Tevhid Ehli bir müslüman bir cemaate dahil olmalı mı?
Tevhid ehli bir Müslüman, mutlaka bir İslam cemaatine dahil olmalı mıdır ?
Cemaat olmanın bugün için hükmü nedir?
Eğer cemaate dahil olunmaz ise durumu ne olur?
CEVAP
Tevhid ehli bir Müslümanın mutlaka belirli bir cemaat veya yapıya girmesi gerektiğine dair Kur’ân’da ve sahih sünnette açık bir farz hüküm yoktur. İslam’ın farzları bellidir; iman, namaz, oruç, zekât ve hac gibi ibadetlerdir. Bunların dışında bir yapıya bağlanmak dinin aslından değildir.
Rabbimiz Allah (cc) biz Müslümanlara birlik olmayı emreder: “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin.” (3/Âl-i İmrân-103)
Buradaki “Allah’ın ipi” müfessirlerin çoğuna göre Kur’ân ve sünnettir. Yani asıl olan bir grubun adı değil, hakka sarılmaktır. İslam’ın amacı Allah’ın (cc) kitabına ve Peygamber’in sünnetine bağlı bir hayat yaşamaktır. Cemaatler ise bu güzel dine hizmet etmek, ilmi yaymak ve Müslümanların birbirine destek olması için ortaya çıkan birer araç olabilir. Araç oldukları sürece faydalıdırlar.
Ancak burada önemli bir denge vardır. Eğer cemaat anlayışı “benim cemaatim”, “senin cemaatin” gibi söylemlerle Müslümanlar arasında üstünlük iddiasına ve ayrılığa dönüşürse, o zaman araç amaca dönüşmüş olur ve bu durum tefrikaya kapı aralar. Oysa dinin amacı bir grubun büyümesi değil, Allah’ın (cc) dininin yaşanmasıdır.
Bu yüzden bir Müslüman, Kur’ân’a ve sahih sünnete bağlı yaşıyorsa, farzlarını yerine getiriyorsa ve şirkten sakınıyorsa sırf bir cemaate girmedi diye günahkâr olmaz. Kurtuluş bir grubun içinde olmakla değil, tevhid ve sünnete bağlılıkla olur.
Ancak tamamen yalnız kalmak da doğru değildir. Müminlerin salihlerle beraber olması, ilim öğrenmesi ve birbirine destek olması tavsiye edilmiştir: “Sabah akşam Rablerini isteyenlerle beraber sabret.” (18/Kehf-28)
Bu nedenle hak üzere olan Müslümanlarla beraber olmak faydalıdır; fakat kör bir bağlılıkla herhangi bir cemaati dinin ölçüsü haline getirmek doğru değildir.
Selef âlimleri bu gerçeği şöyle ifade etmiştir. Sahabeden Abdullah ibn Mas’ud şöyle demiştir: “Cemaat hakka uygun olandır; isterse tek kişi olsun.”
Müslüman için asıl olan tevhid, sünnet ve takvadır. Bir cemaate girmek farz değildir; fakat salih Müslümanlarla beraber olmak, ilim ve hayır meclislerinde bulunmak mümin için büyük bir nimettir.
Bununla birlikte İslam’da “cemaat” kavramı tamamen değersiz veya gereksiz görülmemiştir. Bilakis Müslümanların birlik içinde olması, birbirine destek olması ve fitneye karşı beraber durması teşvik edilmiştir.
“Cemaat rahmettir, ayrılık ise azaptır.” Bu hadis, Müslümanların parçalanmasının ve birbirinden kopmasının büyük bir zarar olduğunu gösterir. Ancak burada kastedilen cemaat, belirli bir grubun adı değil; hak üzere birleşmiş olan Müslümanların birlik hâlidir.
“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir.” (9/Tevbe-71) Bu ayet Müslümanların birbirini yalnız bırakmaması, iyiliği emredip kötülükten sakındırması gerektiğini bildirir. Bu yönüyle Müslümanların ilim halkaları, hayır çalışmaları ve kardeşlik bağları etrafında bir araya gelmesi güzel ve faydalı bir durumdur.
Fakat ölçü her zaman Kur’ân ve sünnet olmalıdır. Bir cemaat veya topluluk, insanları Allah’ın (cc) kitabına ve Resulullah’ın sünnetine çağırıyorsa, bid‘atten sakındırıyor ve tevhidi öğretiyorsa, böyle salih kimselerle beraber olmak Mümin için hayırlıdır. Ancak bir topluluk kendi liderini veya yapısını sorgulanamaz hâle getiriyor, hatayı hak gibi gösteriyor veya Müslümanları bölüyorsa, o zaman o yapıya karşı dikkatli olmak gerekir.
Fitne zamanlarında selef âlimleri Müslümanlara şu ölçüyü tavsiye etmiştir: Hak nerede ise oraya tabi olmak. Eğer hak bir toplulukta ise onunla birlikte olmak, fakat hak terk edilirse ona bağlanmamak.
Kısaca özetler isek; bir Müslümanın kurtuluşu belirli bir cemaatin içinde olmakla değil, Allah’a (cc) samimi iman, tevhid, sünnete bağlılık ve salih amellerle olur. Ancak Müminin salih kardeşlerle beraber olması, ilim meclislerine katılması ve İslam’a hizmet eden hayırlı topluluklarla dayanışma içinde bulunması onun imanını kuvvetlendiren güzel bir vesiledir.