Yazılar

DİKKAT EDİN! ZULMEDİYORSUNUZ…

Zulüm nedir ?  Zalim kimdir ?

Kardeşlerim! İsterseniz bunu önce Kur’an’a soralım:

“Ey Allah’ın kitabı bana zulüm nedir, zalim kimdir? Anlatır mısın?”

İlk cevap Zulüm nedir sorumuzla ilgili:

1)Nur’un karşılığı olan Karanlık demektir.

Hamd gökleri ve yerleri yaratan, zulumâtı (karanlıkları) ve nûr’u (ışığı) var kılan Allah’a aittir.” (6/En’âm, 1).

2)Küfür, Şirk, İsyan ve Fısk demektir.

“Ey oğlum, Allah’a şirk koşma. Hiç şüphesiz ki şirk, gerçekten büyük bir zulüm’dür.” (31/Lokman, 13).

3) İnsanlara karşı yapılan haksızlıklar ve baskılar demektir.

*Haksız yere adam öldürmek (5/Mâide, 27-29),

*Hırsızlık yapmak (12/Yusuf, 75),

*Allah’ın koyduğu sınırları aşmak, böylece insanların hakkına tecavüz etmek (65/Talak, 1),

*Başkasının malını gasbetmek (38/Sâd, 24),

*İlâhlık taslamak veya halkına baskı ve işkence etmek (7/A’râf, 103),

*Başkasının hakkını fâiz yoluyla elinden almak, fâiz yemek (2/Bakara, 279),

*Mü’minlere baskı ve şiddet uygulamak, onları yaşadıkları yerden sürüp çıkarmak (22/Hacc, 39),

*Müstaz’af kimselerin hakkını yiyip onlara baskı uygulamak (4/Nisâ, 75) bu gibi zulüm örnekleridir.

İkinci cevap ise Zalim kimdir? Sorumuzun cevabıdır: Üç çeşit zâlim vardır.

Birincisi: Allah’a karşı isyan eden kâfir veya Allah’a ortak koşan müşriktir.

*Allah’ın âyetleri kendisine hatırlatıldığı zaman kibirlenerek yüz çeviren inkârcılar zâlimdirler. (18/Kehf, 57)

*Allah’ın âyetlerine yalan veya uydurma diyenler de aynı durumdadırlar. (62/Cuma, 5; 39/ Zümer, 32)

*Allah (c.c.) hakkında kafasına göre yalan uyduran ile, ‘ben vahy aldım, Allah’ın gösterdiğini aynen gösteririm’ diyen iftiracı da zâlimdir (6/En’âm, 93).

*Allah (c.c.)’ın yolunu tıkamak isteyenler ile, mescidleri tahrib eden veya oralarda Allah’a ibadet edilmesini engelleyenler de zâlimdir (2/Bakara, 114).

İkincisi: Toplum ve kişi haklarına tecavüz edenlerdir. Bu kamu haklarına saldırı ve kişinin -ister doğuştan ister sonradan elde ettiği- haklarını gasbetme, kişiye veya kamuya her türlü işkence, baskı ve hak ihlâli şeklinde ortaya çıkar. Hak ve adaleti dağıtma makamında olanlar, adaletten ayrılırlarsa; zâlim olurlar.

Devlet otoritelerinin fertlere ve toplumlara yaptıkları zulümleri de bu katagoride değerlendirmek mümkündür. Halkına zulmeden, onların haklarını vermeyen, toplum düzenini sağlamak için gönderilmiş olan Allah’ın hükümlerini uygulamayan bütün kişi ve rejimler zâlimdirler (5/Mâide, 45). Zulmün kişiden kitleye, kitleden kişiye doğru gerçekleşmesi arasında fark yoktur. Zulüm zulümdür.

Üçüncüsü: Kendi kendine zulmeden zâlimler. Bu, kişinin Allah’a karşı hata işleyerek içine düştüğü günahkârlık, ya da bedenin veya ruhun hakkını vermeyerek, kendi bünyesindeki dengeyi bozmaktır.

Hz. Âdem (a.s.) Cennette yasak meyveyi yedikten sonra yaptığı hatası için ‘kendi nefsime zulmettim’ demiştir (7/A’râf, 23; 28/Kasas, 16).

İnkârından veya günahından dolayı azabı hak edenler, kendi kendilerine zulmedenlerdir. Allah onlar hakkında, “Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmettiler.” demektedir (11/Hûd, 101; 43/Zühruf, 76; 3/Âl-i İmrân, 117; 16/Nahl, 33).  (Ahmed KALKAN, Kur’an Kavramları)

Değerli kardeşlerim! zulüm nedir ve zalim kimdir diye Kur’an’a sorduğumuzda almış olduğumuz cevaplar bunlar olacaktır. Bu bilgiler ışığında esas anlatmak istediğim konuya geleyim inşaallah. Son yıllarda Tevhid ehli Müslümanlara yönelik Devlet eliyle sistematik bir şekilde yapılan zulüm ve baskıları görmemek mümkün değildir. Gün geçtikçe artan bu olaylar karşısında onurlu ve adalet sahibi bir mümin olarak sessiz kalınamayacağının idraki içerisindeyim. Mutlaka bir tarafta durmak gerektiğini düşünüyorum. Ya Allah’ın ayetlerini görmezden gelen, uygulamayan ve Müslümanlara zulmeden devletten yana ya da mazlum cemaat, dernek, vakıf veya kişilerin yanında. İki tercih arasında kalmakla birlikte tabii ki imanım mazlumdan yana olmayı, zalime karşı durmayı ve hakkı haykırmayı seçiyor velev ki bedel ödenmesi gereksin.

Güç öyle bir şeydir ki, ona sahip olduğunuzda artık gözünüz hiçbir şeyi görmez olur. Ne adalet ne hoşgörü kalır sizde. Yaptıklarınıza karşı olunmasını bırakın, söz söylenmesini bile istemezsiniz. Gücünüzün her şeye yeteceğini zannetmeye başlarsınız. İktidar olmak ve orada kalmak için yapmayacağınız şey kalmamıştır. Yahudi mantığıyla Hristiyan elbisesi bile giyersiniz. Yeter ki güç sizde olsun, tek güçlü siz olun diye. Zulmedersiniz iktidarınız için. Ve aldatıp kandırdığınız halkın gözünü de boyamışsınızdır, sihirbazlarınızın marifetiyle. Yaptığınız zulümlere tabanınızın ve sizi oraya getirenlerin en ufak bir sesi çıkmaz ve hatta zulümlerinizi şiddetle savunurlar. Oysa asıl gücün Allah’a ait olduğunu nedense unutursunuz. Allah böyle bir şeyden razı değildir. Zulümlerinizden razı olmaz. Zulümle abad olunmaz. Elbet bir gün iktidarda, koltukta gider. O zaman yaptığınız zulümlerle anılırsınız. Tarihe Zalim olarak geçersiniz. Hem de namaz kılan bir zalim…

Yakından takip eden kardeşlerin bildiği gibi son yıllarda birçok vakıf, dernek, medrese suçsuz yere basıldı, arandı ve kapısına mühür vuruldu; birçok Hoca suçsuz yere gözaltına alındı, tutuklanarak hapse atıldı. Yine birçok kardeş hiç suçu olmadığı halde değişik yaftalarla aylarca gözaltına alınarak hapis yatırıldı. Yine birçok islami miting iptal edildi, Müslüman hanımların başörtüleri açılmaya çalışıldı. Gecenin 05.30 unda Müslümanların evleri basılarak mahremleri çiğnendi. Ancak chp zihniyetinin yapabileceği bu alçaklıklar güya muhafazakar islami parti tarafından yapıldı. Topluma hakim olan korku imparatorluğuydu. Ne acı ki bu puslu hava da nice dernek, cemaat ve hocalar korkutularak susturuldu. İktidar yanlısı olanlar ise Müslümanlara yapılan bu zulümlere kulaklarını tıkadı, gözlerini kapattı ve iktidar yalakalığı yapmaya devam ettiler.

Kardeşlerim! Devlet kendisi gibi düşünmeyenleri, şeriat isteyenleri, kendi fikirlerini paylaşanları ve hükümet politikalarını eleştirenleri sevmiyor ve onları bir kaşık suda boğmaya çalışıyor, toplumdan tecrit ediyor, vatan haini olarak gösteriyor. Fetöcü diye, ışidçi diye, pkk lı diye etiketliyor. Yani “la ilahe illallah” diyen Müslümanları ötekileştirerek yok etmeye çalışıyor. Böylece milletçe sanki 1930 lu yılların Türkiye’sini yaşıyoruz. Sesi çıkan vatan hayini vb. yaftalar ile linç edilmeye çalışılıyor.

Kardeşlerim! Müslümanlara bunları yapanlar yahudi ve hristiyanlara karşı çok merhametli davranıyor, onlara imtiyaz sağlıyor, ittifaklar kuruyor. Mısır halkına “laik olun” , israile “İsrail bizim dostumuzdur.” diyebiliyor. Böylesine kirli bir siyaset güdebiliyorlar.

Dikkat edin! Zulmediyorsunuz. Yeryüzünde zulmeden hiçbir devlet baki kalmamış ve çok kısa bir sürede helak olmuştur. Çünkü zulüm Allah’ın gazabını getirmektedir. Allahın indirdikleriyle hükmetmemek zulümdür. Müslümanlara baskı ve tutuklamalar zulümdür. Bunları yapanlarda zalimdirler.

“…Kim Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.” (5/Mâide, 45)

“…Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir.” (26/Şuara,227)

Yine Rasulullah buyurdu ki: “Mazlumun (bed)duâsından sakın. Çünkü mazlumun duası ile Allah arasında (kabule mâni olan) hiçbir perde/engel yoktur.” (Buhâri, Mezâlim 9, hadis no: 9, Cihad 180; Müslim, İman 7, hadis no: 19, 1/150; Ebû Dâvud, Zekât 5, hadis no: 1584; Tirmizî, Zekât 4, -625-)

Bu zalimlere mallarıyla, canlarıyla ve oylarıyla yardım eden ve Müslümanlara zulmedilirken en azından sessiz kalan insanlara bu tavırlarından vazgeçmelerini, hakkı görüp zalime karşı olmalarını tavsiye ediyorum. Yoksa ahirette zalimlerle birlikte olacaklarını hatırlatıyorum.

“Sakın zulmedenlere en ufak bir meyil duymayın, sonra size ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostunuz yoktur. Sonra (Allah tarafından da) size yardım edilmez.” (11/Hûd, 113)

“(Allah, meleklerine emreder:) ‘Zâlimleri, onların arkadaşlarını/işbirliği edenleri ve Allah’tan başka tapmış oldukları putları toplayın. Onlara cehennemin yolunu gösterin. Böylece onları tutuklayın, çünkü onlar suçludurlar.” (37/Saffât, 22-24).

“İnsanlar, bir zâlimi görür, (önlemeye güçleri yettiği halde) ona engel olmazlarsa, bundan dolayı hemen hepsi cezalanır.” (Tirmizî; Tuhfetu’l Ahvezî Şerhu Câmiu’t Tirmizî, 8/423)

Değerli kardeşlerim bilenler bilir. Bu olayların her birinde kardeşlerimiz olarak zulme uğrayan kardeşlerimize sahip çıkmaya çalıştık. Onların yanında olduğumuzu bildirdik. Kimi zaman geçmiş olsun ziyaretinde bulunarak kimi zaman onlar için basın bildirisi yayınlayarak bu zulümleri tel’in ettik. İnşaallah diğer Müslümanlara karşı olan bu birleştirici tavrımızı devam ettireceğiz.

Son tahlilde Müslümanların bu küfür sistemine karşı güçlü bir cemaat olmaktan başka çaresi olduğunu sanmıyorum. İyiliği emreden, kötülüğü nehyeden, yeryüzüne adalet ve huzuru getiren , ilkelerini Kur’an ve sünnetten alan bir cemaat. Bu cemaatin üyeleri İbrahim gibi ateşe atılmaktan, Yusuf gibi zindanlara konulmaktan korkmayan ilkeli ve tavizsiz bir cemaat. İşte saraylarını sallayacak, kalplerini titretecek, hakkı hakim kılacak o cemaatin gelmesi temennisi ve duasıyla…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu