Talak – Bidi Talak – Talakın Geçerli Olması
Gerçek islama göre bid’i talak geçerli midir ? Yoksa Kur’anda yazıldığı şekilde peygamberin sünnetine uygun olmayan boşamalar geçersiz midir ?
CEVAP 1
Öncelikle sorunuzun diline dair usul açısından kısa ama gerekli bir düzeltme yapmak gerekir. Kullandığınız, “gerçek İslam’a göre” şeklindeki ifade uygun değildir. Zira İslam tektir; “gerçek, sahte” gibi bir ayrımı kabul etmez. Ya bir hüküm İslam’dandır ya da İslam’dan değildir. Din, kişilerin uygulamalarına göre isimlendirilmez. Allah’u Teâlâ dini tanımlamıştır; bize düşen onu ölçü almaktır (5/Maide-3). Bu nedenle doğru soru, “Kur’an ve sahih sünnete göre bid‘î talakın hükmü nedir?” şeklinde olmalıdır.
Bid’i talak; Kur’an ve Sünnet’in belirlediği usule aykırı yapılan boşamalardır. Bunlara örnek olarak, kadını hayızlı iken boşamak, tek temizlik döneminde birden fazla talak vermek, üç talakı bir anda söylemek verilebilir.
Buna karşılık sünni talak, kadının hayızdan temiz olduğu ve o temizlik döneminde kendisiyle ilişkiye girilmemiş bir zamanda bir talak verilmesidir. Bu, Allah’ın (cc) emrettiği usuldür (65/Talak-1).
“Ey Peygamber! Kadınları boşadığınız zaman, onları iddetlerini gözeterek boşayın…” (65/Talak-1)
“Boşanma iki defadır. Sonra ya iyilikle tutmak ya da güzellikle salmak vardır.”(Bakara-229)
Bu ayetler açıkça gösterir ki boşama zamana yayılmış, ölçülü ve düşünme imkânı tanıyan bir süreçtir. Bir anda ve öfkeyle yapılan boşamalar, Kur’an’ın ruhuna aykırıdır.
Bid‘i talak geçerli midir? Bu mesele fıkıh mezhepleri arasında ihtilaflıdır:
1) Cumhurun Görüşü (Hanefî, Şafiî, Mâlikî, Hanbelî’nin meşhur görüşü): Bid’i talak haramdır, fakat geçerlidir. Yani kişi günahkâr olur, ancak boşama gerçekleşir.
2) Azınlık Görüşü (İbn Teymiyye, İbn Kayyım ve bazı sahabe rivayetleri): Kur’an ve Sünnet’e aykırı yapılan boşamalar geçerli değildir, çünkü Allah’ın (cc) emretmediği bir boşama şekliyle hüküm sabit olmaz. Delil olarak, Hz. Ömer (ra) dönemine kadar üç talakın bir sayıldığı uygulaması zikredilir.
Kısaca ifade edecek olursak; Bid‘i talak İslam’da meşru değildir, haramdır. Geçerli olup olmadığı konusunda alimler arasında ihtilaf vardır. Kur’an’ın açık emri, sünni talak dışında bir boşama yolunu teşvik etmez. Mümin, ihtilaflı alanlarda en güvenli ve Kur’an’a en uygun yolu tercih etmekle sorumludur (4/Nisa-59).
Dolayısıyla mesele “gerçek İslam” gibi muğlak ifadelerle değil; Kur’an, sahih sünnet ve ehil âlimlerin ilmi çerçevesiyle ele alınmalıdır. Din, öfkeyle değil; ilimle yaşanır.
Allah (cc) en doğrusunu bilir…
SORU 2
Lakin benim sizden ricam, benim yasadIklarıma göre de beni yönlendirme şansınız var mı bilmiyorum. Biz eşimle üç ayrı zamanda çok öfkeli bir halde ikimizin tartıştığı ve sinirlerin uç kısma çıktığı anlarda talak vermiş oldu. Ama hiçbirinde sünnete uygun ve şahit olmadan gerçekleşti. Evde sadece ikimiz vardık. İlk ikisinde hocalarla nikahımızı tazeleyip devam ettik. Üçüncüsünde ben annemlere gittim. O esnada yuvamın yıkılmaması için ismi azam duasıyla helalinden eve dönmek için Rabbime dua ettim. Sonra nasıl olduğunu anlamadan kendimi bir anda evimde buldum. Ama içimde hep bir yanlışlşk yapşyormuşum gibi bir his var. Bu sıkıntılı dönemlerde istihare namazı kılıp, hep Allahtan yardım istedim ve her seferinde bana hala eşimin helali olduğum işareti verildi. Ama ben hala tedirginim. Sizce benim nikahım düşmüşmüdür, görüşünüzü benimle paylaşırsanız çok memnun olurum. Ayrıca benimde inandığım ve şüphede kaldığım nokta, burda eğerki Rabbimin kesin hükmü ve yasaları varsa ki Talak suresinin ayetleri apaçık, bir şekilde benim bu durumda Kurana göre mi, yoksa fıkhi olarakmı hareket etmem gerekiyor. Lütfen bana bu konuda yardımcı olun. İnanın hayat benim için durdu. Allah’a karşı yanlış bir şey yapmak istemiyorum. Fetvanızla beni aydınlatırsanız çok mutlu olurum
CEVAP 2
Anlattıklarınız son derece hassas, insanın hem kalbini hem de iman sorumluluğunu derinden etkileyen bir meseledir. Bu tür konularda duygusal yönlendirme değil, Kur’an, sahih sünnet ve fıkhi kaideler esas alınarak konuşmak gerekir. Biz bir müftü veya resmi fetva mercii değiliz; ancak ehl-i sünnet fıkhının yerleşik hükümlerini size açık ve net biçimde bildiğimiz kadarıyla aktarabiliriz. Hükmü koyan Allah’tır; biz ancak O’nun koyduğu ölçüleri anlamaya çalışırız.
Sorunuzun cevabına gelince…
İslam hukukunda talâkın geçerli olabilmesi için, şahit bulunması şart değildir (şahit tavsiye edilmiştir, şart değildir). Sünnete uygun olması günah-sevap açısından önemlidir; fakat geçerlilik şartı değildir. Öfke hâli, şuur tamamen kaybolmamışsa, söylenen talâk geçerlidir. Kişi ne söylediğini bilmiyor, kendinde değilse (akli melekeler kapanmışsa) geçerli olmaz.
Bu husus Kur’an’da açıkça boşamanın sözle gerçekleştiğini gösterir: “Boşama iki defadır. Sonra ya iyilikle tutmak ya da güzellikle salmak vardır.” (2/Bakara-229)
Ayette, “şahitli, sakin, planlı” gibi kayıtlar yoktur. Bu kayıtlar sünnete uygunluk içindir, hükmün aslı için değil.
Sizin anlattığınıza göre, talâklar üç ayrı zamanda öfke anında, açık talâk lafzıyla, şuur yerindeyken verilmiş.
Ehl-i sünnetin dört mezhebine göre (Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli): Üçüncü talâkla birlikte nikâh kesin olarak sona erer.
Bu durumda, nikâh düşmüştür. Dua, istihare, kalp huzuru hükmü değiştirmez. “Helalim olduğuna dair işaret aldım” şeklindeki manevi haller şer’i hükmün yerine geçmez.
Çünkü Allah’uTeâlâ şöyle buyurur: “Eğer onu (üçüncü kez) boşarsa, artık ondan sonra başka bir erkekle evlenmedikçe ona helal olmaz.” (2/Bakara-230)
Bu ayet çok açık ve bağlayıcıdır. “Sünnete uygun değildi” itirazınız ise, bu çok sık yapılan bir karışıklıktır. Sünnete uygun olmayan talâk günahtır ama geçersiz değildir.
Bir rivayette geçtiği üzere, İbn Ömer (ra), hayız hâlinde boşama yapmış, Peygamberimiz (sav) bunu geçerli saymış, fakat sünnete aykırı olduğu için uyarmıştır. (Buhâri) Bu da bize, günah olan talâkın da, talak olduğu öğretir.
İlk iki talâktan sonra nikâh tazelenmesi doğrudur, çünkü ric‘i talâk söz konusuydu. Ancak üçüncü talâktan sonra, nikâh tazelemek haramdır. Aynı evde karı-koca gibi yaşamak zina hükmüne girer. (Allah cc korusun) “Yuvam yıkılmasın” niyeti haramı helal yapmaz.
“Allah’ın koyduğu sınırlar işte bunlardır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (2/Bakara-229)
“Kur’an’a göre mi, fıkha göre mi?” sorunuz… Bu çok önemli bir soru ve cevabı nettir. Fıkıh, Kur’an ve sünnetin hayata uygulanmış hâlidir. Kur’an hüküm koyar, fıkıh o hükmün nasıl yaşanacağını öğretir. Kur’an, “Üçüncü talâktan sonra helal olmaz” der (2/Bakara-230)
Fıkıh, bunun şartlarını, sınırlarını, istisnalarını açıklar. Yani ikisi birbirinin alternatifi değil, birbirinin tamamlayıcısıdır.
Sizin durumunuzda en ihtiyatlı ve Allah (cc) katında en güvenli yol şahsi kanaat değil, ehl-i sünnet ölçüsüyle söylemek gerekir. Anlattığınız hâle göre nikâh düşmüştür. Şu an aynı evde karı-koca hayatı yaşamanız caiz değildir. Yapılması gereken, fiilen ayrılma, ehil bir imam veya fetva kuruluna başvurmak, gerekirse yazılı fetva almak gerekir.
Bu, Allah’a (cc) karşı en temiz duruştur. Allah’u Teâlâ samimi kullarını asla sahipsiz bırakmaz. “Kim Allah’tan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder.” (65/Talâk-2)
Anladığımız kadarıyla sizin korkunuz imanın alametidir. “Yanlış yapıyor muyum?” endişesi, kalbinizin diri olduğunu gösterir. Ancak kalbin huzuru değil, Allah’ın (cc) hükmü esas alınır.
Bizim size samimi tavsiyemiz, ciddi şüpheli bir helallikle yaşamak yerine, zor da olsa kesin helali tercih edin. Allah (cc), O’nun için terk edileni mutlaka hayırlısıyla telafi eder. Allah (cc) size basiret, sabır ve doğruyu yapma gücü versin. Amin…