Yazılar

Makale; MUTLU SON İLE BİTER Mİ SENCE ?

Yeryüzünde bugüne kadar kaç insan yaşadı Adem (as)’dan beri, çok net bir bilgi yok. Bu konu ile ilgili çok önceden yaptığım bir araştırmada, 200 milyar civarında insanın yaşadığının tahmin edildiği söyleniyordu. Sayının çok fazla bir önemi yok, ama mahşer günü sanki biraz kalabalık olacağız gibi.  Bizi kendisine kulluk edelim diye yaratan âlemlerin Rabbi’ne, koca bir hayatın hesabını vereceğiz. Şimdiden herkese başarılar. Allah kolaylık versin.

Bizde bir atasözü vardır; Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir diye ”. Bu minvalde daha etkili olsun diye sizinle bir hadis paylaşayım. Yüce ve tek önderimiz Hz. Peygamber (sav) bir hadisinde şöyle buyuruyor: “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz!..” (Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, V, 663)

Hepimizin bildiği değişmez bir gerçek bu, hatta kötü örnekler için de ne deriz; “su testisi su yolunda kırılır”. Yani yaşadığı gibi sonuçlandı sonu. Ancak bazı filmler başladığı gibi bitmez. İnsan değişken bir varlıktır. Zamana-mekâna ve şartlara göre davranışlarında değişkenlik gösterebilen bir varlıktır. Size şimdi hayatı başladığı gibi bitmeyen iki kişiden bahsedeceğim.

Birincisi Hz.Vahşi (ra). Vahşi b. Harb. Mekke’de yaşayan Habeşli bir köle. İri yapılı kıyım biri. Atıcı, iyi atıcı, atıcılığıyla nam salmış. Müslümanlar Bedir savaşında, Allah (cc)’ın görünen ve görünmeyen ordularının yardımıyla zafer kazandığında, Allah (cc), onlara iki zaferi de nasip ettiğinde, en çok sevindikleri olaylardan biri de, Mekke’de Müslümanlara zulümde sınır tanımayan iki kişi, Ebu Cehil ve Utbe b. Rebia’nın öldürülmesiydi. Çünkü çok zulüm etmişlerdi müminlere ve tüm zalimlerin yaşayacağı akıbeti yaşamışlardı.

Bedir savaşının sonucu Mekke’ye ulaştığında, savaşı kaybetmek kadar bu iki ismin öldürülmüş olması, onlarda daha büyük bir yıkım yarattı. Daha çok düşman olmaya ve intikam almak için yeminler etmeye başladılar. Bunlardan biri de, Utbe’nin kızı, aynı zamanda Ebu Sufyan’ın karısı Hind idi. Aklına ilk gelen şey, babasını savaş meydanında öldüren Hamza (ra)’ı nasıl öldüreceğiydi. İşte o zaman, Vahşi için film başladı. Hepimizin bildiği üzere Vahşi, Hz. Hamza’yı şehit etti.

Sonra bol miktarda altın ve özgürlük aldı. Artık hem hür! hem de zengin idi. Mutlu bir son beklerken onu, işler hiç de öyle gitmedi. Vahşi’nin vicdanı, onu hiçbir zaman rahat bırakmadı ve yaptığının ne anlama geldiğini çok geçmeden anladı. Fıtrata teslim oldu. Büyük bir pişmanlık ve nasuh bir tövbe ile Peygamberin huzurunda iman etti.

Hayatı şirk ile dolu bir köle, üstelik Hz. Peygamberin amcasını öldürmüş bir katil olarak girdiği çadırdan bir sahabe olarak çıktı.  Katil Vahşi, Hz. Vahşi olmuştu artık. Peygamber (sav), Hz. Vahşi’yi gördüğünde hüzünlendiği için, “mümkünse nadir görün bana” demişti ona, ama aynı zamanda şunu da demişti: “Ben Hamza ile Vahşi’yi cennette kol kola gördüm.” SubhanAllah. Bu nasıl bir din ve O nasıl bir Rahman ki, hem yolunda öldürülen hem de onu öldüren aynı cennette.

Diğeri Reccâl b.Unfuve, Beni Hanife kabilesinin önde gelen isimlerinden biriydi. Medine’de bizzat Peygamberin dizinin dibinde Müslüman oldu, eğitim aldı. İslam dinini Peygamberden (sav) öğrendi, bakara süresini ezberledi. Resulullah (sav) onu kavmine, Yemâme’ye öğretmen olarak gönderdi. Peygamber’den icazet almış bir sahabe, kavmine İslam’ı öğretmek üzere görevlendirilmişti. Yemâme’de kısa sürede herkesin ilgisini, beğenisini ve güvenini kazandı.

Sonra bir yalancı peygamber çıktı Yemame’de. Müseyleme. Peygamber (sav) ona gönderdiği mektupta kendi nefsine ve halkına zulüm ettiğini, bu yalandan dönmez ise helak olacağını söylese de, Müseyleme bunu umursamadı.

Çok kısa bir süre sonra Hz. Peygamber (sav) vefat edince, daha da güçlendi Müseyleme. Hz. Ebubekir (ra)’ın, halife olur olmaz ilk yaptığı şey, bir ordu hazırlatıp Müseyleme’nin üzerine yollamak oldu. Tarihe “Yemâme Savaşı” olarak geçen savaşta, İslam ordusuna izzetli komutan Halid b.Velid komutanlık etti ve yanı başında, Uhud savaşında, kâfirler ordusunda birlikte savaştığı Hz. Vahşi vardı.

Düşünün, iki azılı kâfir, peygamber ve ashab ile savaşmış, nice sahabenin şehit edilmesinde başrol oynamış, ancak, Allah (cc)’ın hidayet etmesi neticesinde, iman ile şereflenmiş ve izzet sahibi olmuşlar. Hz. Ebubekir’in tayin ettiği orduya biri komutanlık ediyor, diğeri ise komutanın yanı başında, Allah (cc) için savaşmaya, belki de şehit olmaya gidiyorlar. İman ne güzel bir şey…

Halid’in (ra) komutasındaki ordu savaştan galip gelirken, Müseyleme de, peygamberin dediği gibi helak oldu. Ama o savaşta bir şey daha oldu. Hz. Vahşi (ra), o meşhur mızrağını bir kez daha attı, bu sefer Allah (cc) için attı ve heybetli atından yediği mızrak ile yere yığılan kişi kimdi biliyor musunuz? Evet, ta kendisi. Hz. Peygamberin (sav) dizinin dibinde sahabe olan, İslam dinini öğrenen, bakara süresini ezberleyen ve Yemame şehrine öğretmen olarak giden Reccal b.Unfuve…

Evet, Müseyleme sahte peygamberliğini ilan edince, o da aklını şeytana satmıştı. Müseyleme Yemame’de etkinliğini arttırınca, onun yanında yer almış ve İslam’dan dönmüştü. O sahabe, azılı bir kâfir, O azılı kâfir ise, mümtaz bir sahabe olmuş ve öylece ölmüşlerdir.

Allah (cc), sizin mallarınıza, kıyafetlerinize, saçınıza, tipinize bakmayacak. Sonunuza bakacak. Unutma sonunu kendin hazırlayacaksın.

Sen okuyorsan bunu eğer ve misal, bakara süresini ezberlemiş bir Müslüman bile olsan, sakın bu seni aldatmasın. Ayaklarını dini üzere sabit kılması için Allah’a dua et ve Allah’a (cc) kul olmada sakın gevşeklik gösterme. Bak nasıl uyarıyor seni Hz.Peygamber (sav) : “Sizden bir kimse cennet ehlinin amellerini öyle işler ki,  kendisi ile cennet arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse bu sefer cehennem ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cehenneme girer.

Ve sen, azılı bir cahil gibi yaşayan, Allah’a (cc), Resulüne (sav) ve Müslümanlara düşmanlıkta sınır tanımayan, her fırsatta bunu gösteren, elinden gelse bir kaşık suda boğacak olan, hatta boğan, hatta göğsünü yarıp kalbini çıkaran sen, içki-kumar-faiz dinlemeyen sen, ölüm yokmuş gibi yaşayan, sana hayat veren, nimet veren, sen yediren içiren, kendisine bu kadar isyan etmene rağmen yine de sana kapısını kapatmayan  cömertlerin en cömerdi varlığa, Alemlerin Rabbi Allah’a (cc) dönebilirsin, ona yönelebilir, bir İslam neferi olabilirsin. İzzeti tercih edebilir, Allah’ın (cc) salih kulları arasına girebilirsin. Eminim bugüne kadar yaptığın kötülük, Hz. Hamza’nın kalbini deşmekten daha fena değildir. Fena olsa bile, seni Felah’a çıkaracak tek şey nasuh bir tövbe ile fıtratına dönmektir. Dön…

Bak sana nasıl bir müjde veriyor Hz. Peygamber (sav): “Yine bir kimse cehennem ehlinin amellerini öyle işlerki, kendisi ile cehennem arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken  kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse cennet ehlinin amellerini  işlemeye başlar ve cennete girer.”  (Müslim, Kader 11, 2651)  (Bediü’l-Halk 6.)

Akıbet, yani mutlu son ancak kendisi Allah’a teslim edenlerin olacaktır…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu