Yazılar_Article-Detail

Al Clinton’u vur Trump’a/Abd Seçimleri

Duklarıma göre dün akşam, Türkiye deki televizyon kanallarının büyük bir kısmı, abd seçimlerine odaklanmış. Bir kısmı, efendileri olan bir ülke yeni liderini seçerken onların seçin heyecanına ortak olmak için, bir kısmı da, ihtimal ki, kendileri açısından daha olumlu gördükleri liderin seçilmesi beklentisinden dolayı abd’nin seçim heyecanına ortak olumuşlar.

Abd dünyanın efendiliğini yapmaya başladığı günden itibaren, abd de yapılan her seçim hemen hemen dünyanın geri kalan ülkeleri için, kendi ülkelerinde yapılan seçimler kadar önemli görülmüştür. Hatta abd de ki mali krizler, en az abd kadar abd’nin güdümünde olan ülkelerini de etkilemektedir. Hatta biraz daha ileriye gidilmekte, kelli felli Müslüman tüccar ve iş adamları abd ekonomisine zeval gelmemesi için dua bile etmektedirler.

Tarihimize baktığımız da bizim devletlerimizin gidişatları onların siyasi ve ekonomik durumlarını etkiliyordu. Onlar, bu gün bizim ülkemizde olduğu gibi, bizim devletlerimizde olup biteni takip ediyorlardır. Bizim devletlerimizde olan her türlü hadise onların durumlarını etkiliyordu. Bizim devletlerimizin o devletler üzerinde yaptırıcı gücü vardı. Ama şimdi, bizi dize getiren emperyalist ülkeler, ülkelerimizi kendilerine gönüllü hizmetçilik yapan liderler eliyle kendisine bağımlı hale getirildiler. Ve neticede her şeyleriyle efendilerine bağlı olan köleler, efendileri olan abd de yaşanan her hadiseye en az abd vatandaşları kadar önem verir oldular. Hatta abd vatandaşlarından daha fazla. Abd de, bir önceki seçimler de 230 milyon seçmen vatandaşın ancak 150 milyonu oy kullanmış. Eğer bu rakam doğruysa Türkiye’nin nüfusu kadar (80 milyon) abd vatandaşı için abd de yapılan seçimlerin hiçbir değeri yoktur. Çeşitli sebeplerden dolayı yapılan seçime katılmamışlar. Desteklemedikleri bir liderin seçilip seçilmemesi de onlar için her halde çok önemi olmasa gerekir.

Bundan önceki seçimlerde Buhs’ın partisi -ki şimdi yeniden iktidarda-  kaybedip Obama kazanınca, abd vatandaşlarından çok daha fazla dünyanın geri kalanları sevinmişti. Ona mehdi diyen sözüm ona Müslümanlar bile vardı. Tıpkı Kobani olaylarında Kürt ulusalcılarının “serok buji obama” dedikleri gibi. Müslümanlar o kadar Kur’an’dan ve İslam’ın değerlerinden uzaklaştılar ki, dostlarını ve düşmanlarını bile tanıyamayacak hale geldiler. Mehdi olarak gördükleri obama, iktidarda olduğu dönemde, abd’nin kuruluş amacı olan dünyayı kendi çıkarları için fesada vermek amacına hizmet etmekten bir an olsun geri durmadı. Özellikle Müslümanların yaşadığı ülkeler olmak üzere, dünyanın hemen her tarafında zulümlerine dur durak bilmeden devam etti.

Abd’nin tarihine baktığımız da, hiçbir abd hükümeti Müslümanların lehine olacak bir girişimde bulunmamıştır. Hatta Hristiyan devletlerin en güçlüsü olduğu için, Hıristiyan kimliği her dönem siyasetlerine yansıtmış ve bundan dolayı Müslümanlara hep düşman gözüyle bakmıştır. Sadece şunu söyleye biliriz, çeşitli zamanlarda bazı Müslüman devlet veya guruplara destek vermiş olması söylediğimiz sözün doğru olmadığı anlamına gelmez. Bu desteği, Müslümanları sevdiğinden dolayı yapmamıştır. Bu desteklerinin arkasında, ya siyasi ve ekonomik çıkarları, yada düşman ülkelerden veya guruplardan birisini destekleyerek diğer Müslüman ülkeyi ve gurubu kırdırmak istemesi vardır.

Abd adeta dünyanın her yerinde fitne ve kargaşanın en önde giden kaynağı haline gelmiştir. Dünyanın neresine bakarsanız bakın, iyi bir tahlil yaptığınızda bunu göreceksiniz. Bütün bunlara rağmen abd’nin uşaklığını yapmaktan dayanılmaz zevk alan az bir kısmı hariç dünyanın geri kalanları, her fırsatta efendilerine olan bağlılıklarını ortaya koymaktadırlar. Şimdi yeni efendileri olan Trump’a tebriklerini sunmak için sıraya gireceklerdir. Yeni efendilerinin kendilerine iyi davranması için efendilerini tebrik etmede en öne geçmeye çalışacaklardır. Kendi halklarına karşı zorba olan liderler, abd’nin yeni başkanı karşısında ellerini ovuşturup efendilerine bağlılıklarını bildirecekleridir.  

Biz Müslümanlar açısından olaya bakacak olursak, abd gibi Müslümanların kanını kendi çıkarları için dökmekten dayanılmaz zevk olan bir ülkenin seçimlerinin hiç ama hiçbir önemi yoktur. Hatta bir Müslüman için, ayağı kırılan bir karıncanın evine ulaşması olayı kadar bile önemi yoktur. Çünkü o bilir ki, abd gibi bir ülkede yapılan seçimleri kim kazanırsa kazansın, abd’nin İslam ve Müslüman düşmanlığı bitmeyecektir. Yüz yıla yakın bir zamandır, Müslümanların da milyonlarcasının kanını döken, topraklarını ve şehirlerini tarumar eden, kadınlarının ırzına geçip genç, yaşlı, kadın ve çocuk demeden hunharca katleden bir devletin yaptığı seçimlerin hiçbir önemi yoktur.

Müslümanın konuyla alakalı varsa bir derdi oda, abd gibi bir devletin ya hidayet bularak hem dünyalarını hem de ahiretlerini kurtarmaları, yada Allah’ın lanetine uğramış bir şekilde yok olup gitmeleridir. Mazlum halklara yaptıkları zulümlerden dolayı, mazlum halkların eliyle yaptıklarının cezasını çekmeleridir. Rabbimizden dileğimiz odur ki, abd’nin gönüllü köleliğini yapan uşakları da abd ile aynı akıbeti yaşamalarıdır.

Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. İhtimal vermesek te, eğer hidayet bulmayacaklarsa lanet olsun, Bush’a, Clinton’a, Obama’ya, şimdiki Trump’a ve bütün abd liderlerine ve de onların gönüllü uşaklığını yapan diğer liderlere.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu