Yazılar

Makale: TEVHİD BİZDEN NEYİ İSTER?

Benim anladığım Tevhid hayatın her alanında İslam dışı sistem ve düşünceleri reddetmek ve onunla gücü nispetinde mücadele etmektir. Tevhid sadece siyasal anlamda değil sosyal hayatın içinde, ekonomide vs. diğer tüm alanlarda Allah’ın hükümlerini yeryüzüne hakim kılma çabasıdır.

Bu çaba gerçekten çok fedakarlıklar yapılması gereken kutsal bir çabadır. Çünkü bunun en güzel örneğini gördüğümüz peygamberlerimizin ve özellikle de Hz. Muhammed aleyhisselamın hayatını incelediğimizde bunu çok açık bir şekilde müşahede ediyoruz.

Ancak gören gözlerin idrak edebileceği bazı örnekler şöyledir; Mesela Rasulullah Tevhidi daveti önce kendi kavmine ve o günün şirk koşan yöneticilerine gerçekleştirdi. Birçok sıkıntılar çekti ashabıyla birlikte. Şehitler oldu. Taviz vermedi. Hatta müşrikler Rasulullahı durduramayacaklarını anlayınca taviz vermek istediler, devlet yönetimini bir tabakta Müslümanlara sundular. Ancak hiç beklemedikleri bir tavırla karşılaştılar. Müslümanlar yönetime değil sistemi değiştirmeye talipti çünkü. Onların necis yönetimlerini reddettiler. Çünkü yönetim değişse de sistem değişmedikçe zulüm bitmeyecekti. Tam da burada bugün altmışlı yıllardan beri siyasete girip sistemi değiştireceğini, şeriatı getireceğini veya en azından bu sistemi değiştireceğini söyleyenlere ne oldu? Altmış seneye yakındır ne yaptılar veya ne yapabildiler? Sadece yönetimler değişti, yönetenler değişti ama kesinlikle sisteme dokunamadılar, dokundurtmadılar. Ve hala günümüzün saf ve ahmak bir kısım insanı bu adamların şeriatı getireceğine inanarak oy kullanmaya devam ediyor. Yazık hem de çok yazık.

Rasulullah bizzat kendi doğup büyüdüğü Mekke’den mecburen hicret etti, yöneticileriyle savaştı. İnandığı değerler onu bu zor durumda motive etti. Bu durumu bugüne uyarlarsak kendi devletiyle savaş yapan kişiye insanlar hain der. Vatan haini. Oysa Rasulullah’ta kendi devletiyle savaştı. Haşa vatan haini mi oldu? Devleti kutsayan, vatan toprağını kutsal kabul eden, bayrağı kutsal kabul eden zihniyetler için Rasulullah’ta haşa vatan haini idi ve yaptığı kabul edilemezdi. Çünkü kendi devletine başkaldırıp fitne çıkarttı. Toplumu ikiye böldü. Babayı oğluna, kardeşi kardeşe düşman etti. Öyle bir şey getirdi ki, öyle bir şey haykırdı ki düzenlerinin bozulmasından korkan tağuti sistemler tarafından hemen yok edilmesi, manipüle edilmesi gerekilen acil bir durumdu. Bugünde hakim güç bu durumdan korkuyor. Kur’an ve sünnete bağlı Tevhid ehli Müslümanların onların küfür sistemlerini başlarına çalmasından korkuyorlar. Onun için gece gündüz çalışıyor, tuzak kuruyor, plan yapıyorlar.

Bugün içinde bulunduğumuz sistem laiklik esasına bağlı demokratik bir sistemdir. Allah’ın hükümlerinin hiçbir değer taşımadığı ve hatta çağ dışı olarak kabul edildiği bir sistem. Tevhid ehli Müslümanların bir azınlık olduğu, yönetimde hiçbir şekilde söz sahibi olmadığı, kimi zaman iftira, dayak, hapis ve para cezalarıyla susturulmaya çalışıldığı yaşanan birer vakıadır.

Toplumda yaşanılan birçok hukuksuzluğun faturasını İslam’a kesmek büyük bir zulümdür. Adam hırsızlık yapıyor, annesini öldürüyor veya ahlaksızlık yapıyor. Bu durumu görenler o kişiyi –eğer bir de sakalı varsa, namaz kılıyorsa- değil de hemen İslam’ı suçluyor. Hep Müslümanlar böyle yapıyor, hep Müslümanlar şöyle yapıyor diye. Oysa kimse o adamı yetiştiren bu laik sisteme laf etmiyor. O adam bu sistemin okullarında yetişti, at. ilke ve inkılaplarıyla büyüdü, bu sistemin öğretmenlerinin elinde bu hale geldi. Eğer hırsızsa, eğer ahlaksızsa bunun faturası hırsızlığı yasaklayan, ahlaki öğütlerle dolu olan İslam’a değil aksine hırsız ve ahlaksız yetiştiren bu sisteme çıkarılmalıdır.  Kendini Müslümanlığa nispet eden nüfus cüzdanı müslümanları ise bu durumda “Musa sen haklısın ama bizim karnımızı firavun doyuruyor!” diyenler gibi alçakça bu sisteme oy yani kan vererek destek olmaya devam ediyor. Hadi bu insanlar Tevhidî ilkelerden habersiz böyleler ya bir de kendini Tevhide nispet ederek tağutu Müslüman görenlere ne demeli? Yani sistemi tağutî bir sistem olarak görüp başındaki şahsı Müslüman kabul etmek nasıl bir düşüncenin ürünüdür, aklım almıyor. Böyle bir sistemin içinde parlamentoyu oluşturan kişileri nasıl Müslüman Muvahhid görebilirsiniz? Ki bu insanlar İslam’ın hükümlerini kaale bile almayıp beşeri hükümler koyuyor, yasalar çıkartıyorlar. Bu kişileri mümin görmek, onlardan adalet beklemek, hele hele İslam’ı getireceklerini beklemek nasıl bir akıl tutulmasıdır, anlamak çok güç.

Son olarak Tevhidî hassasiyetleri olan kardeşlerden bir kısmının yaptıkları bu hatayı görerek vazgeçmeleri gerektiğini düşünüyorum. Tağutî bir sistemin yöneticisi Müslüman olamaz. Çünkü orada kaldıkça imanî özelliklerini kaybeder. Demokrasiyi överek, laikliği tavsiye ederek, cumhuriyetin faziletlerini sayarak zaten imanlı kalması mümkün değildir. Bu sistemi koruyan kim varsa, hangi kurum varsa hepsinden içtinap etmek, onlardan fikren ayrılmak, onlara ve o kurumlara destekçi olmamak zorundayız. Tevhidî iman bizden bunu ister.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir




Enter Captcha Here :

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu