Mezheb Taklit Etmek Zorunlu mudur ?Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Mezheb Taklit Etmek Zorunlu mudur ?

 

SORU

Bir Müslüman, itikatta ve amelde mezheb taklid etmek zorunda mıdır?

 

CEVAP

Bir Müslümanın itikatta ve amelde mutlaka bir mezhebi taklit etmek zorunda olup olmadığı ile ilgili sorunuza cevap vermeden önce, bu meseleye doğru yaklaşabilmek için önce, bu konuda önemli bir hatırlama yapmamız gerekir.

 

Müslümanın asıl bağlılığı, yalnızca Allah’a (cc) ve Resul’üne olmalıdır. Çünkü dinin kaynağı vahiydir; yani Kur’ân ve sahih sünnettir. Allah (cc) bir konuda ihtilaf olduğunda ölçünün ne olması gerektiğini açıkça bildirmiştir: “Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah’a ve Resul’e götürün.” (4/Nisa-59). Anlıyoruz ki, Müslümanın nihai ölçüsünü mezhepler değil, Allah’ın (cc) kitabı ve Resulullah’ın (sav) sünneti ortaya koyar.

 

Bununla birlikte mezhepler İslam’da ortaya çıkmış ilmi birikimlerdir. Büyük müctehid imamlar Kur’ân ve sünnetten hüküm çıkarırken bazı meselelerde farklı içtihatlara ulaşmışlardır. İmam Ebu Hanife, İmam Malik, İmam Şafii ve İmam Ahmed b. Hanbel gibi büyük âlimler, kendi dönemlerinde Kur’ân ve sünneti en iyi anlamaya çalışan müctehidlerdir. Fakat bu imamların hiçbiri, insanları kendilerine bağlanmaya çağırmamıştır. Aksine hepsi, sözlerinin Kur’ân ve sünnetle ölçülmesi gerektiğini söylemişlerdir. Mesela İmam Şafii’nin meşhur sözü şöyledir: “Sahih hadis varsa benim mezhebim odur.” Bu ifade bile mezhep imamlarının kendilerini din yerine koymadıklarını açıkça göstermektedir.

 

Bu noktada mesele aslında üç farklı insan durumuyla ilgilidir. Eğer bir kimse Kur’ân’ı, hadisi, Arapçayı ve fıkıh usûlünü bilen bir müctehid ise zaten mezhep taklit etmek zorunda değildir; doğrudan delillerden hüküm çıkarır. Eğer ilim sahibi, fakat müctehid seviyesinde değilse, o zaman delilleri araştırır ve güçlü olan görüşe uymaya çalışır. Fakat halktan olan ve bu ilimlere sahip olmayan bir Müslüman için en doğru yol, güvenilir bir âlime sormaktır. Rabbimiz Allah (cc) şöyle buyurur: “Eğer bilmiyorsanız zikir ehline sorun.” (16/Nahl-43) Bilmeyen kimsenin ilim ehline danışması meşrudur.

 

Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir denge vardır. Bir Müslüman mezhebi din yerine koyamaz ve bir imamın sözünü Kur’ân ve sünnetin önüne geçiremez. Çünkü helal ve haram koyma yetkisi yalnızca Allah’a (cc) aittir. Kur’ân’da bazı insanların âlimlerini rab edinmeleri eleştirilmiştir. “Onlar âlimlerini ve rahiplerini Allah’tan başka rabler edindiler.” (9/Tevbe-31) Bu ayetin tefsirinde Resulullah (sav) onların âlimlerinin helali haram, haramı helal kılmasına uymalarını bu şekilde açıklamıştır. Yani bir âlime saygı duymak başka, onu sorgusuz kabul etmek başkadır.

 

Kısaca ifade etmek istediğimiz;

Müslüman mezhep taklit etmek zorunda değildir; fakat ilmi olmayan bir kimsenin güvenilir bir âlimin görüşüne uyması doğal ve gereklidir. Mezhepler İslam’ı anlamaya yardımcı olan ilmi yollar olarak görülmelidir. Müminin kalbinde asıl bağlılık ise yalnızca Allah’a (cc) ve Resul’üne olmalıdır. Tevhid bilinci de bunu gerektirir: Din Allah’ındır ve hüküm yalnız O’na aittir. (12/Yusuf-40)

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Başa dön tuşu