Yazılar_Article-Detail

Türkiyedeki Biz Müslümanların Zaafları

Hamd Alemlerin Rabbi ve Rahman Rahim olan Allah’a mahsustur. Salat ve salam önderimiz ve Rehberimiz olan Hz. Muhammed (s.a.v.)’ın ve O’nun ailesinin ashabının ve en güzel şekilde onlara uyanların üzerine olsun.

İslam, Hz Adem (a.s.)den beridir Allah’ın insanlar için seçtiği tek dinin adıdır. Hz Adem (a.s.) başta olmak üzere bütün peygamberlerin, ve onlara en güzel şekilde uyanların göstermiş oldukları büyük fedakarlıklarla, günümüze kadar gelmiştir ve kıyamete kadar da böyle gidecektir. Tarih bu dava uğruna gösterilen fedakarlık örnekleriyle doludur. Gerektiğinde mallarını ve canlarını bu davaya seve seve verenlerin hayatlarıyla doludur. Çünkü bir davanın büyüklüğü O dava için ortaya koyulan fedakarlıklarla orantılıdır. Yani siz hangi dava için malınızı ve canınızı seve seve veriyorsanız sizin için o dava o oranda büyüktür.

Günümüz Müslümanları olarak bizler, İslam davasına yeterince ehemmiyet veremiyoruz. Ailemize verdiğimiz ehemmiyeti, İslam’ı yaşamak ve yaşatmak için maalesef veremiyoruz. Yani dünya ya, veya işimize, veya nefsi arzularımıza verdiğimiz ehemmiyeti dinimize veremiyoruz. Küfür ve cephesi, İslama ve Müslümanlara karşı hummalı bir çalışma içerisinde olduğu halde, bizler onların bu çalışmalarının farkında bile değiliz. Farkın da olanlar bile onların bu çalışmalarını bertaraf etmek için yeteri düzeyde bir çalışma ve gayret ortaya koyamamaktadırlar.

Maalesef bazı Müslümanlar! da onların İslam’a ve Müslümanlara karşı yürüttükleri bu faaliyetlerin bir parçası olabilmektedirler. Farkın da olarak, veya olmayarak bu idolojilerin Müslümanlar tarafından benimsenmesi için çaba sarfetmektedirler. Müslüman olduğunu iddia eden insanlar, demokrasinin sözcülüğünü yapmaktadırlar. Demokrasinin Müslümanlar lehine ve aleyhine olan getirisini ve deha önemli olan götürüsünü hiç hesaba katmamaktadırlar. Bugün müslümanların yaşadığı en büyük problem zihin problemidir, kimlik problemidir. Müslüman olduğunu söyleyen halklar dinle mücadeleyi esas alan, Allah’ sosyal hayattan dışlayan, bu idolojileri benimseyip bu idolojilerin sözcülüğünü yapabilmektedirler.Bugün demokrasiyi, laikliği, sosyalizmi, kemalizmi, kabullenmeleri bunun en bariz göstergesidir.İslam bir nizam olarak aramızda olduğu halde, bizler bu nizamı görmemezlikten gelip İslam dan başka nizamlar arıyoruz. Oysaki İslam, toplum hayatını bütün yönleriyle kuşatacak bir nizamdır. Kur’an’a bir göz attığımız da göreceğiz ki, devlet yönetiminden tutun da ekonomiye, toplumsal hayata, aile hayatına, yasama yürütmeden ahlaki hayata dair hükümler koymuştur.

Biz Müslümanların önemli bir problemi de İslam’ın getirmiş olduğu ahlak sistemini yeterince içselleştirmememiz, bizim mücadele anlayışımıza da yansımış durumda. Söyleme ve teoriye yönelik bir İslam anlayışı oluşmuş durum da. İşte parçacı İslam anlayışı, işte Kur’an’ı ve sünneti kendine ilke ettiğini söyleyen, biz Müslümanların mücadelede ki başarısızlığımızın sebebi. Bu gün parçacı İslam anlayışı Müslümanların önemli bir problemi haline gelmiştir. Müslümanlar bu problemi çözmeden ve bu zaaflarından arınmadan başarılı olabilmeleri mümkün değildir.

Sahabeyi bizden ayıran en önemli faktör onlar, Kur’an da ki her bir ayeti aynı derecede önemli görüp hayatlarına yansıtıyorlardı. Bu ayet farz, bu ayet tasfiye, bu ayet mendub demiyorlardı. Zaten bu sınıflandırmalar yaklaşık olarak H. 2. ve 3. yy. oluşmaya başladı. Maalesef biz Müslümanlar bu tasnifci .(faydası ile birlikte ) ve parçacı İslam anlayışının kurbanları ve söylemle olmasa da eylemde uygulayıcıları durumundayız.

Başında söylediğim gibi acaba bu şekilde bir Müslüman nesli yetiştirmek, İslam ile mücadele eden özellikle batılı kafirlerin yürüttüğü sistemli bir çalışmamıdır. Çünkü şu bir hakikattir ki bir binayı bir bütün olarak ortadan kaldırmak mümkün değildir. Bu binayı ortadan kaldırmak için onu ilk olarak parçalara ayırmak gerekir. Şunu da ifade etmek gerekir, bir bina gibi, bir bütün olan İslam’ı, parçacı olarak kabul edilmesi beraberin de bu dinin müntesiplerini de bölüp parçalayacaktır. Çünkü her bir gurup bu parçaların birisini öne çıkartmış, ve genellikle İslam’a hep bu çerçeveden bakıyor. Ve İslam’a bu çerçeveden bakamayan diğer Müslümanları kabullenemiyorlar. İster diliyle söylesin isterse söylemesin, kendileri gibi dini anlayamayan gurupları ya sapıklıkla, veya küfürle itham ediyorlar.

Rabbimiz olan Allah (c.c.) kitabın da buyurur ki ‘’De ki bu benim dost doğru yolumdur. Şu halde O’na uyun. Sizi O’nun yolundan ayıran başka yollara uymayın.İşte sakınmanız içim Allah sizlere bunları emretti.’’(EN-AM 153.) Bu ayet net bir şekilde gösteriyor ki Allah bizlere herhangi bir sınırlama getirmeden veya istisna tutmadan dine uymamızı bizden istiyor. Yani özet şekliyle akide-iman, amel, muamelat ve ibadet olan dini bütün yönleriyle kabul etmemiz bizden isteniyor. Dinin herhangi bir kısmını kabul etmemek veya şimdi dursun, veya şuan bunlar önemli değil deme hakkına kimse sahip değildir. Din bir bütündür. Dini bir bütün olarak kabul edenlere de Müslüman denilmiştir, yani teslim olan. Maalesef bugün biz Müslümanlar teslimiyetci bir yaklaşımla dine yaklaşmıyoruz. Bizim dine yaklaşım tarzımız daha çok Allah’ı sorguluyan bir yaklaşım. Şunu yine ifade edeyim ki bugün her kesim den İslam anlayışına sahip olan biz Müslümanlar da az veya çok, teori de olmasada pratikte, mutlaka bunları müşahade ediyoruz. Biz bu davaya omuz veren Müslümanlar olarak, bu hastalıktan bir an önce kurtulmalıyız. Şunu unutmayalım ki kendimizi tedavi edemeden başkalarını tedavi edemeyiz. Kendisini manevi ve ruhi hastalıklar dan kurtaramayan bir Müslüman, bir başkasının manevi ve ruhi hastalıklarına çare üretemez.

Rabbimiz olan Allah (c.c) kitabin da buyurur ki ‘’Ben insanları ve cinleri ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.’’(ZARİYAT 56.) Bu ayeti kerimede insanın en önemli görevinin ibadet etmek olduğunu görüyoruz. Yine bu ayeti kerimede insanın fıtratın da ibadet etme ihtiyacının olduğunu görüyoruz. İbadetlerde de asıl olan şey ihlastır. Malesef günümüz Müslümanları olarak bizlerin de, bu konuda ciddi eksikliklerimiz var. Allah’ın koymuş olduğu sınırlar içerisin de yapılan her iş, söz ve fiil ibadettir. Günümüz müslümanları olarak bizler, yapmış olduğumuz her fiili (her ibadeti) ihlaslı bir şekil de yapamıyoruz. Bazen hizmet edelim, faaliyet üretelim derken dinin önemsediği temel kulluk vazifelerimizi ihmal edebiliyoruz. Veya yaptığımız fiillerin bir kısmını öne çıkarıp bir kısmını geri plana atabiliyoruz. Cuma namazına verdiğimiz değeri Müslümanların birbirleriyle olan ilişkilerine vermediğimizi örnek olarak verebiliriz, sosyal faaliyetlere verdiğimiz ehemmiyeti ilmi faaliyetlere veremiyoruz. Bu ve buna benzer problemlerimizi, Allah’ın bizim işlerimize bereket vermesinin önündeki en büyük engellerin, bunlar olduğunu unutmayalım. Yine yapılan işleri büyük ve küçük olarak addede biliyoruz. Oysaki Allah için yapılan hiçbir iş küçük değildir. Peygamberi ifadeyle ‘’Yarım hurma dahi olsa kendinizi ateşten koruyun.’’ hadisini iyi anlamamız gerekiyor.

İslam davasına hizmet etmek istiyorsak ilk yapmamız gereken haslet Kur’an’a teslimiyetçi bir yaklaşımla yaklaşmalıyız. Bu davanın önderleri olan peygamberlerin o yüce ahlaklarıyla ahlaklanmamız gerektiğini, unutmayalım. Selam ve dua ile Allah’a emanet olun.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir




Enter Captcha Here :

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu