Yazılar_Article-Detail

RAMAZAN DA ÖNE ÇIKARTMAMIZ GEREKEN İBADETLER.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُ

“Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.”

 

Her şeyden önce Ramazan ayı oruç ayıdır. Günlerin uzamasının getirdiği olumsuzlukları ve zorlukları göğüsleyerek, Rabbimizin rızasını kazanmak ve orucun farz kılıma maksadı olan ittika sahibi bir mümin olma gayreti ortaya koymalıyız.

Orucu sadece cinsel istek ve midemize değil, bütün uzuvlarımıza tutturabilmeliyiz.

Gözü harama bakmaktan uzak tutup, Onu, Allah’in bize verdiği bir nimet olduğunun bilincinde olup, bizim için helal olan şeylere bakarak kullanmalıyız.

Dili, başta yalan olmak üzere elfazı küfür, gıybet, iftira, dedikodu vb. gibi haramlardan uzak tutarak. zikir, Kur’an okumak, hakkı haykırmak, iyiliği emretmek ve kötülükten alıkoymak gibi amellerde kullanmalıyız.

Nefsin her türlü haram ve isyan olan, urzu ve isteklerine karşı bir direnç ortaya koyarak nefsi tezkiye edebilmeliyiz. Bu özelliğinden dolayıdır ki birçok ayette Rabbimiz bazı günahların kaffareti olarak orucu emretmektedir. Yine Hz Peygamber efendimiz de bu özelliğinden dolayıdır ki nafile orucu emretmiştir.

Elimizin altında, Allah’ın bize verdiği emanet olan nimetleri başkalarıyla paylaşabilmeliyiz. İftar sofralarımızı başta fakirler olmak üzere, akraba, komşu gibi insanlara açabilmeliyiz.

İmkânı olan Müslümanların, zekâtlarını bu ayda ihtiyaç sahibi kimselere ulaştırması ve bu konuda faaliyet yapan kurumları desteklemeleri gerektiğini unutmamaları gerekmektedir.

Yine fıtır sadakası bu aya has bir ibadet olup, halkın fitre dediği ve bütün insanların vermesi gereken ve her kesinden fakir, zengin demeden Müslümanlar arası dayanışmaya katkı sağlamasını gerektiren bir ibadet olduğunun bilimcinde olmalı ve bu bilinçle zengin fakir bu ibadet yerine getirmeliyiz.

Yine Kur’an bu ayda inmiştir ve bizim örfümüzde bu ay Kur’an ayı olarak bilinmektedir. Bu ayda Allah’ın kitabı olan Kur’an ile olan ilişkimiz mutlaka arttırılmalı, ve Hz peygamberin sünneti olan Kur’anı anlama ve maksadını kavramaya yönelik hatimler yapmalıyız. Halkın mukabele örfünü, Kur’ani anlama örfüne dönüştürmemiz gerekmektedir.

Kur’anın bu ayda inzal edildiği ve Hz peygamberin de müekket bir sünneti olan Kur’ani anlamak için okuma gayretini, kendisini İslam’a nispet eden bir Müslüman’ın, bundan gafil bir şekilde geçirerek böyle bir gayreti ortaya koymaması kesinlikle düşünülemez.

Yine Ramazan ayı diğer bir adıda direniş olan sabır ayıdır. Bu ayda biz müminler, başta şeytan ve askerleri olmak üzere, her türlü harama, günaha, isyana, nefsin havasına vede insanlardan olan şeytanlara karşı bir kutlu direniş içerisinde olmanız gerekmektedir.

Dünya üzerinde, özelliklede Suriyede, Arakanda, Afganistanda, Filistinde, Çeçenistanda ve dünyanın diğer coğrafyalarında despot yönetimlere ve zalimlere karşı yürüttükleri bu direnişi maddi ve manevi anlamda desteklemeniz ve Allah’ın onlara zafer vermesi için bol bol dua ederek destek olmanız gerekmektedir.

İbadet halindeyken yapılan duanın İslam’daki önemi sizce malumdur. Oruç ibadetini ifa ederken hem kendimiz hem de bütün Müslümanlar için devamlı dua etmeniz gerektiğinin bilincinde olmalıyız.

Yine Ramazana özgü bir ibadet olan teravih namazını mutlaka ifa etmeliyiz. Cami imamları arkasında kilmıyor olsak da, bizlere ait olan dernek, vakıf, mescid gibi mekanlarda teravih namazını mutlaka kılmamız gerekmektedir. Ramazanda Hz peygamberin yaptığı gibi bizlerde ibadetlerimizi arttırmalıyız. İşte teravih namazı bunu sağlayan önemli bir etmendir ve bunun  için çok önemlidir ve ihmal edilmemelidir.

Yine Ramazan ayı itikaf ayıdır. Kapital sistemin hakim olduğu ve insanların para elde etmeleri için zamanlarının büyük bir kısmını kendilerinden çalıyor olması gibi bir durumla karşı karşıya olsalar da, buna inat vakti olanların Hz peygamberin yaptığı gibi on gün, vakti ve imkânı olmayanların ise vakitlerinin el verdiği oranda mutlaka ihtikafa girmeleri gerektiğini bilmemiz gerekmektedir.

İhtikaf bu toplumun unuttuğu müekket sünnet olan bir ibadettir. Bu ibadeti ifa etmek isteyenlerin itikâfa girdikleri mekânları uyumak, lüzumsuz muhabbet ve tartışmalar yapmak, gerekli gereksiz cep telefonu kullanmak gibi bu ibadetin ruhuna aykırı şeylerden kaçınıp, ibadet, tefekkür, zikir ve Kur’an okumak gibi ibadetlerle geçirmeleri gerektiğini unutmamalıyız.

Yine özellikle ramazanlarda tv kanallarına boy gösteren sözüm ona hoca tiplemelerinin yaptıkları tahribatın da bilincinde olmak ve sahur ve iftar vakitlerini tv başına geçirmektense bizim için ibadet olacak şeylerle bu vakitlerimizi değerlendirmeliyiz.

Ramazan ayını bir temizlenme ve arınma ayı olarak görüp, nefsimizi tezkiye etmek ve bizim için diğer aylarda da gerekli olan donanımları bu ayda sağlayıp ramazandan bu şekilde ayrılmamız gerektiğinin farkında olmalıyız.

Ramazan fırsatını değerlendiremeyen bir Müslüman’ın, Ramazan dışındaki zamanlarını da takva sahibi bir Müslüman’ın hayatı gibi olamayacağının bilincinde olmalıyız.

Ayağımıza kadar gelen bu fırsatı kaçırmamak dileğiyle.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu