sunumunu tamamladı.

Panel, sorulan sorulara cevaplar verilmesi ile beraber sona erdi.


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  +  60  =  62

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu