Yazılar_Article-Detail

Türkiye Tarihindeki Zalimlerden Hesap Sormalı

Bu günlerde Türkiye’nin gündeminde özellikle Dersim de Kürt Alevi vatandaşlara karşı Cumhuriyeti kuran kadroların yapmış olduğu katliam tartışılmaktadır. Katliam diyoruz ama bugüne kadar beklide Türkiye’nin bu denli gündemine getirilip bir katliam olduğu ifade edilemiyordu. Taki Türkiye devleti başbakanı çıkıp bunu kamaoyu ile paylaşmasına kadar bu mesele bu zülüm Türkiye de kamaoyun da tartışılamamıştı. Başbakan bunu neden gündeme getirdi? Sorusu sorula bilir ve bu soruya da birden çok cevap verilebilir.

Bu olay bize, Türk halkı gerçekten geçmişi/tarihini sorguluyor ve geçmişi ile yüzleşip ondan hesap soruyor gibi gelse de bunun bu düzeyde olmadığını tahmin etmekte zorlanmıyoruz. Çünkü Türkiye’nin tarihinde sadece dersimde yapılan katliam yoktur. Dersimde yapılanları bir katliam olarak gören özellikle başbakan ve onun gündeme getirmesi ile komaoyu, 1915 de Ermeni vatandaşlara karşı yapılanları, Şeh Said olayında binlerce Müslüman’ı, yine bu olay ile irtibatlandırılarak Kürt halkına yapılanlar, devrim karşıtları diye Türkiye deki dindar kesimden on binlercesinin yok edilmelerine hala katliam ve zulüm denilememektedir.

Lozan antlaşmasın da Kürt halkını Asli Unsur olarak gören zevat Lozan sonrasında Kürtlere karşı uyguladıkları politika adeta zülüm ve katliam değil de nedir.? Asli Unsur olarak görülen bu vatandaşların kendi dillerini, kültürlerini, gelenek ve göreneklerini yok sayarak, onlara ancak Türk olursanız hayatta kalabilirsiniz demek acaba Dersim de yapılanlar kadar büyük bir zülüm değimlidir.? Yıllarca kimliklerini ve kişiliklerini yok sayarak onlara ‘’ne mutlu türküm diyene’’ dedirterek ve yine ‘’bu ülke Türklerindir Türklerin kalacak’’ gibi ırkçı söylemlerle bu Asli Unsur olarak kabul edilen halka, bırakın Asli Unsur muamelesi yapmak ikinci sınıf insan muamelesi bile göstermemek bir zulüm değimlidir. Türkiye deki halkı ve kamaoyunu, o insanlara karşı bilinçli bir şekilde yönlendirerek bir önyargı oluşturmak zulüm değimlidir.? Yıllarca o bölgede yaşanan hadiselerin ve zulümlerin faturasını toptan Kürt halkına keserek, Türkiye içerisinde bir Kürt sorunu olarak görüp, Türkiye dışında ise yaşananları bir İslam’i sorun olarak lanse etmek bir zulüm değimlidir.? Türkiye de azınlıklara verilen hakların bile Asli Unsur olarak görülen bu halka verilmemesi zulüm değil de nedir.?

Lozan da, bu ülkenin Asli Unsuru olarak görülen Türkler ve Kürtler değil, bu ülkenin Asli Unsuru her zaman İslam ve Müslümanlar olmuştur. İslam ve Müslümanlık bu ırklar üzerinde hep bir üst kimlik olmuştur. İşte bu üst kimliği yok ederek bunun yerine Türk ırkçılığını bir üst kimlik olarak koymak, ve daha düne kadar üst kimlik olarak kabul edilen İslam ve onun toplumsal hayat üzerindeki yok etmek, O’nu insanların vicdanlarına hapsedip yıllarca O,nu bir koltuk değneği olarak kullanmak zulüm değimlidir. Yine Türkiye deki samimi ve dindar olan Müslümanların on binlercesini yok ederek, din ve onun kaynağı olan Kur’an’ı yasaklayıp Müslüman insanların O’na göre hayatlarını tanzim etmelerine müsaade etmemeleri bir zulüm ve katliam değimlidir.?

Mustafa Kemalin bile Kurtuluş savaşı boyunca dile getirdiği ‘’Dini İslamiyeyi müdafa’’ yada ‘’Dini Ahmediyeyi Müdafa’’ gibi sözleri ve Dini İslamiyeyi üst kimlik olarak gündeme getirdiği halde, kurtuluş savaşı bittikten sonra gerek kendisi gerekse ondan sonra onun izinden gittiklerini söyleyenler, Dini İslamiyeyi toplumsal hayattan dışlayıp onu sadece insanların vicdanlarına hapsetmeleri bir zulüm değilmidir.?

Yine yıllarca Türkiye deki Alevi vatandaşların sadece seçim aracı olarak kullanılması, onlara kendi inanç ve düşüncelerini korkmadan ve özgürce ifade edebilme hakkının kendilerine verilmemesi bir zulüm değimlidir.? Sopanın bir ucunu Sünni vatandaşlara gösterip, diğer ucunu da Alevi olan vatandaşlara gösterip onları sindirmek ve asimile etmek zülüm değimlidir.?

Cumhuriyet kurulduğundan itibaren rejim kendi muhaliflerine söz ve yaşam hakkı vermeyerek onları ya ortadan kaldırmakta veya zindanlara doldurarak her türlü işkence ve zulmü onlara reva görmek, zulüm değil de nedir.?

Kendi halkını kendisinin düşmanı olarak görüp onlarla mücadele eden, gereksiz korkular üretip bunu halka zulüm ve baskı aracı olarak kullanmak bir zulüm değimlidir.?

Cumhuriyet 88 yıllık tarihinde bu ve buna benzer nice zulüm ve katliamlar gerçekleştirmiştir. Tabi ki bu yapılanları, siz zulüm olarak görüyorsanız. Eğer bunları birer zulüm olarak görmüyorsanız ya siz zulmün ne olduğunu bilmiyorsunuz veya vicdanlarınız vicdan olma özelliğini kaybetmiştir.

Tabi ki bu gün Türkiye de geçmişte devlet eliyle yapılan katliam ve zulümlerin yine devlet eliyle gündeme getirilmesi Türkiye için önemli bir kazanımdır. Bununla birlikte geçmişte yaşanan olaylara çok daha fazla gerçekçi ve adil yaklaşmalıyız. Sözgelimi Dersim olaylarında Mustafa Kemal ismi hiç gündeme gelmemektedir. Oysa bizler bilmekteyiz ki kendi özel olarak yetiştirdiği kızı Sabiha Gökçen’in attığı bombalarla binlerce masum insan katledildi. Olayın bu yönü hala gündeme yeteri kadar getirilememektedir.

Toplumsal hayat ile alakalı bir Sünnetullah söz konusudur. O da, zalimlerin uzun süre zulümlerine devan edebilmeleri söz konusu değildir. Geçmişte ve günümüz de, bunun örnekleri çoktur. Geçmişte Firavun başta olmak üzere Nemrut, Mekke müşrikleri, Hacac zalim ve daha niceleri örnek verile bilir. Günümüz de ise Özellikle Arap yarımadasın da yaşananları hep beraber görmekteyiz. Daha dün İtalya da Benito Mussolini, Saddam Hüseyin bugün ise Hüsnü Mübarek, Kaddafi, Bin Ali, vb gibi zalimler örnek olarak verilebilir. Tabi ki Türkiye haklıda kendilerine bu kadar zulmü yapanları vicdanların da yargılayarak onlara gereken cezayı vereceklerdir. Bu güne kadar bu zalimler hep yasalar tarafından korundular bundan dolayı halk onlara hak ettikleri gereken cezayı verememiştir.

Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.( Nisa 135.)

Bu gün yapılan bunca zulmün arkasında duran bu zulümleri yapanları destekleyenler, bunlar bizim zalimlerimiz diyerek veya bize değil onlara zulüm yapıyorlar diye yapılan bu kadar katliamı görmemezlikten gelmişlerdir. Oysaki zulmü kim yaparsa yasın kime yapılırsa yapılsın Müslüman olan ve vicdanı olan herkes yapılan zulmün karşısında durmalıdır. Birde katliamlara şu gözle bakmak gerektiğine inanıyorum. Çok önemli olmak ile birlikte Cumhuriyet tarihi boyunca gerçekleştirilen ve yüz binlerce insanın hayatına mal olan bu katliamlardan çok daha feci bir katliam vardır ki bu katliam bırakın yüz binleri milyonlarca insanımızı katletmiştir. O da cumhuriyet tarihi boyunca sürdürülen politikalarla milyonlarca insan dinlerinden uzaklaştırıldı, belki dünyaları katledilmedi ama çok daha önemli olan Ahiretleri ve Cennetleri katledildi. Olayı bu çerçevede ele aldığımızda katliamın boyutlarının sadece Dersimle ve diğerleri ile kalmadığını görmekte ve katliamın daha geniş boyutlu olduğunu anlamaktayız. Gerek Cumhuriyeti kuranlar gerekse onların izinden gidenler, bu ülke halkının yüz binlercesinin dünyasını ve milyonlarcasının Ahiretini katletmelerinin hesabını da bu halka vermelidir ve bu halk da bunun hesabını o zalimlerden sormalıdır.

Türkiye tarihiyle yüzleşmek zorundadır ve Türkiye’nin yüzkarası olan bu zulümleri ve bu zulümleri yapanlara mutlaka hesap sormalı ve hak ettikleri cezayı onlara vermelidir. Daha düne kadar Avrupa da ki Faşist zalimler nasıl ki kendi halkları tarafından cezalandırıldı ise Türkiye de yıllarca halka her türlü zulmü reva gören yüz binlerce insanin ölümüne sebebiyet veren, bu zalimlerden tabi ki hesap sormanın zamanı gelmiştir. Bu gün zalimlerin yaptıkları nice zulümler apaçık ortada iken hala yapılan bu kadar zulmün ve katliamın üzerini örtülmeye çalışan nice zavallılar var. Bu zavallı ve yapılan zulümlerin destekçisi konumundaki insanlık özelliğini kaybetmiş olan bu zavallılara sormak lazım, acaba yapılan bu zulümler kendilerine yönelik olsa yinede bu zulmün ortakları olup yaşananların üstünü

örtmeye çalışırlarmıydı. Yoksa bu zalimlerin yanında yer alan zavallılar acaba o zalimlerin zulümleri ile oluşturdukları bu rejimden bir çıkar ve menfaatlerimi var. Yoksa o zalimlerin yüz binlerce insanın kanları üzerine kurdukları bu düzen bu zavallıların nefislerinin, arzularının istikametinde olduğu için mi yapılan bu kadar zulmün üzerini örtmeye çalışmaktadırlar. Bu gün, geçmişte yapılan zalimlerin yaptıkları zulümlerden dolayı, nasıl ki insanların vicdanlarında yargılanıp cezalandırılacak ise, onların yaptıklarının üzerini örterek onlara destek olan bu zavallılardan da bu halk hesap soracaktır. Bu süreç Müslüman olduğunu iddia edenlerin, Müslüman olup olmadığının ortaya çıkacağı bir süreçtir. Çünkü Müslüman hiçbir zaman zulme razı olmaz ve zülüm yapamaz. Kime yapılırsa yapılsın, Müslüman’ın zulme rıza göstermesi mümkün değildir. Eğer bir kişi hem Müslüman olduğunu söylüyor hem de yapılan zulümler den taraf oluyorsa, bilelim ki o insanın Müslümanlığında problem var demektir.

Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma. En-am 68.

“Zulmedenlere meyil/eğilim göstermeyin, yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka veliniz yoktur, sonra yardım da göremezsiniz.” (11/Hûd, 113)

“(Allah, meleklerine emreder:) ‘Zâlimleri, onların arkadaşlarını/işbirliği edenleri ve Allah’tan başka tapmış oldukları putları toplayın. Onlara cehennemin yolunu gösterin. Böylece onları tutuklayın, çünkü onlar suçludurlar.” (37/Saffât, 22-24).

Peygamber Efendimiz’in zâlim yöneticilere yardımcı olma konusundaki hadisleri meşhurdur: “Benden sonra birtakım emirler (yöneticiler) olacaktır. Kim onların yalanlarını tasdik eder ve yaptıkları zulümde kendilerine yardımcı olursa Benden değildir. Ben de onlardan değilim. O kimse Benim havzımın etrafına yaklaşamayacaktır. Kim onların yalanlarını tasdik etmez ve onlara zulümlerinde yardımcı olmazsa, o, Bendendir; Ben de onunla beraberim. Ve o kimse havzımın kenarında Bana ulaşacaktır.” (Tirmizî; Nesâi; Tâc Tercümesi, c. 3, s. 106)

Peygamberimize, “hangi cihadın daha faziletli olduğu” soruldu. Buyurdu ki: “Zâlim bir sultanın (yöneticinin) yanında hakk kelimesini konuşmaktır.” (İbn Mâce, Fiten 20, Hadis no: 4012, 2/1330)

Bütün bu Ayet ve Hadisler bir Müslüman’ın zalimlere karşı, tavrının nasıl olması gerektiğini gayet açık bir şekilde bize sunmaktadır.

“”O ZALİMLER YAKINDA NASIL BİR İNKILÂP İLE DEVRİLECEKLERİNİ GÖRECEKLER.” ( Şuara

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir




Enter Captcha Here :

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu