Cuma HutbeleriVideolar_Activity-Detail

Cuma Hutbesi/Dostumuz ve Düşmanımız Kimdir?

أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَا بَنِي آدَمَ أَن لَّا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

قَدْ كَانَتْ لَكُمْ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ فِي إِبْرَاهِيمَ وَالَّذِينَ مَعَهُ إِذْ قَالُوا لِقَوْمِهِمْ إِنَّا بُرَاء مِنكُمْ وَمِمَّا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ كَفَرْنَا بِكُمْ وَبَدَا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةُ وَالْبَغْضَاء أَبَدًا حَتَّى تُؤْمِنُوا بِاللَّهِ وَحْدَهُ إِلَّا قَوْلَ إِبْرَاهِيمَ لِأَبِيهِ لَأَسْتَغْفِرَنَّ لَكَ وَمَا أَمْلِكُ لَكَ مِنَ اللَّهِ مِن شَيْءٍ رَّبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَإِلَيْكَ أَنَبْنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ

“Ey adem oğulları, ben sizden söz almamış mıydım: Şeytana kulluk etmeyin, çünkü, o, sizin için apaçık bir düşmandır diye” Yasin 60

“İbrahim’de ve onunla beraber bulunanlarda sizin için güzel bir misal vardır, onlar kavimlerine demişlerdi ki: “Biz sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir.” Yalnız İbrahim’in babasına: “Senin için mağfiret dileyeceğim, fakat senin için Allah’tan (gelecek) hiçbir şeyi (önlemeye) gücüm yetmez.” demesi hariç. Rabbimiz! Yalnız sana dayandık, sana yöneldik. Dönüşümüz de ancak sanadır.” (Müntehine 4)

 

DÜŞMANIMIZ KİMDİR?

Düşman; birine karşı kötü duygular besleyen, onun kötülüğünü isteyen, ona zarar vermeye çalışan, onu hiç sevmeyen demektir.

 

Bizi ve dinimizi, Rabbimizi ve Peygamberimizi sevmeyen, bizim kötülüğümüzü isteyen, bize ve kutsallarımıza zarar vermeye çalışan, bizi ve kutsallarımızı sevmeyen kimseler bizim düşmanımızdır.

 

Dostluk ve düşmanlık/Vela ve Bera dinin temel konularından birisidir. Bu gün Müslümanların birçoğunun unuttuğu veya bilmediği akidevi bir konudur dostluk ve düşmanlık. Müslümanlar birçok değerlerinden habersiz oldukları gibi akidelerinin en önemli konularından birisi olan bu konudan da maalesef habersizdirler.

 

Kimi Müslümanlar düşmanlarını sever dostlarına da düşmanlık yapar hale geldiler. Dinimizin düşmanlarını seven, onlara muhabbet besleyen sözüm ona Müslümanlar! türedi. Hatta onların sevgisini kazanmak için dinlerine, aynı dinin müntesibi oldukları Müslümanlara düşmanlık besleyen sözüm ona Müslümanlar! türedi.

 

Neden mi? Şunları saymak mümkün;

1)            Çünkü bu insanlar için artık ölçüleri kendi nefislerin arzuları, kendi çıkarları belirler hale geldi. Aslında bir Müslümanın uymak zorunda olduğu ölçüleri belirleyen Allah’tı, yani dinleriydi. Ama bu insanlar o kadar dinlerinden uzaklaştılar ki, artık dinleri bu insanlar için hiçbir anlam ifade etmeyen, olmasa da olur bir konuma indirgendi.

 

Hayat için ölçü belirleyen olarak Allah’ı devreden çıkarır ve onun yerine kendi nefsinizin arzularını veya çıkarlarınızı koyarsanız, işte tamda şimdi olduğu gibi kendilerine Müslüman dedikleri halde kafirleri seven ama Müslümanlardan nefret eden, bu halleriyle de Müslüman kalabileceklerine inanan bir anlayışla karşı karşıya kalırsınız.

 

2)            Bu insanlara “ne olursan ol gel” diyen bir anlayış benimsetildi. Asıl olan şeyin dine inanmak, Allah’a inanmak olduğu söylendi. İnancın ve fikrin nasıl olduğun çok önemli olmadığı söylendi. Amellerin olup olmamasının hiçbir öneminin olmadığı söylendi. İtiraf etmek gerekir ki, bu insanlarda zaten böyle bir din arıyorlardı. Kendi istedikleri gibi yaşayacaklar ama dinerinden de vazgeçmeyecekleri bir orta yolun olmasını istiyorlardı. Bunun için bu insanların imdadına ilk olarak laik bir din anlayışı yetişti. Laik din anlayışına göre kulluğu/itaati yalnızca Allah’a yapmanız gerekmiyordu. Kulluğunuzu camide Allah’a yapıyorsanız, sokakta, okulda, mecliste, mahkemede de başka bir ilaha yapabiliyordunuz. İşte nefislerinin istediği gibi yaşamak isteyen insanlar için bu tür bir din anlayışı, arayıp da bulamadıkları bir şeydi. Ve onlarda arayıp da bulamadıkları bu din anlayışına sarılmakta hiçte gecikmediler.

 

3)            Yine bu adamların imdadına, laik bir devletin hizmetinde bulunan diyanet camiası yetişti. Bunlarda emrinde bulundukları laik devletin kendilerinden istediği kulluğu/itaati yerine getirmekten bir an bile geri durmadılar. Laik devlet, hayata müdahalesi olmayan, kişilerin vicdanlarına kalması gereken bir din anlayışını benimseyip, bunu da emrinde bulunan diyanet teşkilatıyla halka benimsetmesini istedi. Diyanet teşkilatı da emrine amade olduğu laik devletin bu isteğini, samimiyetle yerine getirdi. Kendi kafalarına göre yaşamak isteyen insanlar da diyanetin bu din anlayışından gayet razı oldular. Çünkü bu insanlar dinin kendi hayatlarına ancak kendi istedikleri kadar karışmasını istiyorlardı.

 

4)            Hayatları için dinin koyduğu ölçüleri istemeyen ve bunun yerine kendi nefislerinin ve çıkarlarının belirlediği ölçülere göre yaşamak isteyen insanların imdadına bir başka yönden de, Mürciye anlayışı yetişti. Bu anlayışa göre, iman ayrı şeydi, amelde ayrı şey. Asıl olması gereken de imandı. Bu olduğu taktirde amele çokta fazla gerek yoktu. Ne Allah’ın emirlerine sarılmak imanı fazlalaştırır nede Allah’ın yasaklarını işlemek imanı zayıflatırdı bu anlayışa göre. İşte günümüz sözüm ona Müslümanının aradığı din anlayışı tamda buydu.

 

İşte bütün bu sebepler insanların dost ve düşman anlayışlarını altüst etti. Düşmanlarını dost görmek, dostlarını da düşman görmeleri için bir sebep oldu. Geldiğimiz noktada, İslam’a ve Müslümanlara düşmanlık yapan batı dünyası ve onun yerli uşakları bu insanlar tarafından dost kabul edildi. Kendileriyle aynı dine inandıklarını söyledikleri Müslümanlar ise, düşman görüldü. Çünkü dost olarak gördükleri batı ve onun yerli uşakları Müslümanları terörist olarak görüp onları yok etmek istiyordu. Onları dost edinenler de efendilerinin bu söylemlerini benimsediler ve aynı dini paylaştıkları, ama kendilerinin inandığı gibi inanmayan diğer Müslümanları düşman olarak gördüler. Gücü elinde bulundurdukları zaman, bu Müslümanlara, yapılmadık düşmanlık bırakmadılar. Ölümler, zulümler, işkenceler, sürgünler, hak mahrumiyetleri vb. daha nice düşmanlıklar.

 

Peki bizim düşmanımız kimdi? İnandığımız dinimize göre kendilerini düşman bileceğimiz ve kendilerini dost edineceğimiz insanlar kimdi?

 

Eğer Müslümansak, eğer Allah’a iman ediyorsak, eğer Kur’an’ı, iman ettiğimiz Allah’ın bize gönderdiği hak kitap olduğunu kabul ediyorsak, bu sorunun cevabını kitabımızda aramamız gerekiyor. Kendi dost ve düşman tanımlarımızı bir kenara bırakarak, dostumuzu da düşmanımızı da belirleme hakkının Allah’a ait olduğunu kabul edip, kitabın bu konudaki buyruklarına da teslim olmalıyız. İşte ancak o zaman Müslüman, yani Allah’a teslim olan kimse olabiliriz.

 

1)            Bizim düşmanımız olan ve bizimde kendisini düşman olarak bilmemiz gerekenlerin başında hiç kuşkusuz şeytan aleyhi lanet gelmektedir. O gece/gündüz durmadan bizi yolumuzdan/dinimizden saptırmak için ful mesai yapmaktadır. Onun için bu hedefe ulaşmadan dinlenmek ve istirahat yoktur. Onu düşman addetmeden Müslüman olabilmek mümkün değildir. O hayatını bize düşmanlık etmekle sürdürmektedir. Bu onun yaşam gayesidir. Allah’tan bunun için izin istemiştir. Konu ile ilgili bakın Rabbimiz ne buyuruyor;  أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَا بَنِي آدَمَ أَن لَّا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ “Ey adem oğulları, ben sizden söz almamış mıydım: Şeytana kulluk etmeyin, çünkü, o, sizin için apaçık bir düşmandır diye” (Yasin, 60) ve daha nice ayetler.

 

2)            Dinimizin düşmanı olan, kutsallarımıza düşman olan insanlarda bizim düşmanımızdır. Bize ve dinimize düşmanlık yaptıkları için bizde bu insanları düşman bilmeliyiz. Dinimize ve değerlerimize düşmanlık yapan hiçbir kimseyi dost edinemeyiz. Bu kimselerin dinlerinin, milletlerinin ne olduğunun çok bir önem taşımıyor. Yani ister kafir olsun, ister Yahudi olsun, isterse de Hıristiyan olsun veya müşrik olsun. Hatta kendisini İslam’a nispet eden birisi olsun. Eğer Allah’a, dinimizin kutsal değerlerine, Müslümanlara düşmanlık ediyorsa biz Müslümanlar olarak bu kimseleri dost edinemeyiz. Bakın Rabbimiz ne buyuruyor; لَتَجِدَنَّ أَشَدَّ النَّاسِ عَدَاوَةً لِّلَّذِينَ آمَنُواْ الْيَهُودَ وَالَّذِينَ أَشْرَكُواْ “İnsanlar içerisinde iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak Yahudiler ile, şirk koşanları bulacaksın” (Maide 82.) veya şu ayete kulak verelim; يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ ” Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar. İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.” (Maide, 51)

 

3)            Dost edinmememiz gerekenlerden bir tanesi de, küfrü imana tercih eden yakınlarımızdır. Eğer yakın akrabalarımızdan Allah’a ve dinimize düşmanlık yapanlar, Müslümanları kendilerine düşman olarak görenleri dost edinemeyiz. Onlarla kan bağımızın olması da bu durumu değiştirmez. Allah’ın dinini ve onun Peygamberine düşmanlık eden insanların safında yer alanla ilgili olarak, Kur’da  Nuh (a.s)’ın oğlu  misal verilir. قَالَ يَا نُوحُ إِنَّهُ لَيْسَ مِنْ أَهْلِكَ إِنَّهُ عَمَلٌ غَيْرُ صَالِحٍ فَلاَ تَسْأَلْنِ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ “Ey Nuh! O senin ailenden değildir; çünkü kötü bir iş işlemiştir; öyleyse bilmediğin şeyi Benden isteme.” (Hud, 46) ve şu ayete de bakalım; يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّ مِنْ أَزْوَاجِكُمْ وَأَوْلَادِكُمْ عَدُوًّا لَّكُمْ فَاحْذَرُوهُمْ وَإِن تَعْفُوا وَتَصْفَحُوا وَتَغْفِرُوا فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ “Ey inananlar! Eşleriniz ve çocuklarınızdan size düşmanlık edenler olur, onlardan sakının; ama, siz affeder, suçlarını örter ve bağışlarsanız bilin ki Allah da bağışlar ve acır.” (Teğabun 14) İman ettiğimiz için bize ve dinimize düşmanlık eden kimselerden sakınmamız istenmektedir. Konu ilgili başka bir ayette ise; يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ آبَاءكُمْ وَإِخْوَانَكُمْ أَوْلِيَاء إَنِ اسْتَحَبُّواْ الْكُفْرَ عَلَى الإِيمَانِ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ “Ey iman edenler, eğer imana karşı inkârı sevip tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, işte bunlar zulmeden kimselerdir.” (Tövbe, 23) Başka bir ayette ise; لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ يُوَادُّونَ مَنْ حَادَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُوا آبَاءهُمْ أَوْ أَبْنَاءهُمْ أَوْ إِخْوَانَهُمْ أَوْ عَشِيرَتَهُمْ أُوْلَئِكَ كَتَبَ فِي قُلُوبِهِمُ الْإِيمَانَ وَأَيَّدَهُم بِرُوحٍ مِّنْهُ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ أُوْلَئِكَ حِزْبُ اللَّهِ أَلَا إِنَّ حِزْبَ اللَّهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ “Allah’a ve ahiret gününe inanan bir milletin, babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa bile Allah’a ve Peygamberine karşı gelenlere, sevgi beslediklerini görmezsin. İşte Allah, imanı bunların kalblerine yazmış, katından bir nur ile onları desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyar. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah’tan hoşnut olmuştur. İşte bunlar, Allah’tan yana olanlardır. İyi bilin ki, saadete erecek olanlar, Allah’tan yana olanlardır.” (Mücadele 22)

 

Yukarıda gündeme getirdiğimiz ayetlerden de anlaşıldığı gibi, Müslümanın kendilerini düşman benimsemesi gereken insanlar olduğunu ve bu insanları dost edinmememiz gerektiği net bir üslup ile gündeme getirmiştir. Bize düşünde bu ayetlerde Rabbimizin bizim için belirlediği ölçülere “İşittik ve itaat ettik” demektir. Akla söyle bir soru gelebilir. Ayetlerde gündeme getirilen zümreleri biz hangi sebepten dolayı düşman göreceğiz? İnançlarından dolayı mı yoksa başka bir sebep mi var? Kardeşlerim Kur’an’dan anladığımız odur ki; bu zümreleri düşman bilmemizin sebebi bunların inançları değil, bize karşı yürüttükleri düşmanlıklarıdır. Yani biz bir Yahudiye, Hıristiyana, Kafire ve diğerlerine inançlarından dolayı düşmanları yapıyor değiliz. Bu saydığımız kimseler bize düşmanlık yaptıkları için, Allah ve dinimize düşmanlık yaptıkları için biz bunlara düşmanlık yapmak zorundayız. Rabbimizin şu buyruğuna kulak verelim; “Allah sizi, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara âdil davranmaktan men etmez. Şüphesiz Allah âdil davrananları sever. Allah, sizi ancak, sizinle din konusunda savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için destek verenleri dost edinmekten men eder. Kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (Müntehine 8-9)

 

O halde, dinimizi ve bu dine inandığımız için bizi düşman edinenleri bizde düşman edineceğiz. Onlara karşı asla ve kat’a sevgi beslemeyeceğiz. Onları dost edinmeyeceğiz. Bizim dostumuz ancak ve anacak Allah ve O’nun Resulü ve de bizim gibi Müminleridir. Biz iman eden kimselere karşı asla ve kat’a kin, nefret ve düşmanlık besleyemeyiz. Kafirleri dost edinmemiz bize yasaklandığı gibi, müminleri de düşman edinmemiz bize yasaklanmıştır. لاَّ يَتَّخِذِ الْمُؤْمِنُونَ الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاء مِن دُوْنِ الْمُؤْمِنِينَ وَمَن يَفْعَلْ ذَلِكَ فَلَيْسَ مِنَ اللّهِ فِي شَيْءٍ إِلاَّ أَن تَتَّقُواْ مِنْهُمْ تُقَاةً وَيُحَذِّرُكُمُ اللّهُ نَفْسَهُ وَإِلَى اللّهِ الْمَصِيرُ “Müminler, müminleri bırakıp kafirleri dost edinmesinler; kim böyle yaparsa Allah katında bir değeri yoktur, ancak, onlardan sakınmanız hali müstesnadır. Allah sizi Kendisiyle korkutur, dönüş Allah’adır” (Ali İmran 28)

  Bu gün herkesi dost edinmemiz bizden isteniyor. Bize düşmanlık yapan her türlü değerlerimizi yok etmek için çabalayan insanları sevmemiz bizden isteniyor. Bizi kimliksiz ve kişiliksiz bir hale getirmek istiyorlar. Dinimizi ve değerlerimizi yok etmek için çabalayanları dost ve müttefik kabul etmemizi istiyorlar. Bize düşen ise, her konuda olduğu gibi bu konuda da, Kitabımızın ilkelerine bağlı kalarak, kitabımızda düşman bellememiz gereken insanları düşman bellemeliyiz. Allah’a, Resulüne ve Müminlere düşmanlık yapanları asla dost edinmemeliyiz. Selam, dostunu ve düşmanını tanıyarak onu karşı sorumlulukları yüklenen kimselerin üzerine olsun.    

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu